Büyükelçi Karlov suikastı nasıl değerlendirilmeli?

Karlov suikastinin arkasında ABD’nin taşeron örgütü FETÖ’nün olduğu iddiası daha çok gündemde. Bu eylemin arkasında da son dönemde yaşanan Türkiye ve Rusya ilişkilerinin iyileşmesi diyebiliriz…

Büyükelçi Karlov suikastı nasıl değerlendirilmeli?

Büyükelçi Karlov suikastı nasıl değerlendirilmeli?

Karlov suikastı ile ilgili ilk yazımda Karlov’u vuran kişinin kimliği belli değildi. Suikastı gerçekleştiren kişinin polis olduğunu daha sonra öğrendik…

Burada olayın yaşandığı sırada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardı. Bu olayı gerçekleştiren kişinin normal bir vatandaş ise oraya nasıl elini kolunu sallaya sallaya girmiş olmasıydı ve bu olayın vahim bir durumu ortaya çıkardığını gösteriyordu; ancak, bu suikastı gerçekleştiren kişinin daha sonra 22 yaşında genç bir polis tarafından gerçekleştirildiğini öğrendik. Olayın bir polis tarafından gerçekleştirilmesi, sıradan bir kişi tarafından gerçekleştirilmesinden daha vahim bir olay!

Eylemi gerçekleştiren Mevlüt Mert Altıntaş‘ın Gülen cemaatine daha doğru bir tabirle FETÖ‘ye yakın olduğu iddiası ortaya atıldı. Hatta 15 Temmuz darbe girişimi sırasında hiçbir polise izin verilmezken kendisine iki gün izin verildiği ve bu izni veren polis müdürü Kahraman Sezer‘in de 15 Temmuz’dan sonra tutuklandığı dile getirildi…

Bu eylem öyle basite indirgenecek bir olay değil. Felaket tellallığı da yapmak istemem ama Türkiye’yi bundan sonra daha zor günlerin beklediği ortada!

Düşünüldüğünde 22 yaşında genç bir insanı kandıran bir örgüt ve bu örgüte destek veren bir (kanımca) ABD

Suikast, aynı zamanda polis teşkilatı içerisinde görevlilerin birbirine olan güvenini de zedeleyecek, birbirlerine olan bakış açısını da etkilemesi kuvvetle muhtemel olacak; güven bunalımına neden olacaktır!

“Karlov suikasti kimin işine yarar?”

Büyükelçi’nin suikasta uğraması şu anki durum itibari ile Rusya ve Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin bozulmayacağı yönünde; bunun olumlu bir gelişme olduğu konusunda şüphe yok. Bunun yanında Rus hükümeti tarafından olayın araştırılması için işbirliği talebinde bulunması ve Türkiye’nin de olumlu bir cevap vermesi bu ortaklığın gelişimi açısından son derece önemlidir. Bunun yanında eski görevi KGB içerisinde istihbarat olan Putin‘in Türkiye’ye “Bu olayın kim tarafından yapıldığının bilinmesi gerekiyor” açıklaması da bu işbirliğinin ortaklığına önemli anlamda destek olacaktır…

“Bu suikast kimin işine yarar?” sorusu ile yola çıkıldığında akla ilk gelen ABD taşeronu FETÖ’dür. 

2016 yılı Ekim ayındaki “Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi” ve Suriye’de, Rusya’nın Türkiye’yi de yanına alarak ABD’yi devre dışı bırakmak istemesi bu eylemin arkasındaki nedenlerden birkaçıdır…

ABD dış istihbarat servisi CIA‘in geçmişte dünyanın birçok noktasında bu gibi eylemlere giriştiğini, iktidarı alaşağı etmek istediği zaman o ülkenin askerini, polisini kullanmaya çalıştığı gibi, kitlesel eylemler için provokatör sivil eylemciler de kullandığını biliyoruz…

Türk hükümeti bundan sonraki sürece daha soğukkanlı, itidalli yaklaşmalı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ABD projesi olan Gülen yapılanmasının büyük illegal kitle eylemlere dönüşmesi zor bir ihtimal olarak görülüyor; ancak bugün polis içerisindeki yapılanma ile bu tip eylemlerin peşinde olması söz konusu olabilir. Özellikle Türk siyasetçilerine yönelik eylemlerin gündeme gelmesi muhtemeldir. Artık, kitlesel eylemlerden çok bireysel ama uluslararası kamuoyunda da yankı uyandıracak eylemlerin söz konusu olma ihtimali oldukça yüksek.

Rusya Büyükelçisi Karlov suikastinde kimin parmağı var?

Rusya Büyükelçisi’ne suikast düzenleyen polis Mert Altıntaş