Yargı kayış atar mı?

Yargının, siyasetin muhalefet kanadını dışlama pratiği hukukun taraf olan doğurganlığını güçlendirir. O yüzden yargı, siyasi aktörelere karşı konformist olmamalıdır! Aksi durumda ise yargının, ülkede kayış attığı görülür…

Yargı kayış atar mı?

“Sözde yürüyüş” ve “sözde kurultay”

Geçtiğimiz günlerde Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, eskiden siyasal bir çalkantıda yargının CHP’nin yanında yer aldığını söyleyerek şu an ki yargının tarafsız ve bağımsız olduğunu vurguladı. Son olarak da “sözde yürüyüş” ve “sözde kurultay” diyerek CHP’ye muhalefet olmaya başladı…

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit ise hukuk fakültelerinin artışının hukuk sistemi için riskler doğurduğunu belirtti…

İki başkanın açıklamaları zıt düşünceler doğurduğunu gösteriyor. Özellikle Güngör’ün açıklamaları talihsiz ve hukuk sisteminin ne halde olduğunu resmeden acı bir açıklama…

Toplumlar hukukla var olur, gelişimlerini de yargı sistemi üzerinden sürdürürler. Yargının tahammülsüz durumları da halkın sisteme bakışına da maalesef neşter vurur!

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün açıklaması

Güngör, bu açıklama ile geçmiş yıllardaki makam arkadaşlarını da zor durumda bırakmıştır. “Eskiden Türk yargı kurumları ve yargıçları işini yapmıyordu ya da yapamıyordu, ülkenin kurucusu olan partinin yargı temsilciliğini yapıyordu” gibi bir anlam çıkartarak eski yargı görevlerini töhmet altında bırakmıştır…

Yargı kayış atar mı?

Güngör gibi statüsü tartışılmaz noktada olan bir kişinin iktidar dili ile konuşması Batı’nın gözünde de Türk yargı sisteminin çöküşte olduğuna ayna tutacaktır. Son zamanlarda üst düzey bir yargı mensubunu siyasette görmedik. Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer partiler üstü bir konumda cumhurbaşkanı oldu; ardından Haşim Kılıç‘ın siyasete gireceği iddia adildi ancak şu an için iddia boşa çıktı. Ayrıca Güngör’ün açıklamaları, iktidar partisine gelecekte göz kırptığını da gösteriyor…

“Çadır devlet”, “kabile devleti”

Toplumun sosyolojik tabakası bunu kaldırmaz ve sarsıntısı da ağır olur. Güçlü ülkeler, güçlü demokrasisini yargı sistemlerinden alır. Sistem; şayet ki bağımsız hukuk üzerinden yürümezse Batı, o ülkeleri “çadır devlet”, “kabile devleti” olarak görür…

Yargının politik tavrı su götürmez bir şeffaflık üzerine kurulmalıdır. Yargıyla iktidar arasında karanlık bir bağ oluştuğu taktirde güç dengeleri değişir ve toplum devletin üst yapısını karakter analizine tabi tutar ve daha sonra “devlet”i sorgulamaya başlar. Sınıflı bir toplum yapısının kuvvet kazandığını düşünür…

Yargının, siyasetin muhalefet kanadını dışlama pratiği de hukukun taraf olan doğurganlığını güçlendirir. Yargının tarafsızlık ilkesinin çiğnenmesi, toplumun legal – illegal kesimlerinin beklentilerinde de dönüşüm yaşanmasına neden olup toplumsal zemin huzurluklarını da beraberinde getirir. O yüzden yargı, siyasi aktörelere karşı konformist olmamalıdır!

Yargı kayış atar mı?

Yargının kayış atması


Yargının siyasi çerçevedeki tahammülsüzlüğü, yargıdaki aktörleri yol ayrımına getirir. Yargıçları, toplum nezdinde ya İran’daki gaddar hakim Sadık Halhali pozisyonuna ya da Türkiye’nin 1980 döneminin (soyadı gibi) korkusuz hakimi Arif Hikmet Korkmaz‘ın kişiliğine büründürür…

Yargının kayış atması toplumda sosyolojik çeşitliliği olan dinsel, etnik grupları taraf noktasına taşır ve bu da toplumda kırılmalar yaşanmasına sahne olur. O yüzden gelişmiş bir sistem içerisinde yargı, niteliksel gücünü siyasal kanada karşı güçlü bir şekilde korumalıdır, politik tehditlere karşı dik durmalıdır!

‘Yargı tarafsız ve bağımsızmış!’ Themis’in gözü açılmış!

PAYLAŞ
Önceki yazıKentsel dönüşüm hakkında en çok merak edilenler
Sonraki yazıCinsel sağlık için bu uyarılara dikkat!
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…