Söyleyemediklerim için özür dilerim ATAM!

Dün doğum günündü. Doğum gününü kutladı milyonlar. Sokaklar caddeler boyu sen vardın. Doğum günün kutlu olsun Atam!

doğum günün kutlu olsun atam

Açtığın yoldan, gösterdiğin hedeften hiç vazgeçmedik (!)

Her yerde senin adın, herkesin dilinde sen (!)

İzmir Marşı yankılanıyor ülkenin her tarafında (!)

Okullarda ilk seni öğretiyor öğretmenler (!)

Siyasetçiler attıkları her adımda seni feyz alıyorlar (!)

Tıpkı senin gibi sevgi tohumları ekiyorlar (!)

Dillerinde sürekli sevgi, sürekli kardeşlik! Senin bıraktığın yerden devam ediyorlar ilim, irfan yolundan ilerlemeye (!)

Artık kapadık kapılarımızı cehalete, yüzümüz bilime döndü (!)

Bilim de teknoloji de sayılı ülkelerdeniz (!)

Hasan Tahsin kadar olmasa da hepsi çok yürekli gazetecilerimizin (!) Kalemleri o kadar keskin o kadar dik ki eğilmiyor kimsenin karşısında (!) Tarafsızlığı ilke, senin sözlerini pusula saymışlar (!)

Ülkenin her yerinde kardeşlik hüküm sürüyor (!) Tarihimizi, dilimizi, örfümüzü hiç unutmadık. Sana olan sevgimiz her geçen gün artarak devam ediyor.

Özür dilerim Atam!

Doğum günün kutlu olsun Atam lakin özür dilerim senden. Özür dilerim söylediğim yalanlar için! Kurtuluşun 100. yılında dilim varmadı, gerçekleri söylemeye. Söyleyemedim her gün sana hakaret eden başka birinin çıktığını ve bunlara hiçbir şey olmadığını!

Söyleyemedim bilimden, fenden uzaklaştığımızı! Söyleyemedim artık insanların giderek kutuplaştığını!

Söyleyemedim sahte tarihçilerin ortaya çıktığını, çarpıtıp tarihi sana yergilerde bulunduğunu!

Söyleyemedim , “Keşke Yunan galip gelseydi” diyen sürekli sana hakaret eden o sözde tarihçi öldüğünde senin kurduğun ajansın “Ünlü tarihçi vefat etti.” diyerek haber verdiğini.

Söyleyemedim, tarihe, sana küfredenin tabutunun üzerine ay yıldızlı bayrağımızın örtüldüğünü.

Söyleyemedim adına gazeteci denen zatların seninle ilgili iftira attığını!

Söyleyemedim senin izinin silinmeye çalışıldığını!

Söyleyemedim senin yolundan giden gazetecilerin kahpe kurşunlarda, kahpe pusularda vurulduğunu! Anlatamadım vatana ihanet edenleri!

Yolun yolumuz, ülkün ülkümüz!

Söylemediğim bir şey daha var. O çok sevdiğin çok güvendiğin çocukların var ya onlar güvenini boşa çıkarmamak için var güçleriyle çalışıyorlar. Bir gün yüz yüze geldiğimizde utanmadan bakabilmek adına; bıkmadan, usanmadan, yılmadan, yıkılmadan, isyan etmeden çalışıyorlar. Dün o gençler, o çocuklar caddelerdeydi. Ondan önce kızmalara baskıya karşın en yüksek perdeden okudular “Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa” diyerek İzmir Marşını!

Dün 19 Mayıs’tı: Bir gözüm senin adınla coşanlar da diğeri bizden çok uzakta locada oturanlarda. Bilirim artık localara yetişmez sesimiz. Ama sen atamızsın, babamızsın! Hiç görmesek de seni, sen bizi görürsün ve sesimiz ulaşamasa da localara, sana ulaşır.

Ey büyük Atatürk,
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim!
Doğum günün kutlu olsun Atam!
Kurtuluşun 100. yılı kutlu olsun!

Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’da gördüğü manzara