Uluslararası yetkinlik ve İzlanda tecrübesi

İzlanda maçı öncesinde havalimanına inişten sonra yapılan bekletmelerin ve kontrollerin olağan olduğunu söylemek mümkün değildir. Eğer toplum olarak bu gibi kamusal alanı ilgilendiren durumlarda daha sağduyulu ve bilinçli olabilirsek, karşımıza çıkması muhtemel tahriklerden etkilenmemiz de o kadar zor olur.

Uluslararası yetkinlik ve İzlanda tecrübesi

Uluslararası ölçekte bakıldığında, toplumumuzun kamusal alandaki sorunlarını görmezden gelemeyiz. Örneğin, kuyruk bekleyemeyiz. Bizim için zuldür. Kaynak yapılır. Kaynakçılar çoğu zaman mazur görülür. Çocuklara öğreti olarak ‘Sen de kaynak yapacaksın, sen enayi misin?’ aktarılır.

Kamusal alanda mum gibi olmak

Şimdi diyeceksiniz ki, İzlanda maçına giden kafilenin yaşadıkları ile bu anlattıklarının ne gibi bir ilgisi olabilir? Anlatayım. Altı seneyi aşkın senedir Almanya’da ikamet ediyorum. Uçakla her gidiş gelişimde (geçmişteki yurt dışı seyahatlerim için de geçerlidir) vatandaşlarımızın yabancı gümrük memurları ile karşılaşmadan önce sırada ve sonrasında sıra kendilerine geldiğinde memurun karşısında nasıl tavır takındıklarını incelerim.

Öznel (insanımızın gözüyle diye okuyun) gözle bakarsanız, örneğin Alman memur pasaporta çok bakan, sordukça soran, uzattıkça uzatan kişidir. (Hatta kimine göre bu faşizmdir!) Ancak nesnel gözle bakarsanız, muhtemelen duruş eğitimi alarak saygınlık uyandırmayı öğrenmiş bir memurun karşısında çocukluğundan beri sıra beklemeyi hiç öğrenmemiş ve en ufak bir beklemede sabırsızlık gösteren bir kişi vardır. Halbuki sıra bir haktır ve hayatta çok önemli bir yeri vardır. Bu münasebetle de kaynak yapmak aslında bir nevi hak yemektir. Ama bu ayrı bir mevzu.

İnsanımız, sabırsızlık emareleri göstermekle kalmayıp sanki hepsi birer işletme uzmanı gibi ‘Neden diğer gişeyi açmıyorlar?’ serzenişine geçerler. Bana sorarsanız, konunun bambaşka bir boyutu var. Örneğin bir Alman’ın çocukluğundan beri öğrendiği temel şeylerden bir tanesi, kamusal alanda istisnai durumlar dışında mum gibi olmaktır.

Bu sıra düzeni için de geçerlidir ve onlar mum gibi sırada dururlar. Sıra bekleyen insanlardan yetiştiği kültür gereği böyle bir beklentisi olan memur, asabi jestlere kadar varan tepkiselliği görüp aynı zamanda iletişimde de tatmin edici cevaplar alamayınca sorguya doğal olarak devam eder.

Kedi – fare oyunu

Ayrıca kanımca insanlar bilinçaltındaki bazı tayzikler ile hükmetmeye başladıkları insanla biraz kedi-fare oyunu gibi oynamaya başlarlar. Bunun bilinçli olduğunu pek sanmıyorum ancak olasılık dışı da bırakmıyorum. Yani demem o ki, vatandaşlarımız iletişimde tatmin edici ve muğlak olmayan yanıtlar verip (Sorulan sorular genelde sabittir.) sırada mum gibi dururlarsa, iddiam o ki o yurt dışındaki pasaport kuyruk beklemeleri ciddi şekilde kısalacaktır.

İzlanda maçı öncesi yaşananlar

Şimdi gelelim İzlanda meselesine. Öncelikle havalimanına inişten sonra yapılan bekletmelerin ve kontrollerin olağan olduğunu söylemek mümkün değildir. Eğer bu hareketler organize bir şekilde yapıldı ise, o zaman uluslararası yetkinliği olan bir takım insanların sporcularımızı tahrik ve bu vesileyle de müsabaka için olumsuz etkilemeyi hedefledikleri açıktır.

Eğer toplum olarak bu gibi kamusal alanı ilgilendiren durumlarda daha sağduyulu ve bilinçli olabilirsek, karşımıza çıkması muhtemel tahriklerden etkilenmemiz de o kadar zor olur. Kültürümüzü tanıyan insanların, sıkıntılı yönlerimizden bu şekilde fayda sağladıklarını artık görmeliyiz. Fevri hareketlerimizden ve ifadelerimizden kaçınmalıyız.

Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş’in basın toplantısındaki aklı selim konuşması bu anlamda ülkemiz adına gerçekten önemli ve olumlu bir karşılık olmuştur.

Son söz: Keskin sirke sadece ama sadece küpüne zarar. Tercih bizim.

Türk futboluna yeniden Güneş doğdu!