Aladağ: Adaletin kılıcı yangınla erir mi?

Aladağ’da 11 çocuk kül oldu dernek adı altında, cemaat adı altında derme çatma yerlerde ve son iki tanık da serbest bırakıldı!

"<yoastmark

“Benim sizden kendim için
Hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.”

Seneler seneler öncesinde yazmıştı Nazım Hikmet bu dizeleri; Hiroşima’da küle dönen çocuklar için. Onlar hiç büyüyemeyen çocuklardı. İnsanlık sustu, çocuklar kül oldu ve daha dün yanı başımızda Aladağ’da 11 tane çocuk kül oldu.

Aladağ yangını

Yurt dediler, emanet dediler ama koruyamadılar çocukları. Çocuklar kül oldu dernek adı altında, cemaat adı altında derme çatma yerlerde ve son iki tanık da serbest kaldı.

Şimdi suçlu kim? Kader mi? Fıtrat mı? Yoksa bu aç gözlülük, bu fukaralık, bu adaletsizlik mi?

Göz göre göre yandı küçük bedenler. Araştırılacak denildi, “Merdiven kilitliydi.” denildi, “Bir yandan ahşap bir yandan duvardan duvara halı kaplaması yangını körükledi” denildi. “Yurt kaçak.” denildi. Ama her şey unutuldu! Bugünkü mahkemede kalan son iki kişiden yurt müdürü Cuma Ali Genç ve dernek başkanı İsmail Uğur’un tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alınarak adli kontrol tedbiri ve yurt dışına çıkış yasağıyla tahliyelerine karar verildi. Kısaca bugün herkes dışarıda!

Peki o zaman herkes dışarıda olduğuna göre suçlu kim? 

Sırf okusun, eğitim alsın çocuğum derken; bu tarz yurtlara mahkûm kalan anne baba mı? Kontrol ettirmeyen idare mi? Göz yuman “Burada ne yapıyorsun?” diye sormayan, sorgulamayan idari yetkili mi? Yoksa sadece kader mi? Peki bu kötü kader neden hep imkansızı vurur? Ya da şöyle mi demek lazım; devlet baba çocuklarının bir kısmının kaderini, neden diğerlerine bırakır?

aladağ yangını kilitli yangın merdiveni

Ya siz kalanlar?

Mahkeme “serbestsin” dedi diye rahat mı vicdanınız? Yastık huzur veriyor mu? Eliniz çocuğunuzun başına gittiğinde görüyor musunuz o küçük bedenlerin hayaletlerini; yoksa hiç bir şey olmamış gibi devam mi ediyorsunuz yaşamaya? Bu kadar kötü olamazsınız değil mi? Şimdi kaç tas su gerekir elinizdeki günahı yıkamak için? Peki insan vazgeçerse adalete güvenmekten neye güvenir?

Kaç çocuk ölmeli adalet için? Kaç eve kor düşmeli? Bu kadar zor mu gerçekten korumak, kollamak. En asli görevimiz bu değil mi zaten? Onların istediği hiçbir şey yoktu. Onlar sadece yaşamak istediler. Belki bir de şeker yemek, çok mu?

Büyüyemeyecek çocuklara saygıyla…

Yurt yangını sonrası sahte raporun trajikomik cezası