Televizyon dizilerinin milliyetçilik yarışı

Televizyon ekranlarında son dönemde çok sık milliyetçilik dizileri sahnelenmeye başlandı. Güzel; ancak insan, milliyetçiliği pompalayan dizilerin son zamanlarda neden bu kadar çok ortaya çıktığını merak etmiyor değil!

Televizyon dizilerinin milliyetçilik yarışı

Televizyon dizilerinin milliyetçilik yarışı

Bugünümüzün dünyasında artık medyanın gücü yadsınamaz. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de televizyon, medya / sosyal medya tam anlamıyla toplumu, halkı istenilen noktaya yönlendirmek için kullanılan önemli bir argümandır. Öyle olmasa birkaç dakikalık bir reklam için firmalar televizyon kanallarına milyon dolarlık reklam vermez, televizyon sektörü de bu kadar büyüyemezdi.

Medya toplumun algısını öyle noktalara taşır ki, olmayan bir şeyi varmış algısı oluşturarak insanların düşüncelerini de etkileyebilir.

Öyle ki, özellikle 1990’lı yıllarda ortaya çıkan özel kanal ve gazetelerin hükümet kurup, hükümet yıktırdığı dahi iddia edilir. Yani, toplumu etkileyen ciddi bir enstrümandır. Bu enstrümanı da, kim iyi kullanırsa o da ülke yönetiminde istediği noktaya kolay ve hızlı bir şekilde ulaşabilir. Tıpkı AKP iktidarı gibi…

AKP iktidarının reklamlarına bakın muhakkak bir Türk bayrağını görürsünüz. Her seçimden önce bu böyle olmuştur. Her ne kadar da “Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık!” deseler de…

Daha önce bayrağı, direkten inerken düşürmemeye çalışan bir grup halk bayrağa koşarken; bu referandumda da Nisan ayının ilk günlerinde bir futbol maçını ortaya koydular ve futbol maçında da Türk Milli takımına yapılan haksızlığa karşı bir çocuk çıkıyor ve bu haksızlığa karşı geliyordu. Bu haksızlığı anlatan reklamdan kısa bir süre önce de, önce Almanlara saldırdık, sonra Hollanda‘ya saldırdık. Ardından bir anda ne hikmetse böyle bir reklam ortaya çıktı ve bu reklamda da Türklere yapılan haksızlıkları anlatan bir maç…

Türkiye referanduma giderken televizyon ekranlarında peşi sıra gelen milliyetçiliği işleyen diziler birbirini izledi. Bir tanesi (bildiğim kadarıyla) Kanal D’de, biri FOX’ta, bir diğeri Star’da…

İsimsizler dizisi

Kanal D’de oynayan “İsimsizler” dizisi öyle güzel anlatıyor ki, bir yanda Türkiye Cumhuriyeti devleti, bir yanda PKK, bir yanda FETÖ, diğer bir yanda ise dış destekli teröre yardımcı olan devlet temsilcileri…

Son bölümde özellikle Almanlara dem vurmuşlar. İktidara yardımcı olmak amacıyla mı yapılmış bilinmez ama bu grupların kendi aralarındaki ilişkileri öyle güzel anlatıyorlar ki “vay be!” diyesiniz geliyor! Bu yaşananlar yıllar önce de biliniyordu. Yani FETÖ diye bir örgütün varlığı; ancak o günlerde iktidar ile FETÖ beraber hareket ettiği için bu dizileri çekmek imkansızdı. PKK’ya yapılan dış destekler, bu dizide çatır çatır anlatılıyor; ancak bu dizileri “Çözüm Süreci” denilen süreçte çekebilirler miydi? Hayır!

Yıllar önce konsept danışmanlığını Soner Yalçın’ın yaptığı Kurtlar Vadisi dizisinin Güneydoğu Bölgesini anlatacak bölümleri televizyonlarda boy gösterecekti ki, bir anda şak diye ekranlardan kaldırıldı!

Bu dizileri ortaya koyan dizi yapımcıları, senaristler ya da kanal sahipleri milliyetçi diziler konusunda samimi iseler, gelsinler AKP ile ilgili bazı şeyleri bizler anlatalım yürekleri varsa onları çeksinler! Ha, bir gün gelecek AKP’li yılların filmler, diziler de çekilecek; o başka… İktidara yaranmak için yapılan bu yarışlar milliyetçilik oyunundan öteye geçemez! Toplumun bazı kesimleri bu konuda kandırılabilir; ancak ufku geniş olan kişileri bu konuda etkilemek bu kadar kolay olmasa gerek!..

16 Nisan 2017 – Güle güle demokrasi!

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…