AKP iktidarına neden güvenmiyorum?

AKP’ye neden güven duyulmaması gerekir geçmişe bakmak yeterlidir!..

AKP iktidarına neden güvenmiyorum?

AKP iktidarına neden güvenmiyorum?

Şu AKP iktidarının geçmiş yıllarına bakıldığında ülke içerisinde güvensiz bir ortam yarattığını görüyoruz… İnsanların birbirine dikkatli, şüpheci bir gözle baktığı; zıt kutuplar halini aldığı; insanların kutuplaştırıldığı bir hale geldi bu ülke…

Tabi, bu ortamın da nedeni AKP’nin yarattığı siyasal iklimden kaynaklandığını söylemek zor olmasa gerek. AKP, insanları kutuplaştırdıkça, AKP’ye muhalif olan insanların da AKP’ye karşı bir duruş sergilediklerini görüyoruz…

Evet… Ben de AKP’ye karşı bir güven bunalımı yaşıyorum!..

AKP’nin gerek ulusal gerekse uluslararası platformda  izlediği politikalar AKP’nin güven duyulmayacak bir parti haline geldiğini de gösteriyor.

Dış politikada ne yaptığını bilmezlik; iç politikada oluşan başta ekonomik ve sosyal dinamizmin ortadan kayboluşu, ülke içinde de bireylerin karamsar bir tabloya itilmesi AKP iktidarına karşı bir güvensizlik ortamı doğurmuştur…

Adalet Kalkınma Partisi’nin ülke içinde yok ettiği ‘adalet’ duygusu ileride telafisi zor olacak yöne evrildiğini de gösteriyor. İktidar yöneticilerinin bol bol dile getirdiği adalet vurgusu pratik yaşamda hayalden öte gidemiyor. Ahmet Şık gibi gazetecilerinin önce “Ergenekoncu” ilan edilmesi daha sonra aynı kişinin “FETÖCÜ” iddiası ile sanık yapılması muhaliflerin AKP’ye karşı olan öfkesi ve karşıtlığını daha marjinal hale getiriyor! Kişinin dün o’cuyken bugün bu’cu ilan edilmesi AKP’ye karşı yargıda terazinin eğilip bükülmesini de beraberinde getiriyor…

Sadece iç meselede değil; dış politika programına bakıldığında savrulan ve vasattan öte geçemeyen bir Türkiye siyasal çerçevesi çizildiği ortaya çıkıyor.

AKP’yi biraz izlemek yeter de artar bile; ancak bu “izleme” görevini AKP’ye oy veren “milli” olan vatanseverlere vermiyorum. Çünkü onlar gerçekten izliyor! Muhalifler ise hem izliyor; hem görüyor hem de yorumluyor. O yüzden iktidara yakın olanlar sadece izlemeye devam etsinler…

Eğer, daha dün İsrail’i terör devleti ilan edip daha sonra bu ülkeyle ticari ilişkilere devam ediliyor; daha sonra ise ‘İsrail’in bize, bizim İsrail’e ihtiyacımız var’ deniliyorsa o parti ve iktidarına güven duyulmaz!

Daha dün BDP (HDP) ile el ele olup (geçmişte) Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile kahkahalar atılıp gülücükler savuran iktidara güven duyulmaz!

Ama dün, dünde kaldı değil mi?!..

Terörist başı Abdullah Öcalan‘a methiyeler düzülüp İstanbul sokaklarında Öcalan posterleri rahat rahat dolaştırılırken, Diyarbakır’da Öcalan’ın mektubu okunurken ve “milli” olan iktidar yetkililerinin ve AKP’nin gönüldaşlarının olduğu bir ortamının izahı zor olsa gerek…

AKP bugün de ABD’ye karşı bir savaş verirken yarın çıkıp biz “dostuz” derlerse ey sevgili halkım şaşırmayın! Çünkü AKP bunu daha önce yaptı, yarın da yapabilir!..

AKP’ye oy verenler bir gün keşke diyecekler!

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…