AKP geçen 15 senede Alevileri tanıyamadı mı?

Devlet Bahçeli, AKP iktidarına yakınlığı ile bilinen Abdülkadir Selvi’ye “kılıç artığı” dedi. Numan Kurtulmuş “Hazreti Ali’nin doğum günü 21 Mart kutlamasını Ankara’da yapacağız.” dedi. İsmet Yılmaz ise katıldığı bir etkinlikte “Alevi sorunu, bizim sorunumuzdur” dedi. Acaba referandum mu yaklaşıyor?!..

Aleviler oy kullanmasa acaba AKP Alevilerin kapılarının önünden geçer mi? AKP geçen 15 senede Alevileri tanıyamadı mı?

AKP Alevileri tanıyamamış!

Abdülkadir Selvi… İktidara yakınlığı ile bilinir; hatta gazeteciler, AKP ile ilgili kulis bilgilerini Mehmet Metiner’in milletvekili olması ile birlikte en iyi ondan öğrenir oldular…

Geçtiğimiz günlerde Selvi’nin Alevi olduğunu öğrendik. Ha, Alevi olması önemli bir konu mudur? Hayır…


Peki bu konuyu önemli hale getiren ne oldu? Devlet Bahçeli’nin “kılıç artığı” sözü oldu. ‘Kılıç artığı’, Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’e karşı yürüttüğü savaşın sonucunda Anadolu’da geriye kalan Alevilere yönelik söylenmiş yakışıksız bir sözdür.

Eminim Bahçeli, bu sözü Alevileri rencide etmek için söylemedi; ancak öfkelendiği birine cevap vermek için böyle bir ifade kullanması da doğru değildi. Bu ülke, zaten bugüne kadarki süreçte çeşitli nitelendirmelerle gerek içeriden gerekse dışarıdan bölünmeye çalışılmıştır. Bunca olaya rağmen neden hala bu tür ifadelerle yeni nesillere “ayıp”lı bir ülke bırakmaya çalışılıyor?

Bahçeli’nin Alevilere yönelik bu tür sözleri daha önce pek görülmemişti.

Acaba AKP ile yakınlaşması mı onu bu hale getirdi diye de sormaktan kendimi alamıyorum. Yani “üzüm üzüme baka baka kararır” meselesi…

Bu sözü AKP’li biri söylemiş olsa yadırganmazdı. Çünkü AKP’nin geçmişi, Alevilerden oy almak için yürüttüğü politikalarla meşhurdur. Geçmişte Alevilerin duygularını nasıl etkilemeye çalıştığını hem Aleviler hem de Türk halkı biliyor! Aleviler oy kullanmasa bu ülkede acaba Alevilerin kapılarının önünden geçer mi bu AKP? Muharrem Ayı’nda Alevilerin aşurelerine ortak olurlar, bazı yemeklerine katılırlar. Bir de, bugüne kadar bazı AKP’liler, birkaç defa Cemevine gitti o kadar; o da yine seçimlerde oy toplamak içindi!


Alevi sorunu, bu ülkenin kronikleşmiş ve kalıtsallaşmış sorunudur. Bugüne kadar demokrat partilerin koalisyonlarında çözülmeyen, çözülemeyen bu sorunu, Alevileri bir kenara atan bir partiden beklemek yersizdir…

AKP için Aleviler, stratejik hedeftir.

FETÖ ile yola devam edebilmiş olsalardı “cami – cemevi projesi” adı altında Anadolu Alevilerine yumuşak bir devşirme politikası uygulanacaktı. Zaten Aleviler de, AKP’den herhangi bir çözüm beklememelidirler! Birçok kez yazdım; Kürt Açılımı, Alevi Açılımı, Roman Açılımı diyerek sanki bakkal dükkanı açar gibi her şeyi bu kadar kolay açabileceklerini zannettiler!  Bu açılımlardan ne çıktı; hangisinin yarasına merhem oldular? Alevi sorunu için 7 kez oturum yapıldı; kitapçık değil, kalın bir kitap hazırlandı. Sonuç? Sıfıra sıfır, elde var sıfır!

AKP Alevileri tanıyamamış; bunlarla Alevileri kandırabileceğini düşünüyor!

Son bir ayda iki haber ortaya çıktı: Numan Kurtulmuş ve İsmet Yılmaz haberi. Her ikisi de Alevileri ziyaret ettiler. Kurtulmuş “Hazreti Ali’nin doğum günü 21 Mart kutlamasını Ankara’da yapacağız.” dedi. Yılmaz da katıldığı bir etkinlikte “Alevi sorunu, bizim sorunumuzdur”. Hep aynı hava! Referanduma yakınken Alevilerin ruhunu okşamaya yönelik sözler bunlar!

AKP, Alevi politikasında asla samimi değil! Öyle olsaydı, o kadar yıldır iktidarda olan AKP iktidarı Cemevlerinin elektrik ve su faturalarını öderdi herhalde! Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ödenmesi yönünde kararını 2014 yılında verdi. AKP, bugüne kadar samimi olmuş olsaydı AİHM kararını beklemezdi. Meclis’ten her istediği yasayı geçirebilen bir AKP bunu ilk geldiği o dönemde yani 2000’li yılların hemen başında yapardı…


Diyanet’in “Cemevleri kırmızı çizgimizdir” dediği bir ülkede, o yüzden Alevilerin AKP’den iğne ucu kadar bir şey beklemesi hayalperestlikten öteye geçemez!

Alevi kimdir? Alevilik nedir, ne değildir?


Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…