Tarık Akan’ın ardından bir veda yazısı

Tarık Akan’a saygı duymak için önemli neden ya da o’ndan bize kalması gereken…

Tarık Akan'a saygı duymak için önemli neden ya da o'ndan bize kalması gereken...

Yazar: İsmail Topkaya

Bazı kişilerin Tarık Akan’ın arkasından neden küfürler ettiğini anlamak mümkün.. Bazı kişilerin ise bir Türkiye sanatçısının ardından topluma yönelik bir kaç cümle ile taziyede bulunmayışlarını ya da bir kaç cümle ile “iyi” cümleler kurmamış olmalarını kabul etmesek de anlamak mümkün…

Çünkü onlar kendilerinden görmedikleri kimseyi sevmiyorlar ve saygı duymuyorlar.. Bunu epey zamandır biliyoruz. Varlık nedenleri ve varoluş formasyonları budur çünkü…

Bazı solculara ne demeli peki?

Onların da bazılar Kürt’ler ve Kürtlük meselesi ile ilgili olarak yeterince Kürt’çü bulmadıkları, hatta Kemalist ya da ulusalcı buldukları Tarık Akan’a yönelik saygın olmayan yazılar yazmaya koşullanmışlardır. Onunla ilgili olumlu şeyler söylememek için bir hayli çaba sarfetmektedirler. En azından Seyit Ali’ye yapılmamalıdır bu…. Öyle değil mi?

Kimileri de onun kadar cesur olamadıkları halde sözüm ona sınıf mücadelesi bağlamında çok bir şey ifade etmediğini, savrulduğunu ifade eden süslü laflarla “materyalist hatimler” indirmekle meşguller.

Her neyse; Tarık Akan’a saygı duymak ve arkasından olumlu şeyler söylemek için basit ama önemli gerekçe şudur;

Hem uzun boylu olacaksın, hem uzun boylu olduğun halde sırtında kamburun olmayacak, omuzların da yeterince geniş olacak… Yetmezmiş gibi memleketin en güzel yüzlü ve en yakışıklı insanı olacaksın, tüm bunlar da yetmezmiş gibi hem şöhretin ve hem de bir zamanlar sırtını dönebildiğin paran olacak, en önemlisi de yaptığın işi evrensel ölçülerde kabul görecek düzeyde bir yetkinlikle yapmış olacaksın….

Ve bunca farklılığına rağmen “sıradan insanlara” asla tepeden bakmayacaksın… Ayrıcalıklı olmayı istemeyecek, protokol adamı olmayacaksın.

Bu koşullara sahip olduğu halde onun gibi davranan başka bir adam gösterebilir misiniz?
Gösteremezsiniz… Gösterseniz de Tarık Akan türevi birkaç insandır geriye kalan.

Bugün iki dizide oynadı diye yeni yetme soytarı sanatçı bozmalarının yanına yaklaşamıyor kimse?

Yine bugün iki şarkı üç türkü söyledi diye pahalı jeep’lerinden inmeden ve insanların yüzüne dahi bakmadan röportaj veren soytarılara temas dahi edemiyor hiç kimse.

Bugün siyasetten, şarkıcılığa, şarkıcılıktan ticarete ünlü ve paralı zibidilerin dünyasında herkese tepeden bakılan bir taşra müptezelliğinde, hayran olanlar ile hayran olunanlar vasatlığının uçsuz bucaksız toplumsal çöllerinde Tarık Akan gibi insanlara, elbette onları kutsallaştırmadan yüceltmek bir sorumluluk ve bir görev olsa gerektir.

Her şeye rağmen salt “ulaşılmaz” olmadıkları için saygın olmayı hak eden herkese selam olsun…

**

‘Tarık Akan’ Sinemanın ve solun büyük kaybı

Önceki yazıPopülere inat; yaşasın Oralet!
Sonraki yazıOrduya sızan altın nesil
İsmail Topkaya; 1960 yılında Manisa’da doğdu. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimlerini sırasıyla köy, belde, ilçe ve ilde tamamladı. 1985 yılında başladığı öğretmenliğini, 1993 yılından itibaren bir devlet üniversitesinin akademik kadrosunda sürdürmektedir. Yayınlanmış birçok mesleki kitapları, makaleleri ve bildirileri bulunmaktadır. Bazı dergi, gazetelerde güncel, politik, eğitsel ve futbol/spor ile ilgili konularda yazıları yayınlanmış olup, halen bazı sitelerde yazmaya devam etmektedir. Eylül 2016'dan beri İndigo Dergisi yazarıdır.