Büyümek gelişmek demek değildir

Biyolojik gelişimde olsun, toplumsal yaşamda olsun “büyümek” gelişmek olarak tanımlanmaz ve değerlendirilmez. Büyümek gelişmenin sadece bir ayağıdır. Gelişim ve / veya gelişmek denilen olgu insanda olsun toplumsal yapıda olsun veya bir ülkenin genel olarak ilerlemesinde olsun birbirine çok benzeyen alanlar üzerinden gerçekleşir.

Büyümek gelişmek demek değildir

Biyolojik ve toplumsal gelişme birbirine benzer

Büyümek gelişmiş olmak için asla yeterli değildir. Gelişmenin göstergelerinden sadece birisidir. Üstelik diğer göstergeler veya alanlar ile birlikte gerçekleşmediği durumlarda ise biyolojide patalojik bir vaka, toplumsal yapıda anomali olarak nitelendirilen hastalık veya en azından problematik olarak kabul edilen bir durum demektir.

Biyolojik olarak örneğin insanda boy uzamasının devam etmesine dayalı bir büyüme ya da kilon sürekli artmasına dayalı hacimsel bir büyüme veya diğer uzuv ve iç organlarınızın sürekli hacimsel olarak artmasına dayalı bir büyüme sağlıksız bir durumun varlığı anlamına gelmektedir.  Daha az sağlıksız ya da zararsız ama yararlı da olmayacak şekilde ifade edersek; Bazı uzuv ve organların yeterince büyümüş olmalarına karşın işlevlerini yerine getirmeyi sağlayacak diğer gelişim göstergelerinin söz konusu olmaması nedeniyle işlerini yeterince yapamıyor olması da olağan olumsuz durumlardan birisidir.

Toplumsal olarak ise nüfusun artmış ve artıyor olmaya devam etmesi büyüme olarak nitelendirilir. İthalatınız artması, bilişim teknolojilerini borçla satın alıp kullanmaya başlama da büyümeyle ilgili olabilir. Hatta borsanızın, okullarınızın, ordunuz hatta anayasanızın olması gelişmiş olmanızın tam olarak göstergeleri değildir.

Çünkü gelişim sadece büyümekten ibaret değildir.

Gelişmek için

Olgunlaşmak gerekir. Yani tarımda, sanayide, sanatta, sporda, sağlıkta, ekonomide, bilimde yapabilirlik düzeyine gelmektir.

Sonra hazır olmak gerekir. Yani yapabilirlik düzeyine geldiğiniz tüm konularda ve alanlara ilişkin deneyimler yaşayarak asıl işlerde bocalamamak demektir.

Ve gelişim elbette öğrenmektir. Yani yeterlilik ve deneyimler yaşadığınız her konu ve alana ilişkin gerektiği gibi entegre olabilmektir. Üretebilmektir. Evrensel olabilmektir. Tabuları ilke sanmaktan vazgeçmektir. Uygarlaşmaktır.

Türkiye ve gelişim

Türkiye görece olarak zaman zaman gelişmeye dönük atılımlar, sıçramalar göstermiş bir ülke olsa da genel olarak “büyüme” dışında her gelişin ayağında budanmış, engellenmiş, bitirilmeye çalışılmış dönemleri olan bir ülkedir.


Türkiye, Türkiye’de yaşayanlar tarafından büyüme dışında diğer gelişim alanlarından mahrum bırakılmaya çalışılmış bir ülkedir.

Özellikle şu son “yeni anayasa” bu konuda ciddi olumsuzluklar yaratacak ve daha önce yaşanmış olumsuz dönemleri aratacak toplumsal bir gelişim sorunsalı oluşturacak nitelik ve hedefler içermektedir. Türkiye uzun zamandır olduğu gibi bundan böyle sadece büyüyebilen bir ülke olabilecektir. Bundan böyle daha da borçlanarak, daha da dış alımlar yaparak, daha da bağımlı hale gelerek, daha da satıp savarak ve daha da ruhlar âlemine dalarak ve sonuçta sadece çoğalarak/üreyerek büyüyebiliriz.

Sürekli büyüyen ve büyümesi durdurulamayan uzuv ve organları yetersiz kalan hastalıklı bir birey gibi kocaman bir anomali hali bizi bekliyor.


18 maddelik Yeni Anayasa değişikliği teklifi tam metni

Okumak Gelişime Açılan Kapıdır