Sürdürülebilirlik Serisi: Yeni başlayanlar için Sürdürülebilirlik 101

Dört yazıdan oluşacak sürdürülebilirlik serisine hoş geldiniz! İlk kısım olan bu yazıda sürdürülebilirlik kavramını genel hatlarıyla anlayama çalışacağız. Sıradan bir vatandaş için sürdürülebilirlik nasıl tanımlanabilir? Ne kadar önemlidir? Daha sürdürülebilir bir gelecek için ne yapabiliriz? Hepsi ve daha fazlası bu yazıda sizleri bekliyor.

Sürdürülebilirlik Serisi: Yeni başlayanlar için Sürdürülebilirlik 101

Sürdürülebilirlik nasıl tanımlanır?

‘Sürdürülebilirlik’ için evrensel bir tanımlama bilimsel çevreler tarafından hala kabul edilmemiştir. Bir çok farklı tanım bulunmaktadır ve bu tanımlar genellikle birbirini tamamlayıcı durumdadır. Basit bir şekilde açıklamaya çalışırsak, öncelikle sürdürülebilir kalkınma tanımlaması gereklidir. Akademik camia tarafından da geniş bir kabul gören Bruntland Komisyonu’nun tanımlaması ‘sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınmayı’ şu şekilde ifade ediyor:

“Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin de kendi kalkınma ihtiyaçlarını giderme yetilerini riske atmadan günümüz için kalkınmanın sağlanabilmesidir.”

Bruntland tanımını anlamak ilk bakışta zor gelebilir. Kısaca; günümüzün ekonomik ve insanı kalkınma ihtiyaçlarını karşılarken kibirli ve vizyonsuz olmayıp, bizlerden sonra da gelecek nesillerin de yaşayıp gelişebileceği bir gezegen bırakabilmektir bu tanımda bahsedilen. Şu ana kadar tanımladığımız sürdürülebilir kalkınma oldu.

Sürdürülebilir kalkınma, ‘sürdürülebilirlik’ denen geniş alanın sadece bir parçası olarak görülmelidir. Sürdürülebilirlik sadece bir kalkınma hareketi olarak kısıtlanamaz. Teori, uygulama ve felsefe yönünden bakıldığında; sürdürülebilirliğin çok geniş bir spektrumu kapsadığını görüyoruz.

Özet olarak sürdürülebilirlik; “ekonomik kalkınma ve refahın geliştirilmesi için atılan adımların insanlara ve gezegenimize zarar vermeyecek bir biçimde geliştirilmesi ve sürdürülmesi” şeklinde tanımlanabilir.

sürdürülebilirlik sustainable

Nedir sürdürülebilirlik?

Sürdürülebilirlik; ekonomik, sosyal ve ekolojik/çevresel olmak üzere üçe ayrılıyor:

‘Ekonomik sürdürülebilirlik’, idari ve iktisadi vizyonu içerir. Üretim ve tüketim dinamiklerinin sürdürülebilirliği; ekonomik devamlılık ve kalkınma için önemli faktörlerdir. Örnek olarak bir şirketin ürettiği ürünün maliyetini düşürmesi hem şirketin hem de tüketicinin faydasınadır. ‘Sosyal sürdürülebilirlik’ ise sağlık, mutluluk, yaşam kalitesi, güvenli bir gelecek vb. toplumsal dinamiklerin sürdürülebilirliği üzerine yoğunlaşmıştır.

Ekonomik ve çevresel değişimlerin sosyal dokuya yaratacağı kısa, orta ve uzun vadeli etkiler tarafından etkilenmeye müsaittir. Örnek olarak otomasyon sonucu beklenen işsizlik dalgasının mevcut politikar ile sosyal açılardan sürdürülebilir olmayışı verilebilir.

‘Ekolojik/çevresel sürdürülebilirlik’ ise insan yaşamının temel kaynağı olan doğa ile ilişkimizi inceler. Hem insanlar hem de diğer canlılar için hayati öneme sahip çevresel faktörlerin sürdürülebilirliği, gezegenimizde hayatın devamı için zaruridir.

