Hobi edinemeyen insanlarız, peki hobi nedir?

Nesillerdir yok olmuş keşfedilmemiş yetenekler oldu. İçlerde kalan ukdeler oldu. Hep “aman yavrum öyle meslek mi olurmuş onu hobi olarak yap bir de gerçek mesleğin olsun” demeler oldu. Ama ne yazık ki o gerçek meslekler hep hobileri hayaller olarak çöpe attı, atmaya da devam ediyor.

Hobi edinemeyen insanlarız, peki hobi nedir?

Hobi edinmenin önemi

Hobi edinmek mevzusu benim için hep olduğunu zannettiğim ama aslında hiç tam anlamıyla edinemediğim bir aktiviteymiş. Öyleymiş, diyorum çünkü bunu daha çok yeni fark etmeye başladım. Hobiler edinirken fark etmeye başladım. Sonra da benim ve tahminimce etrafımdaki çoğu kişinin bu hobi edinme olayını neden beceremediğini düşündüm ve geldiğim nokta yetiştirilme tarzımız ve eğitim sisteminin eksikleriydi.

Yetiştirilme tarzımız derken aile yapılarımızdan ve örnek aldıklarımızdan bahsediyorum. Mesela ben ailemden çok güzel nasıl akademik başarıya ulaşılır öğrendim ama ne yazık ki hobi edinmeyi öğrenemedim. Tabi ki onlar asla sadece iş ev olan insanlar olmadılar, hayatlarında her zaman kitap, sinema, vs. oldu. Ama bunlar yeni yeni anlıyorum ki bir hobi seviyesinde değillerdi hiçbir zaman.

Eğitim sistemi derken de baya baya şu çok moda olan söylemi kast ediyorum; ezberci eğitim. Evet, ne yazık ki klişeye girdim ama elimden bir şey gelmiyor. Elbette bir matematik dersinde 2+2 yerine yaşam nedir öğretilsin demiyorum, daha doğrusu diyemem. Ama diyorum ki bize asla başka bir yol gösterilmedi. Mesela Türkçe dersinde dediler ki şu kitabı okuyun bundan sınav olacaksınız. Ve biz de okuduk, sınav olduk, belki kopya çektik, belki de şıklıydı “kitabın ana fikri nedir” sorusunu attık. E ne anladım ben bu okumadan, hiçbir şey. Ne zevki vardı, yoktu.

Hobi edinmek nedir?

Bu kadar atıp tuttum, peki neymiş kardeşim bu hobi edinmek? Ne biliyor musunuz? Hani hepimize olur ya oturursunuz koltukta ve bir şey yapasınız olmaz ama yok yani gelmez içinizden bir şey. İşte, tam o anda beyninizde bilgisayarı açıp bakınmak istediğiniz bir şey varsa ve o bir şey hep aynı şeyse, o şey sizin hobinizdir. Onun hakkında güncel olayları bilirsiniz, takip ettiğiniz kişiler olur, bu bir aktiviteyse kalkıp onu yapma isteğiniz olur ya da yoğun döneminizin bitmesini hobinize vakit ayırmak için iple çekersiniz.

Fena mı olurdu bize eskiden öğretselerdi hayatımızda iş ve okul dışında bir şeyler yapınca hayatın güzelleştiğini. Fena mı olurdu daha küçücük insanlarken mesela dördüncü sınıfta okulun yanında bir de yapmaktan keyif aldığımız bir şeyler olsaydı. Bu noktada belki anne babalar okuyup hemen savunmaya geçecek “ama ben çocuğumu yazdırdım keman kursuna iki hafta sonra elini sürmedi” diye.

Ama işte tam olarak da bu noktadayım ben, o kursu siz seçtiniz ve çocuğunuz onu sevmedi. Bu demek değil ki çocuğunuz sanattan zevk almayacak birisi olacak. Bir de “çocuğum piyanoda yapamadı ama matematiği hep 5” diyen aileler var ama şu acı bir gerçek ki zaten o zamanlar herkesin notu 5 ve hiç kimse matematik profesörü olmuyor. Tabi ki olabilir, hatta keşke olsa.

Dediğim gibi şu an ilgimi çeken şeylere tabi ki bundan on yıl önce sıkıntıdan ölerek bakardım belki de ama mevzu biraz seçenek sunulmasında bana kalırsa. Eminim ki yukarıda bahsettiğim baskılardan dolayı nesillerdir yok olmuş keşfedilmemiş yetenekler oldu. İçlerde kalan ukdeler oldu. Hep “aman yavrum öyle meslek mi olurmuş onu hobi olarak yap bir de gerçek mesleğin olsun” demeler oldu. Ama ne yazık ki o gerçek meslekler hep hobileri hayaller olarak çöpe attı, atmaya da devam ediyor.

Anaokulu eğitiminde Creative Curriculum, Montessori ve Waldorf sistemleri

Eğitimde kaynaştırma yöntemi nedir? Kaynaştırmaya örnek proje

1997 yılında temmuz ayının yirmi ikisinde İstanbul’da doğdum. Hatta babam tarafından İstanbulluyum bile ama neyse ki Şile’den. Annem tarafından Rizeliyim. İki çocuklu ailemin ikinci çocuğuyum. Eğitim hayatım Türkiye’de okuyan bir genç olmama rağmen şansım sayesinde olacak hep iyi yerlerde geçti. Mahallemdeki ilkokulum Cenap Şahabettin’den sonra yine mahallemdeki Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’ni bitirdim. Şimdi Boğaziçi Üniversitesi’nde psikoloji bölümündeyim. Hayatımda bir şekilde sanatı bulundurmayı sevdiğim için olacak flüt çalıp tiyatro yapmayı ve birkaç kelimeyi bir araya getirerek bir şeyler yazmayı denemeyi seviyorum. Bunların hepsini yeteneklerimden değil de sevgimden yaptığım için olacak uzun yıllardır devam ettiriyorum. Bu nedenle de olmayan yeteneklerime ve olan kocaman sevgime teşekkür ediyorum.