İyi bir komşu kimdir? Sizce hangimiz iyi bir komşuydu?

İyi bir komşu korkmadığınız bir yabancı mıdır? İyi bir komşu daha yeni taşınmış birisi midir? İyi bir komşu sizinle aynı gazeteyi mi okur?

iyi bir komşu bienal  İyi bir komşu kimdir? Sizce hangimiz iyi bir komşuydu?

İyi bir komşu kimdir?” başlığıyla Koç Holding sponsorluğunda gerçekleşen bu yılki Bienal sergisi 12 Kasım tarihinde sona erdi, darısı artık iki sene sonra yeniden başımıza.. Tabi ki Bienal her zaman ki gibi farklı konu ve kavramlarıyla bizleri düşünmediğimiz renkler üzerine düşündürtecektir…

Bu yıl 6 Farklı mekanda 56 sanatçının eserleriyle İstanbul Modern, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Pera Müzesi, Küçük Mustafa Paşa Hamamı gibi mekanların yanı sıra Ark Kültür ile Yoğunluk Sanatçı Atölyesi’nde de sergilenen Bienal’e ilgi büyüktü.

Küratörler tarafından serginin anlam ve bütünlüğüne yönelik geliştirilmiş soru kalıpları bizleri yeniden iyi bir komşu olmaya zorladı. “İyi bir komşu korkmadığınız bir yabancı mıdır?” , “İyi bir komşu daha yeni taşınmış birisi midir?”, “İyi bir komşu sizinle aynı gazeteyi mi okur?” gibi sorularla içselliğimize yolculuk yaptırtırken kalp açıcı cevaplar vermemizi sağladı.

Dünya insanı olmamızla iyi bir komşu olmamız arasındaki anlam benzeşmesine kadar bizleri sorgulattı. Hepimiz İki Arap kızının altında koca harflerle yazan Arap değil yazısıyla dünya komşuluğumuzu bir kere daha sorguladık.

Peki bu sorgulamalardan payımıza düşeni aldık mı?

Bilir misin saniyelik durumlar vardır hayatınızda, acil yanı başınızda olunması gereken zamanlar… O muhtelif zamanları bir gün yaşamak hiç kimsenin aklına gelmez, bu yüzden çoğu zaman da bilmez komşuluk ilişkilerinin kıymetini…

Eskilerden dile gelen atasözleri hatırlanır o vakit.. “Ev alma, komşu al..” , “Kötü komşu, insanı ev sahibi yapar”.. Bilin ki bu sergiyle bile zamanda retro yaşıyoruz, insanlık ayarlarımıza geri dönüş başladı.

Apartmanın kapısında karşılaşıp da birbirine selam vermeyen modern çağın meşgul insanları olduğumuzu anlamayalı bir hayli zaman oldu. Belki de holding yönetircesine meşguliyetlerimiz sadece hızına yetişemediğimiz sosyal medya hesaplarımızdır…

Hayır tabi ki demesin hiç kimse, çoğunluğun kesin, tabi, öyle dediğini ben şimdiden duyar giyim. E haliyle teknolojiyi bu kadar sevince, ekranda gördüğümüzü hayatımızdakine tercih edince, komşuluk da yerini sanal arkadaşlıklara bıraktı…

Bireyci bakış açısı ve bencil hayatlar komşusuzluğun domino taşları…

Sosyal varlıklar oluğumuz, gerçek paylaşımlarımız azalınca farkındalığın farkındasızlığında çırpınarak kendini anlattı… Birbirimize yürekten sevinmek, yürekten üzülmek gibi ortak duygularda değiliz artık… Bunu zaten hepimiz biliyoruz, ona göre gardımızı alırken anlamsız sosylalleşmeler adı altında, yalnız hayatlar yaşıyoruz.

“Görüyorsam, duyuyorsam, sorumluyum” felsefesinden yola çıkarak en yakınımızdan en uzağımıza cana sahip çıktığımız gün, fikrimce iyi bir komşu olmaya da aday olacağız. Ama daha bir fırın ekmek yerken biraz daha komşuculuk oynamamız lazım. Güzel bir pratik niyetine bu yıl Bienal’de bir başlangıç yaptık varsayalım!

Şu zamanda, varlığı modern çağın duvarlarını aşıp komşusuna ulaşabilenler iyi bir komşudur, içleri huzur dolsun… Bu sergiyle yeniden fabrika ayarlarımıza dönme vaktiydi… Darısı diğer ayarlarımız için önümüzdeki yeni Bienallere…

Bu ara sahi sormayı unuttum, sergi boyunca hangimiz iyi bir komşuydu?

Ümmiye Koçak: O bir başarı hikayesi