Tiroid hastalıkları düşüğe ve bebekte zeka geriliğine neden oluyor

Bu bölümde, gebe kalmayı düşünen kadınlar nelere dikkat etmeli? Tiroid hastalıkları nasıl teşhis edilir? ve Bir otoimmün hastlağı olan “Hashimoto” hastalığına değineceğiz. Endokrin ve Tiroid Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata ile röportajımıza devam ediyoruz.

Tiroid hastalıkları, “Düşüğe” ve “Bebekte zeka geriliğine” neden oluyor

Röportaj: Prof. Dr. Metin Özata

Gebelik ve emzirme döneminde hangi tiroid hastalıkları oluşur?

Öncelikle şunu önemle vurgulamak isterim; Gebe kalmadan önce mutlaka tiroid hormon tetkiki yapılmalıdır. Tiroid hastalıkları düşük ve bebekte zeka geriliği yapabilir. Ailesinde tiroid hastalığı, şeker hastalığı ve guatr olan gebe kadınlarda tiroid hastalığı riski daha fazladır.

Gebelik öncesi tip 1 şeker hastalığı olan veya kanında anti-TPO antikoru yüksek olan veya daha önce tiroid hastalığı geçiren kadınlarda da bu risk çok yüksektir. Önceden düşük yapan kadınlarda da tiroid hormon tetkikleri gebelik süresince iyi takip edilmelidir.

Gebelikte Graves hastalığı

Gebelikte Graves hastalığı, (tiroid bezinin fazla çalışma hastalığı)  her 100 gebeden birisinde ortaya çıkar, yani nadir  görülür. “Gebe kalmadan önce Graves hastalığı olan kadınlarda veya gebelikte ortaya çıkan Graves hastalığında, gebeliğin 10-12’nci haftalarında mutlaka TSH–Reseptör antikor ölçümü yaptırılmalıdır”. Bu antikor yüksek olursa anne karnındaki bebekte tiroid bezi fazla çalışabilir ve ayrıca bebek doğduktan sonra da aynı şekilde bebeğin tiroid bezinin fazla çalışma olasılığı vardır.

Gebelikte oluşan Graves hastalığı, tedavi edilmezse erken doğuma veya bebeğin büyümesinde gecikmeye neden olabilir.  

TSH-R antikorları gebeliğin 4 ve 6’nci ayları arasında anne kanında  çok yükselirse bebekte hastalık olup olmadığı ultrason ile  değerlendirilir. Bu sayede bebek kalp atım hızının artıp artmadığı, guatr gelişip gelişmediği veya büyümesinin normal olup olmadığı anlaşılır.

Graves hastalığı olan gebelere Propiltiourasil (Propiltiourasil) ilacı minimal dozda (50-100 mg/gün) verilerek tedavi yapılır. Bu ilaca karşı  yan etki olursa gebeliğin 4-6’ncı ayları arasında cerrahi (ameliyat) tedavisi uygulanabilir.

Doğum sonrası Graves devam ederse veya yeniden ortaya çıkarsa emziren kadınlara en fazla 150 mg/gün kadar dozda Propiltiourasil tablet veya 15-20 mg/gün Metimazol tablet verilebilir. Bu dozlarda emzirmeyi kesmeye gerek yoktur. Eğer daha yüksek dozlar kullanmak gerekirse o zaman bebeğin tiroid hormonlarını takip etmek gerekir; çünkü, bu “ilaçlar süt ile çocuğa geçerek onun tiroid bezinin çalışmasını azaltabilir”.

Bu kadınlarda tiroid bezi iltihabı (tiroidit) sık görüldüğünden TSH hormon ölçümleri doğumdan sonra belirli aralıklarla yapılmalıdır. Tiroid bezi iltihabı doğumdan sonraki 9 ay içinde bu hastalarda sık görülür.

Aşırı kusan ve bulantısı olan gebe kadınlarda bazen serbest T4 hormonunda artma TSH hormonunda düşme olabilir. Bu durum için ilaç kullanılmaz. Kendiliğinden düzelir.

Sigara içen annelerin çocuklarında, iyot yetmezliğinden dolayı, “Tiroid yetmezliği” gelişebilir.

Anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlarda erken doğum,  düşük riski ve doğum sonrası depresyon ve tiroid yetmezliği riski artmıştır. Bu nedenle sık aralarla TSH hormon ölçümü yapılmalı ve bu kontrollerin doğum sonrası da devam etmesi gerekir.

