Asla vazgeçme: Mutluluk bir varış yeri değil!

Asla vazgeçme! Mutluluk bir varış yeri değil, bir yolculuktur misali, yürüdüğünüz yollar, gittiğiniz yerler her neresi olursa olsun, ‘ben geldim’ dediğinizde sizi tüm güzelliğiyle karşılayacak bir ışık bulabiliyorsanız eğer, o vakit doğru yerdesiniz demektir.

Asla vazgeçme 2

Asla vazgeçme

İşte ben de karamsarlıklarımın eridiği, umutlarımın ise yüceldiği bir yolculuğun içindeydim de gece yüzünü gösterdiği vakit, o yolda öylece korkusuzca yürümekteydim.

Yollar uzun, yollar sapa… Karşıma ne çıkar bilinmez ya, o an karanlığı gördüm, düşlerimde büyüttüğüm aydınlıkta.


Ruhumu hissettim yalnızlığımın vermiş olduğu karamsarlıkta.
Ne ara ısındı bilinmez ya düşlerim artık soğuk değil. Sıcacıktı…
Belli ki karanlığın ardına saklanmış, gizlice bana bakan bir çift göz. Bu göz ki gecenin en zifiri karanlığının ardınca doğacak olan günden başkası olamazdı.

Başımı gökyüzüne çevirip öylece gülümsedim de ısınmanın vermiş olduğu sıcaklıkla, yalnızca teşekkür edebildim ona.

Asla vazgeçme…

Yürüdüm, yorgunluk nedir bilmeden, hiç durmadan soluksuzca öylece yürüdüm…

Etrafımda koşmakta olan birileri vardı sanki. Duyduğum onların ayak sesi olmalı.

Bakındım, nereden geldiğini bulmaya çalıştım. Ama kimseleri göremedim demeye kalmadı ki gökyüzünde beyaz bulutlar ardınca koşan gri bulutları gördüm.


Yürüdüğüm yolda yorulduğumu hisseden ben, kıvrılıverdim bir ağacın kıyısına da öylece seyre daldım onları. Tıpkı, çocukluğumda ki gibi…

Nerede okudum bilmiyorum ama hatırımda kalan küçük bir dipnot ve şöyle diyordu:
‘Bir bulutun kıymetini en iyi kim bilir?’ diyorsanız, uçsuz bucaksız bir çölde güneş altında yanan bir adamı getirin aklınıza.

Hayallerinde kuraklık olmayan ben, belki de hiçbir zaman o adam kadar bilmeyecektim onların kıymetini.

Asla vazgeçme 2

Düşlerimde bir türlü büyümesine izin vermediğim bir çocuğun sesini duyar gibi oldum.
– Hayır, hayır… Kendine haksızlık etme! Henüz büyüsü bozulmamış ve belki de hiçbir zaman bozulmayacak olan düşlerine de haksızlık etme. Onların büyüsünü hatırla… Gerçi, etrafındaki sesler o büyünün bir gün bozulacağına inanıp da, kendini avutmak için bir yalandan ibaret olduğunu savunsa da o zaman da İbrahim’in ateşini söndürmeye çalışan karıncayı hatırla.

Anlamın anlamsızlık ile yüklü olduğu, mananın ise manasız bir şekle büründüğü bir düzenin içinde sıkışıp kaldığında korkma! Başını gökyüzüne çevirip, irili ufaklı, grili beyazlı bulutlara sığındığın günleri hatırla. Ve elimi tut… Bırakma…

Düşlerimiz ile kurtardığımız bir dünya vardı çocukluğumuzda
Büyüdük…
Ve düşlerimizle yıkmakta olduğumuz bir dünya kaldı avuçlarımızda.
Merhametle yoğrulmuş bir adalet vardı o küçücük dünyamızda.
Büyüdük…
Merhametsiz bir adalet kurduk, hırslarımız arasına.


Devam edecek…

İnsanı insan olduğu için sevmek