Üzüntü faydalı olabilir mi? İşte üzüntünün 4 faydası!

Her ne kadar kişinin kendini mutlu hissetmesi arzu edilse de, bazı durumlarda belli bir düzeyde üzüntü hissetmek de kişiye önemli faydalar sağlayabiliyor…

Kişinin kendini mutlu hissetmesi arzu edilse de, bazı durumlarda belli bir düzeyde üzüntü hissetmek de kişiye önemli faydalar sağlayabiliyor.

Uzmanlar üzüntü duymanın kişiye bazı önemli faydalar da sağladığını söylüyor. İşte size üzüntünün faydalı olabileceğini gösteren bazı durumlar.

1- Üzgün ruh hali hafızanızı güçlendirebilir

Mutlu ruh hali çevremizde tesadüfi olarak gördüğümüz şeylerle ilgili onlara dikkatimizi verme ve sonradan onlarla ilgili detayları hatırlama gücümüzü zayıflatabilirken, sıkıntılı bir ruh hali bunu arttırabiliyor. Kötü bir ruh halinde olanlar, ruh hali iyi olanlara göre gördükleri detayları daha doğru hatırlayabiliyor.


Mutlu ruh hali kişinin bilgileri zihninde daha dikkatli ve uyanık şekilde işleme yetisini azaltıyor ve yanıltıcı bilginin hafızadaki orjinal bilgiyi tahrif etme riskini arttırıyor. Buna karşılık kötü bir ruh hali kişinin detaylara daha çok odaklanmasını sağlıyor ve kişinin hafızası onu daha az yanıltıyor.

2- Üzüntü motivasyonunuzun artmasına yardımcı olabilir

Mutlu olduğumuz zamanlarda, doğal olarak o mutluluk hissinin hep devam etmesini isteriz. Mutluluk hissi bize şu mesajı verir, şu anda güvenli ve hep alışık olduğun bir ortamdasın ve bir şeyi değiştirmek istediğinde çok az çaba sarfetmen yeterli, her şey yolunda mesajı verir. Buna karşılık, üzüntü hissi hafif bir alarm sinyali gibidir, çevremizde bulunan bir zorlukla başa çıkabilmemiz için bizi daha çok çaba harcamaya ve daha fazla motive olmaya sevk eder, durumu düzeltmeye yönelik bir enerji ortaya çıkartır.  Bu nedenle, negatif bir ruh halinde olup, içinde bulundukları kötü durumu değiştirmek için daha çok motivasyonu olan kişilere göre, mutlu kişiler bazen bir konuda eyleme geçmek için kendilerini daha az motive olmuş hissederler.

Buna göre çaba gerektiren zorlu işlerde mutsuz bir ruh hali kişinin o işle uğraşma azmini artırırken, mutlu bir ruh hali tam tersi etki yapabiliyor. Bunun da muhtemel sebebi kişinin zaten mutlu bir ruh halindeyken, bir işi yapmak için daha az motivasyona sahip olması, çünkü zaten her şey yolunda mesajıyla kişi relaks olabilir ve işler üzerindeki dikkati azaltabilir.

3- Üzüntü insanlarla daha iyi iletişim kurulmasını sağlar

Genel olarak mutluluk insanlar arasındaki olumlu etkileşimi arttırır. Mutlu insanlar daha özgüvenli, daha iddialı ve daha yetenekli iletişim kuruculardır. Daha çok tebessüm ederler ve üzgün insanlara kıyasla mutlu kişiler daha sempatik olarak algılanırlar. Bununla birlikte, daha temkinli, daha az iddialı ve daha özenli bir iletişim şeklinin gerektiği durumlarda, üzgün bir ruh hali daha çok işe yarayabilir.

