Rıza Sarraf dosyası: ABD, NATO, AKP

Bugünlerde bir dosya var ki, hem AKP’yi hem de Türkiye’yi ciddi anlamda tedirgin eden bir dosya. Rıza Sarraf dosyası… Peki bu dosya neden bu kadar önemli?

ABD, NATO, AKP ve Rıza Sarraf dosyası

ABD, NATO, AKP ve Rıza Sarraf dosyası

Bugünlerde bir dosya var ki, hem AKP’yi hem de Türkiye’yi ciddi anlamda tedirgin eden bir dosya. Rıza Sarraf dosyası…

Bu dava sonuçlandığında Türkiye’nin uluslararası kamuoyundaki imajı ciddi anlamda değişecektir. Sonuçları sadece ülkeyi değil, ülke insanını da ciddi bir şekilde etkileyecektir!

“17 – 25 Aralık” Türkiye için bir dönüm noktasıydı…

Bakan ve çocuklarının yolsuzluk dosyasıydı. Muhalefet tepki gösterdi, bu insanların Yüce Divanda yargılanmasını istedi. Ancak AKP’lilerin oyuyla bakanlar yargılanmadı!

Peki o ses kayıtları yalan mıydı? Asla yalan değildi! İster ABD oyunu deyin, ister FETÖ olayı deyin; o ses kayıtları gerçek ve doğruydu. Eğer doğru değilse bu bakanlar yargının elinden neden alındı?! O paraları madem FETÖ üyeleri koydu, o zaman neden Rıza Sarraf’a faiziyle para geri verildi?! Hatırlanacağı üzere hayırsever (!) Sarraf da o paraların faizini sağ olsun Kızılay’a bağışladı!

Bakın, şu an bu yazıyı yazarken bir taraftan Kılıçdaroğlu’nu dinliyorum ve şöyle diyor: “Rıza Sarraf olayı milli bir dava değil! İran, Babek Zencani’yi idama mahkum etti. Ancak Türkiye’de bu dosyanın üzeri kapatıldı!”.

Aynen durum böyle! Üzeri kapatılan bir dosya…

‘Bu dosya ile ABD, AKP’ye bir kumpas mı kuruyor?’. Kısmen doğru…

Benim geçmişte ABD’nin AKP’yi devirmenin yollarını aradığını ifade eden çok sayıda yazım var. Evet, ABD, AKP iktidarını gerek iç kamuoyunda gerekse dış kamuoyunda zora sokup ya kendisi siyaseten bitirmenin peşinde ya da dolaylı yollardan AKP’yi iktidardan almaya çalışıyor. Son günlerde NATO’da yaşanan kriz de bunun bir göstergesi…

NATO birçok ülkenin ortak çalışması ile var olsa da NATO’yu merkezden yöneten de emperyalist, kan emici ABD’nin ta kendisidir! AKP’nin yetkilileri sanki ilk kez NATO böyle bir şey yapıyormuş gibi zannediyor. NATO, bugüne kadar Gladyo ve ABD’nin istihbarat örgütü olan CIA ve birçok yerde MOSSAD ile yapılan işbirliği ile dünyanın birçok yerinde darbe yapmış, suikastlar düzenlemiş, ekonomik krizler çıkararak kimi zaman da iç savaşlar meydana getirerek maalesef iktidarları, liderleri alaşağı etmiştir.

AKP, ABD’den Rıza Sarraf’ı almak için elinden geleni yapıyor. Ancak şu unutulmamalı ki, ABD çıkarı olmadığı sürece günahını dahi vermez!

Bakın, tarih 5 Kasım 1959…

ABD’li Yarbay Morrison Ankara’da akşam saatlerinde 80 km. hızla giderken 11 Türk askerini çiğniyor. Ancak buna rağmen, ABD’li bu komutan Türk yargısına teslim edilmiyor. Görevli olduğu iddiasıyla verilmiyor. Halbuki, bu kaza akşam saatlerinde görev dışında ve Çankaya’daki bir Amerikan Kulübünden çıkarken yaşanıyor…

Görüldüğü gibi o yıllarda ABD’den Türkiye’nin başkentindeki adamını alamazken, biz bugün ABD’deki Rıza Sarraf’ı mı alacağız?!

ABD’ye hiçbir zaman güvenilmez! Yine yıllar önce “Jüpiter füzeleri” olayında da Rusya’ya karşı Türkiye’yi yalnız bırakmış; Türkiye’yi, Rusya’nın hedefi haline getirmiştir! AKP iktidarı maalesef 14 yıl boyunca (15 Temmuz’a kadar) ABD’ye güven duymuş, onlarla beraber hareket etmiştir…

NATO, ABD’nin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Rusya’ya karşı oluşturmuş olduğu bir askeri yapılanmadır! ABD yıllardır Churchill‘in, Rusya’ya karşı ortaya attığı “Demir Perde” kuramının devamı için meydana gelmiş bir örgüttür. O yüzden Türkiye NATO’da kaldığı sürece Rusya ile ne kadar yakınlaşırsa yakınlaşsın her daim Rusya’nın tetiğinde olan bir ülkedir!

ABD ile ilgili yazılarımın birinin altına bir arkadaş “O zaman AKP’nin arkasında durmalıyız ki, ABD bu oyunu oynamasın” gibi bir şey yazmıştı! Ben de o yoruma gülmüştüm…

Keşke o kadar kolay olsaydı! ABD bir oyuna başladığı zaman satranç oyunu gibi bir değil, üç dört hamle sonrasını düşünerek hareket ediyor! Hem 16 Nisan referandumunu herkes hatırlar…

Bu referandumda herkes sandıkların peşine düşmüştü. Aman oylar çalınmasın, yer değiştirmesin, trafoya kedi girmesin, elektrikler kesilmesin diye çaba sarf etti! Ama unutulan bir şey vardı: YSK!

Oyun oynanırken oyunun kuralını değiştiren kimsenin tahmin edemediği oyun kurucu ortaya çıktı! YSK’nın bu son golünü kimse tahmin edebildi mi?!

Yani sandıkların arkasında istediğiniz kadar durun; 16 Nisan’da hukuk, hukukçular tarafından çiğnendi!

İşte siz ne kadar uğraşsanız da oyun kurucular oyunun son hamlesi için bugün YSK gibi çalışıyor…

Umarım ABD’nin bu oyunu 15 Temmuz’daki gibi bozulur, yok olur…

Reza Zarrab davasında flaş karar: 17 – 25 Aralık tapeleri dinletilecek

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…