Yıl 2016: Bir paranoyanın özeti

Yıl 2016… Ankara’da bomba patladı. Elim telefonda defalarca çevirdim numaraları, Ankara’da olan tüm sevdiklerimi aradım. Tek bir sorum var; İyi misin?

Yıl 2016: Bir paranoyanın özeti

Yıl 2016… Antep’te bomba patladı. Telefon yine elimde. Soru yine aynı; iyi misin? Sana yakın değildi değil mi? Aman dikkat et. Sizden birine yakın değildi umarım?

Yıl 2016… İstanbul’da bomba patladı. Telefonun ucunda patron; Neredesiniz, Taksim’e gitmediniz değil mi?

Yıl 2016… Ülkede darbe girişimi. Kimin ne tarafta olduğunun belli olmadığı dönemler…

Yıl 2016… Hergün artan şehit haberleri… Arttıkça alışan, alıştıkça sessizleşen, sessizleştikçe umarsızlaşan bir millet…

Bir kadın tecavüze uğradı, şehrin orta yerinde. Tecavüzcüsü kravat takıp yırttı! Başka bir kadın tekmelendi; şort giydiği için. Zanlı yakalandı. Sonra serbest bırakıldı. Millet tepki verince tekrar tutuklandı sonra tekrar bırakıldı.

Yıl 2016: Bir paranoyanın özeti

Yıl 2016… Çocuklar öldü bu ülkede.

Annesinin, babasının sevgilisini gördüğü için. Tecavüze uğradı bu ülkede çocuklar ve çok duyarlı toplumuz sustu sadece. Tüh tüh dedi, vah vah dedi sonra yine sustu.

ÖYP ile üniversiteye yerleşen herkes doktora bitiminde kapı önüne konulacak. Elim telefonda yine, belki aslı astarı yoktur diye aradım dostlarımı. Onlar ki ben alttan ders alırken daha yüksek not alabilmek için bütünlemeye girerlerdi.

Sabah akşam ders çalışıp, bir yandan dil öğrenirlerdi.  Bir tanesine sözüm vardı. İlk dersine girecektim, elimde kocaman bir çiçek demetiyle. OHAL vardı, çabasız emeksiz, tanıdıkla, cemaatle üniversiteye kapak atanla aynı kefeye konuldular.

Öğrencileri için çalışan çabalayan, koşturan her zaman öğrencisinin yanında olan meslektaşım hocam KHK’yla geçici bir süreyle üniversitesinden uzaklaştırıldı. Bu ülkenin dibine dinamit koyan, bilimle alakası olmayan insanlarla aynı kefeye konularak üstelik.

Yıl 2016… Her akşam gecikince çalan telefon, annemden; “geç kalma, kalabalığa girme.”

Türkiye’de İstanbul’da yaşarken şimdi hangisine dikkat etmeli? Hangi kalabalıktan kaçmalı? Hangi mesleği yapmalı? Bu psikolojiden nasıl kurtulmalı? Yoksa sırf mutlu olabilmek için düzenle bir olup düşünü yok etmek mi gerekir? Düşünün var olduğu, huzurlu günlere…

Irak Başbakanı İbadi: Türkiye’yle savaşmak istemiyoruz, ama!

Ankara’daki bomba mı Survivor mı?