Ekonomik kalkınma ihtiyacının giderilmesi için doğal kaynakların bir gün bitmeyecekmiş gibi düşünülerek kullanılması, insani kalkınma için diğer canlıların yaşama haklarına müdahale edilmesi ve insanı faktörler ile ekolojik dengelerin felaket boyutlarında bozulması çevresel sürdürülebilirliği ilgilendiren başlıca konulardandır.

“Sürdürülebilirlik, farkındalıktır. Hem toplumsal hem de bireysel bir hedeftir.”

Sürdürülebilirlik Serisi: Yeni başlayanlar için Sürdürülebilirlik 101 exxon

Sürdürülebilirlik, ekonomi için kötü müdür?

Ekonomik kalkınmayı ön plana süren politikacılar ve şirketlerini kolay yoldan büyütmeye hevesli patronlar tarafından sıkça görülen bir davranış biçimi olarak çevreciliğin kötülenmesi gözlemlenmektedir. En ucuz, en kolay ve en sorumsuz yoldan ekonomik hedeflerini elde etmeye çalışan kesimler için her zaman çevreciliği ve sürdürülebilirliği kötü gösterecek yöntemler kullanılmıştır. Bunlar arasında en yaygını ise “ekonomik gelişimi baltalamak isteyen hainler” retoriğidir.

Tarafsızca bakıldığında, her iki tarafı da anlamak mümkündür. Bir tarafta ekonomik kalkınmayı ve büyümeyi en kısa yoldan hedeflemeye çalışan bir grup, diğer tarafta ise bizlerin ve diğer canlıların yaşam alanlarını düşünerek hareket eden duyarlı vatandaşlar yer almaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ise, tam bu noktada devreye girmektedir. Hem ekonomik gelişimi hem de çevrenin korunmasını aynı anda başarmak mümkündür. Bu amaca ulaşmak için çalışan binlerce biliminsanı, akademisyen, politikacı, patron ve duyarlı vatandaşlar vardır.

Nasıl bir gelecek istiyoruz? Temiz ve aydınlık mı? Kirli ve karanlk mı?
Nasıl bir gelecek istiyoruz? Temiz ve aydınlık mı? Kirli ve karanlk mı?

Sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir bir yaşam mümkün müdür?

Sorumsuzca davranarak kısa vadeli sonuçlar alma gayesi içinde çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşayacağı ülkeleri ve gezegeni mahvetmek, biraz düşününce pek de mantıklı gözükmüyor olmalı. Sürdürülebilir kalkınma metodları ile elde edilen kalkınma dinamiği, sürdürülebilir bir yaşam tarzı ile desteklenir ise ortaya biraz ütopik sayılacak bir toplum çıkacaktır. Birçok kesim sürdürülebilirliği ve uygulamalarını sadece çevreci bir perspektifte ele almaktadır.

Belirtilmesi gereken en önemli nokta ise, sürdürülebilirliğin 3 ana başlığı olan ekonomik, sosyal ve ekolojik/çevresel sürdürülebilirliğin birbirleriyle sembiyoz bir ilişki içerisinde olduklarıdır. Herhangi bir alanda atılan sürdürülebilirlik adımının, diğer alanlara olumlu ya da olumsuz etkilerinin olması neredeyse kaçınılmazdır. Bu sebeple, sürdürülebilirlik dikkatlice atılması gereken adımları içeren bir hedeftir. Sürdürülebilirlik, hem bir süreç hem de bir hedef olarak yorumlanmalıdır. Bilinçli ve sorumlu gelişimin önemi toplumun her kesimi tarafından kavranıldığında ise, sürdürülebilir bir yaşam kaçınılmazdır.

Su tasarrufu

Çok basit bir ‘sürdürülebilirlik hareketi’ belirtmek gerekirse, su tasarrufu en iyi örneklerden olacaktır. Su tasarrufu için herhangi bir yatırım gerekmeden yapabileceğimiz pek çok şey vardır. Bulaşık ve çamaşır makinalarını tam dolmadan çalıştırmamamız, dişlerimizi fırçalarken musluğu kapatmamız, duş almayı keyif değil de ihtiyaç olarak görmemiz ve sifonu çekerken gereğinden fazla su kullanmamamız çok basit fakat bir o kadar da etkili yöntemlerdir.

