Güneş ışığının insan psikolojisine etkisi nedir?

İnsan fizyolojisini ve psikolojisini etkileyen en önemli etmenlerden biri güneş ışığıdır. Güneş ışığının insan psikolojisine etkileri…

​Güneş ışığının insan psikolojisine etkisi nedir?

Güneş ışığının yetersiz geldiği günlerde veya mevsimlerde kendimizi halsiz, yorgun, mutsuz hissederiz. Bu durum halk arasında mutluluk hormonu dediğimiz seratoninden kaynaklanmaktadır. Medicana Konya Hastanesi Uzman Psikolog F. Işıl Yenikaynakgüneş ışığının ve Serotonin Etkisi hakkında bilgi verdi

Güneş ışığının yoğun olduğu zamanlarda serotonin salgılanması artmakta, melatonin salgılanması azalmaktadır.


Melatonin, insanın uyuması için salgılanan hormondur. Serotonin ise enerji ve ruh halini düzenleyen hormondur.

Serotonin ve melatonin beraber çalışarak psikolojiyi, bağışıklık sistemini, sindirimi, uykuyu ve vücudun günlük işlevselliğini düzenlemektedir. Serotonin hormonu, mide ve bağırsağa bağlı kas sisteminin hareketini sağlamakta, ağrı hissini düzenlemeye ve kişinin rahat bir uyku uyumasına yardımcı olmaktadır.

Serotonin hormonunun düşük olması duygu durumun, uyku düzeninin ve enerji düzeyinin olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.

Uykunun etkisi

Uyku ve yemek insan hayatının temel ve vazgeçilmez faaliyetleri arasındadır. Uyku düzenindeki en küçük bir aksama günlük hayatımıza doğrudan etki etmektedir.

İş hayatında verimsizliğe, iş kazalarının oranlarının yükselmesine, aile içi ilişkilerin zayıflamasına neden olmakta ve öğrenme becerilerini olumsuz etkilemektedir.

Düşük serotonin, iştahı bozmaktadır. Obezite ve ya anoreksiya nevroza, bulimia nevroza gibi yeme bozukluklarına yol açabilmektedir. Serotonin azlığı iştahı arttırır ve şişmanladıkça vücudumuzda serotonin tekrar azalır. Serotonin azaldığında ise yine iştah artar. Bu döngü sağlığı olumsuz etkilemektedir.


Sonbahar ve kış aylarında insanlarda depresif düşüncelerin artmakta olduğu bir gerçektir. Bu mevsimlerde güneş ışığının yetersiz gelmesi nedeniyle karamsar ve olumsuz düşünceler daha çok ortaya çıkmaktadır. İnsanlar bu düşüncelerle baş edemediklerinde ya da baş etmede zorlandıklarında stres oluşmaktadır.

Böylelikle insanlar depresyona daha kolay girmektedir. Depresyondaki kişi kendisini değersiz hissetmekte, yaptığı hiçbir şeyde başarı gösteremediğini düşünmekte, geleceğe ilişkin ümitsiz hissetmektedir.

Kişi çoğunlukla kendisini önemsiz konularla ilgili olarak sebepsiz yere suçlamaktadır. Hayattan zevk alamama depresyonda en sık görülen belirtidir. Depresyonun fiziksel belirtileri arasında ise uykusuzluk, iştahsızlık ve kilo kaybı, cinsel isteğin azalması, unutkanlık ve dikkatini verememe yer alır.

Depresyondaki bir kişi için güneş ışığı, uyku ve düzenle beslenmenin etkisi

depresyon

Depresyondaki kişi hiçbir şey yapmak istemez. Bu durum kişinin iş hayatını olumsuz etkiler. İş verimini ve kalitesini düşürür. Uzun vadede ekonomik sorunları da beraberinde getirir. Sosyal ilişkilerden kaçınması, sosyal çevreye karşı ilginin azalması, cinsel isteğin azalması kişinin aile içi iletişimi, arkadaş ilişkilerini zedelemektedir.

Görüldüğü üzere depresyon serotoninin, aile ilişkilerinin, sosyal çevre gibi birçok faktörün içinde bulunduğu çok yönlü bir olgudur.

Mevsimsel depresyonda parlak ışık tedavisinin (fototerapi) etkili olduğu kanıtlanmıştır. Özellikle sabah erken saatlerde alınan parlak ışık tedavisi olumlu duygulanımı, depresif belirtilerin azalmasını, uyku kalitesinin artmasını sağlamaktadır.

İlkbahar ve yaz aylarında güneşin doğrudan etkisinin yanı sıra dolaylı etkileri de hissetmekteyiz. Havaların ısınmasıyla açık alanlarda geçirilen süreler uzamakta, tüketilen yiyecekler hafiflemekte böylece enerji düzeyimiz artmaktadır.


Sonbahar ve kış aylarında ise havanın puslu oluşu, daha çok kapalı alanlarda vakit geçirilmesi, daha fazla yiyecek tüketme isteği insan psikolojisinin olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Mümkün olduğunca bu mevsimlerde hareketlerimizi arttırmamız, hayatımızda farklı odak noktaları (hobi, spor) yaratmamız, yeme ve uyku düzenimize dikkat etmemiz, stresten uzak durmamız gerekmektedir.

Depresyon çeşitleri nelerdir? Kimlerde görülür? Kimler risk altında?


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.