Tiroid hastalıkları, “Düşüğe” ve “Bebekte zeka geriliğine” neden oluyor

Tiroid yetmezliği bebekte “zeka geriliği” yaptığından kadınlar, hamile kaldığını öğrenir öğrenmez hemen “TSH hormonu ölçümü” yaptırmalıdırlar. Eğer tiroid yetmezliği varsa, Levotiroksin adlı ilacın kullanılması gerekir. Doğum sonrasında ve emzirme döneminde de bu ilaca devam edilir. İlacın emzirme döneminde bebeğe herhangi bir zararı yoktur.

Sigara için annelerin sütlerinde iyot azalır ve çocukta tiroid yetmezliği gelişebilir. Bu nedenle emziren kadınlar sigara içmemelidir.

Gebelik döneminde guatr oluşum sıklığı arttığı gibi gebe kalmadan önce guatrı olan kadınlarda guatrın büyüdüğü gözlenir. İyot eksikliği olan kadınlarda bu durum daha sık oluşur. İyot kaybının gebelikte artması ve bebeğin iyot kullanması nedeniyle iyot ihtiyacı artar. Bu nedenle gebelik döneminde iyot alımı artırılmalı ve guatr varsa Levotiroksin ilacıyla tedavi yapılmalıdır.

Hashimoto hastalığından bahseder misiniz?

Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı veya tıptaki adıyla”Hashimoto tiroiditi” bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. 1912 yılında Japon bilim adamı Akira Hashimoto tarafından tanımlandığı için bu ad verilmiştir.

Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı en fazla tiroid bezi yetmezliği yapan hastalıktır. Diğer bir deyimle tiroid bezi yetmezliğinin en önemli nedeni Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabıdır.

Bu hastalık otoimmün hastalıklar dediğimiz hastalıklardan birisidir. Otoimmün hastalıklarda vücut kendi dokusunu yabancı doku olarak algılayıp onu yok etmek ister ve vücut içinde bir savaş oluşur. Hashimoto tiroiditinde de vücut tiroid bezini yok etmek ister.

Vücudumuz tiroid bezini yok etmek için çok miktarda anti-TPO antikoru ve anti-tiroglobulin antikoru üretir. Bu antikorlar tiroid bezine bağlanarak tiroid hücrelerini harap ederler. Bu arada tiroid bezine birçok iltihap hücresi birikir.

İltihap sonucu tiroid hücreleri tahrip olarak azalınca da bez küçülür ve hormon yapacak hücre kalmaz ve sonunda tiroid hormon yetmezliği ortaya çıkar. Bu hastalarda yıllar içinde tiroid bezi gittikçe küçülür. Başlangıçta ufak bir guatr ve kanda anti-TPO antikor yüksekliği varken TSH, T3 ve T4 hormonları normaldir.

Daha sonra zaman içinde hastalık ilerledikçe önce başlangıç halinde tiroid yetmezliği (sadece TSH yüksek, fakat T3 ve T4 normal) sonra tam tiroid yetmezliği (TSH yüksek, T3 ve T4 hormonları düşük) gelişir.

Fazla iyot alımı, Hashimoto tiroidit sıklığını arttırıyor

Tiroid hastalıkları, “Düşüğe” ve “Bebekte zeka geriliğine” neden oluyor

Hashimoto hastalığı başlangıcında tiroid bezinde büyüme yani guatr vardır;  daha sonra tiroid bezi yavaş yavaş devam eden harabiyet nedeniyle yıllar içinde küçülerek sanki yok olur.

Hashimoto hastalığının nasıl başladığı tam olarak bilinmiyorsa da “genetik eğilim” önemlidir. Ailesel özellik gösterir. Aynı ailenin üyelerinde sık görülür. Hashimoto tiroiditi olan hastalarda  kuvvetli bir genetik geçiş vardır ve bu hastaların  birinci dereceden akrabalarında tiroid antikorları (anti-TPO ve anti-tiroglobulin) yüksek  olarak bulunur ve hastalık ailenin diğer üyelerinde de sıklıkla ortaya çıkar.

Bu nedenle eğer ailede Hashimoto tiroiditi varsa, mutlaka ailenin diğer üyeleri de tiroid tetkiklerini yaptırması gerekir.

