Tek soruluk röportaj: İrfan Değirmenci

20 yıllık profesyonel mesleğini bırakmak zorunda kaldıktan sonra alternatif ve muhalif medya organlarında çalışmaya devam eden, hatta gençlik hayali olan oyuculuğu da profesyonel olarak yapmaya başlayan İrfan Değirmenci’den bir konuyu açıklamasını istedim: Hayat böyle nasıl gidiyor?

Tek soruluk röportaj: İrfan Değirmenci

Röportaj: İrfan Değirmenci

İş hayatınızda çok büyük bir değişiklik oldu. Artık ana akım olmayan, alternatif yayın organlarından seyirciye ulaşıyorsunuz? Böyle nasıl gidiyor hayat? Meslektaşlarınıza tavsiye eder misiniz?

İrfan Değirmenci: Keşke tavsiye edilebilecek bir şey olsa. Herkes kendi macerasını yaşıyor. Aslında biraz düşünen, biraz sorgulayan, kendinden çok içinde yaşadığı toplumu düşünen tüm gazeteciler zaten ana akım denilen medyanın dışına savrulmuş durumda. Herkes el yordamıyla sesini ulaştırıp kamuoyuna haber, bilgi, yorum aktarmaya devam etmeye çalışıyor. Bunu yapan çok onurlu meslektaşlarım var.

Bunu tavsiye etmek banim haddime değil. Ben kendi yolumu çizmeye çalışıyorum. Hangi haberi yaptığınız kadar, hangi haberi yapmadığınız da önemlidir. Ana akım medyanın içinde de habercilik yaparken hiçbir zaman o sermayenin sesi olmadım ekranlarda ve elime tutuşturulan o metinleri okumadım. Baskı ortamına elimden geldiğince direnmeye, göğüs germeye çalıştım. Ama buraya kadarmış. İki yıl önceki referandum süreci bardağın taştığı yer oldu. Twitter hesabımdan görüşümü açıkladığım için işime son verildi.

Ama ben işimi yapmaya, beni yıllar boyunca izlemiş olanlara bir şekilde ulaşmaya devam ediyorum. Gene ezilenlerin, sesini duyuramayanların yanında durarak yeni bir mecra açmaya çalışıyorum. Onların sesini duyurmak adına.

Bu ne kadar sürer böyle… Tabi ki teknolojideki değişikliklere adapte olmak önemli. Sosyal medyadan yayınlar yaparak ve BirGün gazetesinde yazarak bunu yapmaya çalışıyorum.

“Hepsi birbirine benzeyen yandaş medya ile karşı karşıyayız”

Ana akım diye de bir şey de kalmadı aslına bakarsanız. Hepsi birbirine benzeyen, hepsi yandaş duruma gelmiş bir medya ile karşı karşıyayız. Bu yapının içinde yer almamak zaten tavsiye ile olacak birşey değil. Bunu seçmek gerekiyor.

Cesaret etmek, biraz da kişisel konfor alanının dışına çıkmak ve bu yapıya hizmet etmeme kararı vermeleri gerekiyor. Bu olabiliyormuş işte. Kimse ölmüyor böyle bir karar verdiği için.

Nihayetinde bir ekmek kazanma derdiyse bu, bir parça konforunuzdan fedakarlık ettiğinizde içiniz daha huzurlu olarak; kendinizi halka emanet ederek yaşamayı sürdürebiliyorsunuz özetle.

irfan değirmenci anne ben artist oldum

İrfan Değirmenci geçen yıl “Anne bene artist oldum” adlı tek kişilik gösterisiyle Türkiye’yi dolaştı. Şu an Babala TV‘de İrfanı Hür, YouTube‘taki kendi kanalından ise Akşam Baskısı programlarında haber yorumları sunmaya devam ediyor. Değirmenci ayrıca BirGün Gazetesi ve Bavul Dergisi’ne de düzenli olarak yazılar yazıyor.

Patronsuz gazete BirGün ile dayanışma

1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul'da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç'te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi'nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim'da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya'ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye'nin Gezi Gençleri'nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.