Tecavüzcüne ağlama kızım o senin kaderin olacak!

Nasıl bir Türkiye’ye, çocuk gelinler olan bir ülkeye mi gidiyoruz? Arapların yaşamına özlem duyulan bir Türkiye mi? Tecavüzcüne ağlama kızım o senin kaderin olacak! Minik bedenin teslimiyeti kabul etmeyecek; ama birileri senin bedeninin üzerinden birilerini aklayacak…

Tecavüzcüne ağlama kızım o senin kaderin olacak!

Tecavüzcüne ağlama kızım o senin kaderin olacak!

Bak kızım, bak küçüğüm…

Aklın ermeyecek, bir anlamda veremeyeceksin bu söylediklerime…

Ama, işte ben de söylemeliyim; söylemeliyim ki nasıl bir yarına, nasıl bir Türkiye’de yaşayacaksın bunu bil ve öyle yaşa…

Gözlerin masum bakıyor; elinde mavi gözlü, sarışın bebeğinle oyunlar içindesin…

Hiç düşünmüyorsun o geleceğini, düşünemezsin de; sen bambaşka şeyler hayal ediyorsun…

Hayalinde belki beyaz bir gelinlik ve elindeki o bebeğin gibi bir bebeğin olacağını düşünüyorsun…

Yok kızım, yok!

Öyle ucuz ve kolay değil o beyaz gelinlik…

Önce bir mücadelen olacak ona bürünmek için; giymek için demiyorum, çünkü bazen kefenin olur o saflığın temsilcisi…

Sen şimdi çamurdan evler yapıyorsun, kibrit kutuları ile ev yapıyor, evcilik oynuyorsun…

‘Artık kibrit kutuları mı kaldı baba’ deme sakın, bazen onları bile özleyeceksin, olmasını isteyecek ama çok geç olacak, “keşke…” diyeceksin!..

Seni, onlara bile özlem bırakacaklar. Gözlerine yaş, gönlüne derin bir yara açacaklar…

İstediğin asla olmayacak!

Yaşıtın minik ellerine oyun için kına yakarken, sen evlilik için yakacaksın!

Minik bedenin teslimiyeti kabul etmeyecek; ama birileri senin bedeninin üzerinden birilerini aklayacak…

Ağlama kızım, kaderine de üzülme; çünkü o kader dediklerini dinselleştirecek ve birileri o bedenini çirkin bedenlere teslim edecek.

Ben, seni büyütüyorum, parklarda koşturuyorum; seni doğa ile buluşturuyorum; ancak birileri de seni, bedeninden büyük bedenlerle buluşturmak istiyor…

17 yaşında idam edilen topraklarda büyüdüğünü unutma, sen de belki de 13’ünde bir Erdal verirsin he, nereden bilebilirsin ki?!..

Çok mu zor sanki, bu topraklar neyi görmedi, neyi yaşamadı ki?!..

Sen küçük ellerinle yüzümü okşarken, bir gün gelecek belki de ellerin, istemediğin birinin bedeni ile üzerinde olacak!..

“Tecavüzcün, senin kaderin olacak!” diyecekler…

Acımasız davranacaklar, sana sormayacaklar, ‘ne istiyorsun’ demeyecekler bile…

Annen ve ben, senin için ağlayacağız; ancak başka anne, babalar da buna alkış tutacak…

‘Bu nasıl iş’ deme kızım…

Bu ülke böyle, çığlıklara kulak vermeyen, ses çıkarmayan bir ülke kızım…

Şimdi, sen uyu ve o gelecek olan kaderini bekle…

Olanlara sakın şaşırmayın daha olabilecekler varken!

Tecavüz ve cinsel istismar meşrulaştırılamaz!

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…