Bu yöntemleri izleyen bir evde hem su tasarrufuyla ilintili faturalar üzerinden ekonomik tasarruf yapılmış olur, hem de su kullanma alışkanlığının değişmesi ile ekolojik/çevresel bir katkı sağlanmış olur. Bu davranış biçiminin toplumsal olarak benimsenmesi ise sürdürülebilirliğin uygulanışıdır. Anlaşılacağı üzere sürdürülebilirlik herkesin ortak faydası için kullanılabilir.

Sürdürülebilirlik Serisi Açıklaması

Sürdürülebilirlik Serisi Açıklaması

Sürdürülebilirlik temalı serinin ilk yazısının sonuna geldiniz. Merak ederek okuduğunuz için teşekkürler! Tam olarak 1 hafta sonra serinin ikinci yazısını yayınlamayı planlıyorum. İkinci yazı “Dünya’da sürdürülebilirlik hamleleri” üzerine olacak. Küresel organizasyonlar ve yabancı devletler tarafından yapılan sürdürülebilirlik hamlelerini özetlemeye çalışacağım.

Üçüncü yazıda ise ülkemizdeki sürdürülebilirlik ile ilgili gelişmeleri derleyip genel bir resim çizmeye çalışacağım. Serinin son yazısında ise daha sürdürülebilir bir gelecek senaryosu çizerek bugün attığımız adımların insanlığın kolektif gelişimine nasıl katkılar sağlayabileceğini sizlere yansıtmaya çalışacağım. Merakınızı çekti ise, konu hakkında araştırma yapmanızı mutlaka tavsiye ediyorum. Önümüzdeki hafta görüşmek üzere!

İTÜ’den ısınma ve soğumada yüzde 40 tasarruf sağlayan proje

Önceki yazıAtaşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi görevinden uzaklaştırıldı
Sonraki yazıMuğla Büyükşehir Belediyesi’ne inceleme! Osman Gürün’den açıklama
Alican YILDIZALP, 6 Haziran 1994 tarihinde İzmir’de dünyaya gelmiştir. Çocukluk yaşlarından itibaren bilim, teknoloji, uzay ve diplomasiyle ilgilenen Alican; ilkokul ve ortaokulu İzmir’in Selçuk ilçesinde okumuştur. Lise eğitimini Tire Anadolu Öğretmen Lisesi’nde devam ettiren Alican, Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü kazanarak üniversite hayatına başlamıştır. Üniversite hayatı boyunca çeşitli ulusal ve uluslararası konferanslara katılmış ve diplomasi bilgilerini genişleterek uluslararası ilişkiler üzerine olan ilgisini devam ettirmiştir. Model Birleşmiş Milletler faaliyetleri ile ilgilenen Alican, Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Topluluğu’nun da kurucusu ve ilk başkanıdır. Stajını Brüksel TÜSİAD AB Daimi Temsilciği’nde yapan Alican; lisans öğrenimi boyunca Türk dış politikası, enerji politikaları, uzay politikaları, uyuşmazlıkların çözümü, savunma politikaları, bölgesel çalışmalar, uluslararası organizasyonlar ve küreselleşme üzerine çalışmalar gerçekleştirmiştir. Onur öğrencisi olarak Yaşar Üniversitesi’nden mezun olan Alican, Yüksek Lisans için Maastricht Üniversitesi Sürdürülebilirlik Bilimi ve Politikaları bölümüne tam burs ile davet edilmiştir. Yüksek lisansını bitirmiş bulunan Alican; çevre politikaları, sürdürülebilirlik, innovasyon politikaları ve bilim ve teknoloji politikaları üzerine çalışmaktadır. Tezini ise 3 boyutlu yazıcıların geleceği üzerine yazan Alican; boş zamanlarında yemek yapmak, fotoğrafçılık, seyahat, dış politika analizi ve savunma sanayii incelemeleri gibi faaliyetlerde bulunmaktadır. En büyük hayali ise dünyayı değiştirebilecek bilimsel ve teknolojik çalışmalara katkıda bulunabilmektir.