AKP’yi düşününce akla Huerta geliyor

ABD daha önce dini, etnik gruplarla yan yana olduğu gibi aynı zamanda siyasi, ekonomik uluslararası legal – illegal kişi, örgüt veya ülkelerle de işbirliği içerisinde olmuştur. Tıpkı 100 yıl önce Huerta ile olduğu gibi…

AKP’yi düşününce akla Huerta geliyor

AKP iktidara gelmeden önce ABD’li bazı yetkililerde görüşmelerde bulunmuştu. Bu isimlerden biri Marton Abramowitz bir diğeri de CIA görevlisi Keny Bob’du. Bu görüşmeler olduğu sürede Türkiye’de de yeni gelişmeler yaşanıyordu.

2000’li yılların hemen başında Türkiye’de çıkarılan bir ekonomik kriz ile Türk halkına bir korku verildi. Sıcak para ülkeden çıktı, dolar yükseldi. Çok ciddi bir ekonomik kriz yaşadık…

Elinde yazar kasa ile başbakanlık binasının beş metre yakınına gelen Ahmet Çakmak’ın, Bülent Ecevit’e seslenerek yazar kasayı fırlatması ile ateş büyüdü. Tabi şu an, bırakın başbakanlık binasına bir insanın girmesini, orada kuş uçması durumunda neler olabileceğini bir düşünün. Yani ‘o insan oraya elini kolunu sallaya sallaya nasıl girmişti?’ sorusunu da sorun kendinize!

ABD daha önce dünyada birçok yerde yaptığı darbeyi ekonomik olarak 2001 yılında bu kez Ecevit’e yapmıştı…

O günlerde ABD tarafından ne yapılıyorsa bugün de aynı şeyler yapılıyor ve bunu AKP yetkilileri de çok iyi biliyor. Bunu bildikleri için, yani o süreci iyi bildikleri için bugün kendileri tam olarak ABD diyemeseler de “üst akıl” diyerek kendilerini devirmek isteyenin ABD olduğunu ifade etmeye çalışıyorlar. ABD, zayıf olan yerlerde bunu yüzyılı aşkın süredir yapıyor. Yani ya iktidara taşıyor ya da indiriyor. Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde…

Örneğin Meksika’da…

Birinci Dünya Savaşı yaklaşırken Meksika’da ciddi bir kargaşa yaşanır; kargaşa iç savaşa dönüşür. 1911 ile 1913 yılları arasında Meksika’da “demokrasi havarisi” kabul edilen Madero devrilir; kısa süreli Dışişleri Bakanı Barra başkanlığından sonra Victoriano Huerta başkan olur…

Victoriano Huerta

ABD Başkanı Woodrow Wilson‘un başkanlığı sırasında Meksika’nın başında Huerta vardır. ABD ile iyi ilişkiler içinde bulunur. Amerikan emperyalizmine kapılarını sonuna kadar açar. AKP de yıllardır yaptığı özelleştirmelerle küresel emperyalizme kucak açmıştır…

Huerta, ABD’ye ters düşen bir uygulama yapmadığı sürece paşa gibi Meksika’da yaşamını sürdürdü. Hatta topraklarına gelen kapitalist küresel emperyalistlerden belli oranlarda ekonomik çıkarlar elde etti…

ABD’nin desteği ile kendisi Meksika’da büyüdü ve ABD ne istediyse onu yaptı. Huerta başkan olduktan sonra 110 kongre üyesini cezaevine atarak başkanlıktan diktatörlüğe geçiş yaptı. (Yanlış anlaşılmayalım, burada AKP’nin diktatör olduğunu söylemiyoruz.)

Birinci Dünya Savaşı’na hız vermiş olan Almanya ekonomik olarak da kendini güçlü tutmaya çalışıyordu. Huerta, Meksika ekonomisini biraz da Almanya’ya açınca kendi ipini çekmiş oldu. ABD, bunun ardından Huerta’yı devirme çalışmalarına başladı.

1915 yılına gelindiğinde Meksika’da kargaşa devam ediyordu. ABD, Huerta’nın diktatörlüğünü bahane ederek asıl olan Meksika üzerindeki ekonomik çıkarlarını gizlemiş oluyor ve daha sonra Huerta’yı muhaliflerin baskısı sonucunda deviriyordu. Meksika’da muhalif güçlerden sivrilen Carranza’ydı ve ABD, Carranza dışındaki muhaliflere silah yardımını yasaklamıştı. Ve sonunda 1916 yılında Meksika’nin yeni başkanı Carranza olmuştu…

Gambiya ve Jammeh örneği

Hatırlayın, geçtiğimiz günlerde Gambiya‘da seçimler yapılmış ve seçimi kaybeden Jammeh iktidardan çekilmeyeceğini söyleyerek OHAL ilan etmişti. Bunun üzerine de Senegal askerleri 2.500 askeri olan Gambiya’ya giriş yapmış ve ABD tarafından, Senegal’in bu askeri müdahalesini desteklediğine yönelik açıklama yapılmıştı. Ardından Jammeh da ülkeyi tıpış tıpış terk etti…

Obama ve Jammeh

Yani şunu söylemeye çalışıyorum: ABD, sadece herhangi bir canlının nefes aldığı yerde değil, nefes alınmayan yerlerde dahi olan bir ülkedir. Eğer ABD’nin çıkarı bir yerde bitmişse süreç maalesef hüsrana dönüşebilir. O yüzden dikkat edilecek, kritik bir süreçte olduğumuz aşikar…

Neden bunu söylüyorum?

Şu an Türkiye’nin Yüksek Seçim Kurulu‘nun bir SEÇSİS‘i var. Halk burada ne olup bittiğini bilemiyor. Sonuçları ile oynanıp oynanmadığı konusunda tereddütleri var. Eğer gizli bir müdahale var ise siz onu göremez, ancak her çıkan sonucu da kabul etmek zorundasınızdır. ABD de böyle bir şeydir. Gizli bir el gibidir ve bu eli devreye sokar; siz farkında olmadan sonucu değiştirir ve sizin önünüze koyduktan sonra siz, onu hazmeder ve kabullenirsiniz…


Darbe planları ile Amerika AKP’yi devirmek istiyor!

ABD Türkiye’de nasıl darbe yapar?