Yürüyenler korkutur tüm iktidarları!

Sokaklar, sokaklarda eylem yapan insanlar; hele ki Kılıçdaroğlu gibi uzun bir yürüyüş yapan bir ana muhalefet lideri her zaman korkutur, şaşırtır tüm iktidarları…

Yürüyenler korkutur tüm iktidarları kemal kılıçdaroğlu

Yürüyenler korkutur tüm iktidarları!

Bazı eylemler vardır ki, bir ülkeyi devrime götürür, o ülkenin insanlarına devrim yaptırır. Halk da benimsemişse eğer o eylemi, onun keyfine varılmaz, tadından da yenmez…

Ama, halk hareketi olmalıdır bu eylem! Yani 15 Temmuz’daki gibi, öyle askeri bir harekattan, bir darbeden bahsetmiyorum; keyifli de olmaz zaten. Bunu, Türkiye yıllar önce çok acı bir şekilde defalarca yaşadı, hem de haksız olur bu tür bir girişim…

Düşünsenize, sizin destek verdiğiniz bir parti ya da bir koalisyon hükümeti askeri bir girişimle iktidardan indiriliyor. Demokrasiye çalım atılmış olmaz mı?

Öyleyse nasıl olmalıdır bir devrim?

Devrim illa ki, taşla sopayla, silahın azgın namlusu ile olmaz! Demokrasi ile de pek tabi bu, çok güzel bir şekilde gerçekleştirilebilir…

Devrim bazen bir gülümsemeyle, bir tebessümle; bazen sessiz bir çığlıkla; bazen Gezi eylemi sırasında olduğu gibi özgürlüğünü kullanarak tencere tava çalarak; bazen ise, o Gezi eylemi sırasında ayakta durup susarak karşıya bakan bir adam gibi…

Ya da, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkedeki haksızlığa, hukuksuzluğa, vurdumduymazlığa karşı yaptığı “Adalet Yürüyüşü” gibi bir eylemle de bir devrim gerçekleşir…

Evet, Kılıçdaroğlu’nun yapmış olduğu bu yürüyüş, öyle basit bir yürüyüş olmadı. Muhalefet için huzur, umut verici olurken, iktidar tarafından bir karabasana dönüştü. Adeta şaşırdılar, hayret ettiler; 69 yaşındaki bir adamdan bunu beklemediler; ancak Kılıçdaroğlu bunu başardı. CHP, ’15 yıllık AKP iktidarında ülkede sessiz bir devrim gerçekleştirdi’ dersek yanlış olmaz.

Sokaklar, sokaklarda eylem yapan insanlar; hele ki Kılıçdaroğlu gibi uzun bir yürüyüş yapan bir ana muhalefet lideri her zaman iktidarları korkutur, şaşırtır; onları karşı bir harekete geçirir…

Hiç kuşkusuz bu yürüyüş, önce Sayın Kılıçdaroğlu’nun, sonra ise her ne kadar, bu bir parti yürüyüşü olmasa da örgütsel kimlik altında CHP’nin başarısıdır. Soldan ve sağdan birçok partiyi birleştiren bir yürüyüş oldu…

AKP bu yürüyüşten neden rahatsız oldu?

AKP iktidarını korkutan, ‘hiçbir zaman bir araya gelmez’ denilen partileri birleştirmesi oldu. Düşünüldüğünde ülkücüler de oradaydı, komünistler de oradaydı. Sosyal demokrat kesim de, muhafazakar milli görüş gömleğini üzerinde taşıyanlar da…


AKP kanadından “Biz korumasak onlar yürüyemezlerdi” gibi bir ses ortaya çıktı. Açıkçası gülüyorum! Devleti yöneten bir iktidar, 19. yüzyıldan kalma akıl dışı, sığ, böyle bir söylemde bulunamaz! Ne demek, “biz korumasak”?!

Seve seve koruyacaksınız!

Aslına bakıldığında pek de Kılıçdaroğlu’nu sevdiklerinden koruma önlemi alınmadı! Nedeni, Kılıçdaroğlu’nun başına bir hal geldiğinde önce kamuoyuna, sonra Batı’ya ne diyeceklerinin korkusundan bu koruma önlemi alınmıştır. Dünyada bugüne kadar kaybolan AKP imajının bu eylemde oluşabilecek bir terslikte AKP karizmasının, imajının iyice çizilmesine neden olacağından bu koruma önlemi alınmıştır. Yoksa Kılıçdaroğlu’nun kara gözüne, kara kaşına değildir!

Her ne olursa olsun bu yürüyüş; AKP iktidarını korkutmuş; yürüyüş, yağmasa da gürlemiştir!..


Öyle bir hal aldı ki benim memleketim

PAYLAŞ
Önceki yazıÖyle bir hal aldı ki benim memleketim
Sonraki yazıLogoların ilginç hikayeleri
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…