Yapılan deneylerde, üzgün bir ruh halinde olan kişilerin daha çok ikna edici konuştuğu ve konuştuklarını savunmak için daha etkili ve somut argümanlar ortaya koyduğunu ve pozitif bir ruh halinde olan kişilere göre diğer insanları bir şeye ikna etme konusunda daha iyi olduklarını görüldü. Mutlu ruh halinde olanlara göre, üzgün bir ruh halinde olanlar adil olma konusunda daha dikkatli. Kişinin içinde bulunduğu ruh hali onun bencil mi yoksa adil mi olduğu konusunu da etkiliyor.


4- Üzüntü kişinin muhakeme gücünü arttırır

İnsanoğlu sıklıkla sosyal ilişkileriyle ilgili çıkarımlar yapar, başkalarının düşünce ve davranışlarını anlamak ve tahmin etmek için sosyal işaretleri okumaya çalışır. Ne yazık ki, kişinin yaptığı bu çıkarımların yanlış olma ihtimali beynimizin kullandığı bazı kısa yollar ve sahip olduğumuz bazı önyargılar nedeniyle oldukça yüksektir.

Tekrar tekrar yaptığımız araştırmalarda insanların mutluyken, önyargılarına göre sosyal çıkarımlar yapma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu gördük. Mutlu bir ruh hali kişiye tanıdık gelen şeyi doğru olarak görme eğilimini arttırıyor, üzgün bir ruh hali ise tam tersi etki yapıyor. Üzgün bir ruh halinde olan kişiler mantıksal hatalar yapmaya daha az meyillidirler ve tanık oldukları bir olayı anlatırken daha az yanlış yaparlar.

Kötü bir ruh hali aynı zamanda kişinin ilk edindiği izlenime çok fazla önem verip daha sonra ortaya çıkan detayları önemsememesinden kaynaklanan ve başka bir peşin önyargı olan öncelik etkisinin azalmasını sağlar. Kötü bir ruh hali izlenim edinme süreçlerinin daha doğru şekilde gerçekleşmesine yardımcı olur.

“Üzgün olmanız depresyonda olduğunuz anlamına gelmiyor”

Üzgün olmakla negatif odaklı olmak, mutlu olmakla pozitif olmak kişisel gelişim dünyasında çok karıştırılır. Örneğin bir yakınını kaybeden fakat pozitif bir bakış açısına sahip olan bir kişi bunun geçeceğini ve bu üzüntünün normal olduğunu bilir, kabullenir. Negatif odaklı kişi ise kendi düğününde bile bir şey olacak duygusuyla eğlenemez.

Tabi ki, üzgün ruh halinin faydalarının da belli bir sınırı vardır. Kısmen kişinin ruh halindeki bir bozukluk olarak tanımlanan depresyon, uzun süren ve yoğun üzüntüyle beraber seyrettiğinde, insanın hayatını ciddi oranda etkileyebilir. Mesela hafızası kötüleşen birine bu durumla baş edebilmesi için üzüntülü bir ruh haline girmesi tavsiye edilmez. Yapılan araştırmalar böyle bir şey yapmanın faydalı olduğu sonucunu doğrulamıyor.

Fakat hafif ve kısa süreli bir üzüntü aslında hayatımızın birçok alanındaki problemlerle baş etmede bizim için faydalı. Belki de bu yüzden, her ne kadar kendini üzgün hissetmek başa çıkılması zor bir durum olsa da, Batı sanatı, müziği ve edebiyatının en başarılı birçok eserinde üzüntülü olma konusu ele alınmıştır. Günlük yaşamda da aynı şekilde, insanlar bazen kendilerini üzgün hissettirecek birtakım yollara başvururlar. Mesela hüzünlü sözleri olan şarkılar dinlemek ya da sonu kötü biten veya hikayesi üzücü olan filmler izlemek ya da kitaplar okumak gibi.


Her duygunun doğru şartlar altında oynadığı önemli bir rol var. Her ne kadar kendini mutlu hissetmenin faydaları üzerinde çok şey yazılıp çizilse de, üzüntülü bir ruh halinin de kişiye bazı faydaları olabileceği konusu göz ardı edilmemelidir.”

‘Stres ve üzüntü’ kilo aldırır mı?


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.