Dünya Tiyatro Günü Yürüyüşü – Kadıköy Tiyatrolar Platformu

Önlerdeki koltuklarda oturup, oyunlarını ezberlemekten ötesini hayal bile edemediğimiz, oyunculuklarına aşık olduğumuz için uykularımızın kaçtığı tiyatrocularla omuz omuza bir umut için yürümek…

Kadıköy Tiyatrolar Platformu’nun 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Yürüyüşü

Evet, farkındayım bugün hakkında bir şeyler yazmam gerekiyor. Ama ben en sevdiğim, en mutlu olduğum şeyleri ne yazabilirim ne anlatabilirim, sadece yaşarım. Bir şekilde kelimeleri o güzel hislere yakıştıramam bir hafif gelir kullandığıma, bu yüzden de anlatırken karşımdaysanız “ya aslında işte böyle de değil… yani şöyle mi desem…” gibi hallerime bol bol maruz kalırsınız.  Ama özellikle karamsar günlerimiz güzel hikayeleri fazlasıyla hak ediyor, haksız mıyım?

Yürüyüşe 20 dakika kadar geç kaldık çünkü yine o güzel insanlarla o güzel anları yaşıyorduk ve zaman denilen şeytan bir şekilde akıp gitmişti. Ona da yazık ama ya, mutluyken kimse yüzüne bile bakmıyor. Bu gecikmeden dolayı kahkahamız gram azalmadan koştur koştur yürüyüşü aradık, bir an o kadar uzakmış da o kadar ulaşılmazmış gibi geldi ki… Ama korkarak yürürken ben bir baktım ki yanlarındayım. Mutlu olan insanlar tamamen yabancı bir yüze bana gülümseyerek bu gülümsemelerindeki sevgiyi veriyorlardı ellerime. Çok enteresan değil mi bırakın adını, yüzü hakkında bile o an dışında bir fikriniz olmayan insanlara beklentisiz ve tertemiz bir sevginiz var. Bu sevgi tüm delirmelerinizi, üstünüzdeki başınızdaki peruğu, komik komik dövizleri meşru kılıyor.

Dünya Tiyatro Günü Yürüyüşü - Kadıköy Tiyatrolar Platformu
Kadıköy Tiyatrolar Platformu’nun 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Yürüyüşü / İSTANBUL

Bir yanınızdaki bilindik ritmi vuran davula saçma danslar yaparak eşlik ediyor ve çığlıklar atarak eğlenceli bir slogana ortak oluyorsunuz, yüzlerce kişinin ortak hevesine. Bu hevesi izleyenler, alkışlayanlar, dakikalarca mutlu bir bebek gördüğünüzdeki o gülümsemeyle bakanlar… Bir de yıllarca tanıdıklarımıza bile yalnız özel anlarda söylemeyi layık gördüğümüz güzel lafları o kalabalıkta bir eğlenceli cümbüşte size tamamen yabancı insanlar söylüyor ya… Bu da çok garip bir zevk veriyor insana.  Fırtınanın iptal etme ihtimali varken, iptal olamamış bu yürüyüş iptal edilmeme sebebini içindeki her şeyle yüreğinizi sımsıcak yapıp dışarının rüzgarına, yağmuruna karşı bir siper olup gösteriyor. O siperle öyle bir sarmalanmış haldeyim ki.

“İyi ki” demek zorlaştıkça, güzelleşiyor sanırım.

Bunu öyle sık yaşıyorum ki her “iyi ki”min ardından damarlarımda oksijenden farklı bir sıcaklık akıtıyor. Önlerdeki koltuklarda oturup, oyunlarını ezberlemekten ötesini hayal bile edemediğimiz; oyunculuklarına aşık olduğumuz için uykularımızın kaçtığı tiyatrocularla omuz omuza bir umut için yürümek öyle bir “iyi ki” ki anlatılamaz.

“İyi ki” demenin güzelliği en çok da “unutulmaz”a döndüğünde çıkıyor ve bugün döndüğü anlardandı diyebilirim.  Her zaman fazla fırsatı olmuyor insanın “unutulmaz anlar” yaşamaya, benim fırsatım eski arkadaşlarımla yeni yaptığımız işle (Tiyatro Yedi) Kadıköy Tiyatrolar Platformu’nun 27 Mart yürüyüşünde bulunmak oldu.

Herkesin Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.

‘Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi’ Prof. Dr. Merih Tangün

1997 yılında temmuz ayının yirmi ikisinde İstanbul’da doğdum. Hatta babam tarafından İstanbulluyum bile ama neyse ki Şile’den. Annem tarafından Rizeliyim. İki çocuklu ailemin ikinci çocuğuyum. Eğitim hayatım Türkiye’de okuyan bir genç olmama rağmen şansım sayesinde olacak hep iyi yerlerde geçti. Mahallemdeki ilkokulum Cenap Şahabettin’den sonra yine mahallemdeki Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’ni bitirdim. Şimdi Boğaziçi Üniversitesi’nde psikoloji bölümündeyim. Hayatımda bir şekilde sanatı bulundurmayı sevdiğim için olacak flüt çalıp tiyatro yapmayı ve birkaç kelimeyi bir araya getirerek bir şeyler yazmayı denemeyi seviyorum. Bunların hepsini yeteneklerimden değil de sevgimden yaptığım için olacak uzun yıllardır devam ettiriyorum. Bu nedenle de olmayan yeteneklerime ve olan kocaman sevgime teşekkür ediyorum.