Futbol: Yensek de yenilsek de değişmez eğlencemiz

Latin Amerika’nın önemli ve değerli yazarlarından Galeano, “Gölgede ve Güneşte Futbol” adlı kitabını Calella de la Costa’da karşılaştığı çocuklara ithaf etmiştir. Nedeni ise futbol oynamaktan dönen çocukların dillerindeki “yensek de, yenilsek de, değişmez eğlencemiz futbol” şarkısıdır.

Futbol: Yensek de yenilsek de değişmez eğlencemiz

İşte şarkının bu sözleri, herkes için spor ve futbol eğitiminin “eğitim felsefesi” olmalıdır. Özellikle de spor alanı ile ilgili altyapı eğitimi dediğimiz “temel ve gelişim eğitimi” süreçlerinde.

Eğlenmeden ulaşılan başarı veya edinilen herhangi mesleki bir alan, köleliğin modern hallerinden herhangi birisidir. Bu bağlamda baktığımızda, yaptığımız işleri severek yapamıyor olmamızın göstergelerinden birisi eğlenmiyor olmamız değil midir?

Eğlenmek dediğin sadece zil takıp oynamak değildir. Keyif almaktır, sıkılmamaktır, işe yaradığını bilmek ve kendini önemli ve değerli hissetmektir. Özellikle çocuklar için hayat böyle olmalıdır. Spor ve futbol hayatı için de elbette.

Neden Futbol?

Okuyucularımızdan bazıları “neden futbol?” diye düşünebilirler. Çünkü haklı olarak ifade etmeye çalıştığımız konu, salt futbola ilişkin olan duygu ve düşünceler değildir. Futbolu özellikle vurguluyor olmamızın nedeni, öğreten/yöneten konumunda olanların çocuklara yönelik ayrımcılığın, rencide etmenin, ötekileştirmenin, öğrenen konumunda olan çocukların ise kendini değersiz hissetmelerinin en fazla yaşatıldığı ve yaşandığı kitlesel bir spor dalı olması ile ilgilidir.

Spordaki acımasızlığın boyutları en iyiyi seçmek ve en iyi olmak sistematiği üzerine kurgulanmıştır elbette ama çocuklar için bunun bir ölçüsü olması gerekir. Futbol, işte bu rekabete dayalı acımasızlığının “müsabaka” yoluyla çocuklara yönelik olarak en yoğun yaşatıldığı alanlardan birisidir maalesef.

çocuklar neden futbol spor eğitim felsefesi

Sporun pedagojik tarafı

Şimdi işin duygusal ve pedagojik yönüne biraz değinme zamanı. Özellikle çocuklar ve gençler için müsabaka denilen eylem öncelikle oyun demektir. Ya da öncelikle oyun olmalıdır. Yani eğlenme ve öğrenme ortamı ve fırsatı demektir. Müsabaka dediğimiz etkinliklerden oyunu çıkarırsanız geriye sadece yarışma kalır. Sadece yarışmak, insanın doğasına uygun olmayan bir eylem ve etkinliktir.

İnsanlar, özellikle de çocuklar yarışarak eğlenemezler. Yarışırken eğlenenler genel olarak kazananlardır. Bu eğlenme biçimi ise içinde küçümseme, alay, kendini üstün görmeyi barındıran psikolojik faktörleri geliştirir. Bunun doğrusu ise çocukların eğlenirken yarışmalarıdır. Buradaki yarışma, işin doğası gereği eğlence faktörü olan şekliyle bir yarışmadır. Bu bağlamda futbol eğitimleri insan doğasına uygun olmalıdır.


İnsan doğası en saf ve en bozulmamış haliyle kazanmaya ve kaybetmemeye değil, birlikte güven içinde yaşamaya programlıdır. O halde müsabakalar elbette hayatın bir parçası ve günümüzün bir gerçeğidir. Lakin müsabakaları ne kadar insancıl ve insan doğasına uygun hale getirirsek daha çok, daha çabuk öğrenirken daha huzurlu bir spor hayatımız olur.

futbol Mutlak galibiyet mi, eğlenmek mi?

Mutlak galibiyet mi, eğlenmek mi?

Sokaklarda top oynayan nesiller iyi bilir; o müsabakaların çekiciliği mutlak kazanmak mıydı? Yoksa çok eğleniyor olmak mı? Futbolu müsabaka olmaktan çok, oyun olmasını sağlayamadığımız sürece futbol biter, çocuk biter, eğitimci ve antrenör biter. Geriye kalan ruhsuz, mekanik ve acımasız insanlar olur.

Bugün futbol hala yaşıyor ve seviliyor ise nedeni futbolun asıl ruhu olan “oyunu” bir türlü alt edemiyor oluşlarındandır… Ama böyle giderse futbol oyun olmaktan çıkarılırsa, sadece strateji savaşlarına dönüşecek ve sonunda bitirilecektir. Buna karşın futbolun insana ve insan ruhuna uygunluğu korunmalı, çocuklar ve gençler doğalarına en uygun futbolu sadece oynamalıdırlar. Oyun, oyun olarak kaldığı ve oynandığı sürece güzel ve eğlencelidir.


Sağlıklı çocuk gelişiminde spor neden önemli?