Hashimoto tiroidit sıklığı iyot alımı arttıkça artmaktadır. ABD ve Japonya gibi iyot alımının yüksek olduğu ülkelerde sıklığı yüksektir.

Toplumun % 2’sinde bulunur. Hashimoto hastalarının % 95’i kadındır. Tüm yaşlarda ortaya çıkarsa da 30-50 yaş arasında sıktır. Kadınlarda erkeklere göre 15-20 kat daha fazla görülür. Ergenlik çağındaki kızlarda sıklığı % 0.8-1.6’dır.

Anti-TPO antikorunun kanda yüksekliği yaşla birlikte artar ve 70 yaş ve daha büyük kadınların % 33’ünde bu antikor yüksek olarak bulunur. 

Anti- TPO ve anti-tiroglobulin antikorlarının ve sadece TSH’nin yüksek olduğu kadınlarda tiroid bezi yetmezliği yani tiroid hormon azlığı her yıl  % 5 oranında gelişir.

Çoğu hastanın hiçbir şikayeti yoktur.  Bazı hastalarda küçük bir guatr ve anti-TPO antikor yüksekliği vardır. Bazen tiroid bezi yetmezliği (tiroid hormon yetmezliği-hipotiroidi) ile doktora başvururlar.

Tiroid Hastalığı Nasıl Kilo Yapıyor?

Yaş ilerledikçe Hashimoto’lu hastalarda hipotiroidi (tiroid bezi yetmezliği) sıklığı artar.

Hashimoto’lu hastalarda lastik sertliğinde bir guatr vardır. Çok nadiren tiroid bezi sert olabilir.  Tiroid bezinde ağrı veya hassasiyet yoktur. Genellikle tiroid büyümesi sessiz olur ve şikayet bulunmaz.

Bu hastalar doktora genellikle guatr nedeniyle veya tiroid hormon azlığının neden olduğu halsizlik, bitkinlik, el ve yüzde şişme, ses kalınlaşması gibi şikayetler nedeniyle başvururlar. Tedavisinde Endokrin uzmanları ilaç tedavisi yapar.

Tiroid hastalıklarının teşhisi nasıl yapılır? 

Tiroid hastalıklarının teşhisi için bazı tetkiklerin yapılması gerekir. Bu tetkikler aşağıda verilmiştir:

1- a) Kan Testleri:

Sıklıkla kullanılan kan testleri serbest T3, serbest T4, TSH, anti-TPO antikoru, anti-tiroglobulin antikoru,  TSH-reseptör antikoru, tiroglobulin ve kalsitonin hormonlarının kan düzeylerinin ölçülmesidir.

T4 ve T3 hormonlarının normal sınırın altında veya üstünde olması tiroid bezinin iyi çalışmadığını gösterir.  T4 ve T3 hormonları düşük ise beziniz az çalışıyor, buna karşılık T4 ve T3 hormonları yüksek ise beziniz çok çalışıyor demektir. T3 ve T4 ölçümü yaptırırken serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını ölçtürmek en iyisidir. Total T4 ve Total T3 artık pek kullanılmamaktadır. Gebelerde, doğum kontrol hapı kullananlarda ve östrojen ilacı alanlarda mutlaka serbest T3 ve serbest T4 hormon ölçümleri yapılmalıdır.

Tiroid bezinin az veya çok çalıştığını gösteren diğer bir tetkik TSH hormon ölçümüdür. TSH ölçümünün normalden düşük olması tiroid bezinin aşırı çalıştığını gösterir. Kan TSH düzeyinin normalden yüksek bulunması ise tiroid bezinin az çalıştığını gösterir.

Hashimoto nedir? Yorgunluk mu, Hashimoto mu?

Hashimoto hastalığı, tiroid bezi yetmezliğine neden oluyor!

Tiroid bezi hastalıklarını teşhiste ayrıca tiroid antikorları denen anti-TPO (diğer adı anti-mikrozomal antikor)  ve anti-tiroglobulin antikorları da ölçülür.  Bu antikorların yüksek olması tiroid hastalığının “otoimmün hastalık” denilen “bağışıklık sistemi bozukluğuna” bağlı olarak ortaya çıktığını gösterir.

Otoimmün hastalık vücudun kendi dokusunu (burada tiroid bezini) yabancı bir doku olarak algılayıp onu yok etmeye çalışmasıdır. Bu nedenle bağışıklık sistemimiz tiroid bezini yok etmek amacıyla anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları üretir. Bu antikorlar tiroid bezine yapışarak hücreleri tahrip eder. Vücudun neden böyle davrandığı henüz bilinmemektedir.

Anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları en çok Hashimoto hastalığı denen bir hastalıkta yükselir. Hashimoto hastalığı tiroid bezi yetmezliği yapan bir hastalıktır.  Toplumda bu antikorlar %10 kişide  tiroid hastalığı olmadan yüksek olarak bulunabilir.

TSH-reseptör antikoru, Graves hastalığı denen ve gözlerde büyüme yapan tiroid bezinin aşırı çalışması hastalığında kanda yükselebilmektedir.

Tiroglobulin ölçümü ise ameliyat olmuş ve tiroid bezi tamamen alınmış tiroid kanserli hastaların izlenmesinde kullanılır. Diğer hastalıkların teşhisinde pek kullanılmaz. “Tiroglobulin düzeyinin gittikçe artması tiroid kanserinin nüks ettiğini gösterir”.

Kalsitonin ölçümü ise medüller tip tiroid kanserinin teşhisi ve izlenmesinde faydalıdır. Kalsitonin düzeyi yüksek olan nodüler guatrlı hastalarda medüller kanser şüphesi artar ve başka testler yapılır. Ameliyat olan medüller kanserli hastalarda kalsitonin düzeyinin yüksek olması kanserin vücutta bulunduğunu ve devam ettiğini gösterir.

1- b) Tiroid Ultrasonu:

Tiroid ultrasonu ses dalgaları gönderilerek tiroid bezinin yapısının veya resminin bilgisayar ekranında ortaya konduğu bir tetkiktir. Herhangi bir radyoaktif madde kullanılmaz. Bu nedenle gebelerde güvenle yapılabilir.  Tiroid ultrasonu tiroid bezinin büyüklüğünü, bezin şeklini ve nodül varsa onun büyüklüğünü anlamamıza yarar.

Ultrason ile nodül içinde sıvı olup olmadığı, yani nodülün kistik bir yapısının olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca ilaç tedavisiyle bezin veya nodülün ne kadar küçüldüğünü veya küçülmediğini daha iyi anlamamızda bize yol gösterir. Nodül kan akımının Doppler ultrason ile incelenmesi nodüllerin iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığı konusunda ek bilgi verir.

2- c) Tiroid sintigrafisi:

Damardan teknesyum denilen radyoaktif bir madde verilerek tiroid bezinin filminin çekilmesidir. Damardan teknesyum ilacı verildikten sonra kamera altına yatarsınız ve bu kamera teknesyum maddesinin tiroid bezi tarafından ne kadar tutulduğunu saptayarak tiroid bezinin filmi ortaya çıkar.

Radyoaktif madde verildiğinden sintigrafi gebelerde yapılmaz. Sintigrafi ile nodülün sıcak mı, soğuk mu olduğu anlaşılır. Bu tetkik ile alınan radyasyon sadece birkaç röntgen filmi çektirmekle aynı ayarda olup endişeye gerek yoktur.

1- d) Tiroid İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi:

Tiroid bezinde saptanan nodüllerde kanser olup olmadığını anlamak için yapılır. Nodülü olan tüm hastalara yapılması gereken bir tetkiktir. Biyopsi sonucuna göre ilaç tedavisi veya ameliyat kararı verileceğinden yapılması çok önemlidir. Oldukça basit, yapılması kolay ve ağrı oluşturmayan bir tetkiktir.

Damardan kan almak için kullanılan bildiğimiz plastik enjektörlerle yapılır. Damardan kan alınır gibi tiroid bezindeki nodülden plastik enjektörle parça alınır. Alınan hücreler patoloji bölümünde mikroskop altında incelenerek kanser veya iltihap olup olmadığı araştırılır.


Biyopsi koldaki damardan kan alınması gibi kolay bir işlemdir. Korkulmaması gerekir.  Ameliyat değildir. Unutmayınız ki, nodülünüzün kanserli olup olmadığını kesin olarak ortaya koyabilecek başka bir yöntem yoktur.  Bazen biyopsi ile yeteri kadar parça veya hücre gelmeyebilir. O zaman biyopsiyi tekrarlamak gerekir.

Devam Edecek…

Tiroid nodülü nedir? Nodül kanserin habercisi mi?