Almancı nedir? Deutschtürke kavramı ve çifte aidiyet(sizlik)

Gurbetçiler, Türkiye’de “Almancı” iken, Almanya’da “Deutschtürke (Alman-Türk)” konumundalar. Her iki ülkeye/topluma ait olmak isterken her ikisinden de kısmen reddediliyorlar. Çifte aidiyetsizlik yaşıyorlar…

Almancı nedir? Deutschtürke kavramı ve çifte aidiyet(sizlik)
Almancı nedir? Deutschtürke kavramı ve çifte aidiyet(sizlik) – Foto: Spiegel Online

Almancı nedir?

Öncelikle, ülkemizde pek de olumlu anlamda algılanmayan “Almancı” kavramını ele alalım. Türk Dil Kurumu Günlük Sözlüğü’ne bakıldığında, bu kavramın 2. manasında ‘Avrupa’da genellikle de Almanya’da çalışan Türk vatandaşı’ yazıyor. Her ne kadar ben, Türkiye’de yaşarken bu kelimeden Almanya dışında bir ülkeyi hayal etmemiş olsam da, bu anlamı bu şekilde kabul edebiliriz.

Almancı kavramını izah etmemin sebebi öncelikle bu kelimenin Almanca’daki “Deutschtürke” (telaffuzu ‘Doyçtüıke’) kavramını karşılamasıdır. Ancak bu birleşik isim olan “Deutschtürke” sözcüğü genelde haber kaynakları ve gazeteci çevrelerinde kullanılmaktadır. Halk arasında ise gurbetçi dediğimiz insanlar için ‘Türke’ yani Türk kavramı ekseriyetle kullanılmaktadır. Bu kullanımın kısmî yanlışlığına ayrıca değineceğim.

Deutschtürke (Alman-Türk)

Bu noktada, Cermen dillerindeki bir özellikten bahsetmek istiyorum. Bu dillerde bir birleşik isim üretildiğinde, ikinci konumdaki isim yerel veya baskın olan isimdir. Örneğin, Amerika’da kullanılan African American (Afrika kökenli Amerikalı), Asian American (Asya kökenli Amerikalı) kavramları gibi. Ancak bu “Deutschtürke” kavramının terkibine ve silsilesine baktığınızda bir gariplik olduğunu görüyorsunuz. Deutsch (Alman) kelimesi ilk sırada, Türke (Türk) kelimesi ise baskın olan kısımda. Mamafih, daha kavramın üretiminde bir sıkıntı var. Hal böyleyken, bu tarz bir kavramın toplum hayatına olumlu anlamda bir aidiyet duygusu vermesi kanımca çok zordur.

Abartılı bir kıyaslama ile Nazi döneminde Almanya’daki Museviler için üretilmiş olan “Judendeutsch” kavramını hatırlayalım. Görüldüğü gibi bir tahkir amacıyla üretilmiş olan bu kavramda dahi “Deutsch” kelimesi ikinci konumdadır.

almancı kimdir çifte aidiyet

Çifte Aidiyet(sizlik)

Gurbetçilerin yaşadığı durumu Almanya’da ikamet ettiğim süreden beri çok daha iyi tahlil edebiliyorum. Onlar, Türkiye’de “Almancı” iken Almanya’da “Deutschtürke (Alman-Türk)” konumundalar. Her iki ülkeye/topluma ait olmak isterken her ikisinden de kısmen reddediliyorlar. Aslına bakarsanız, onların durumu en zor olan. Zira, çifte aidiyetsizlik yaşıyorlar. Yaşadıkları kültür bileşimi ve edindikleri tecrübeler onların bu toplumlara nasıl baktığını da belirliyor. İstatistiklere göre, Almancıların (Almanya bazında) en çok güvendikleri insanlar yine Almancılar. İkinci sırada güven duydukları Almanlar ve üçüncü sırada yurttaşlarımız. Bu sıralamanın neden böyle olduğu ile ilgili belki de tez çalışmaları yapmak gerekir.

Sen de mi Türksün?

Münih’e yakın eski bir fabrikadan çevrilme kapalı çocuk oyun mekanına gitmiştik. Tırmanılıp şambrelle kayılan bir güzergahta üst tarafta Türkçe konuşan iki çocuğu gördüm. Benim Türkçe konuştuğumu görünce bana ‘Sen de mi Türksün? dedi adı Hüseyin olan çocuk. Hiç üzerinde düşünmeden ‘Evet’ dedim. Ancak bu soruda başka bir konu vardı. Sonradan bu mevzu aklıma takıldı.

Aslında çocuğa vermem gereken cevap her ne kadar ezberbozan ve devrimsel nitelikte olsa da, şöyle olmalıydı: ‘Ben Türküm ama sen Türk müsün?’ En nihayetinde Hüseyin’in Türk pasaportu olmayabilirdi ve dünyaya geldiğinden beri de Alman pasaportu taşıyor olabilirdi. Böyle bir durumda, o aslında resmî olarak aynı zamanda Türkçe konuşan bir Alman olurdu. Zira Almanya’da istisnai durumlar dışında Türk kökenliler çift pasaport taşıyamıyorlar.

Bir başka boyut ise, Almanya’da yaşayan gurbetçilerin resmî kimliği pek de kâle almayan hissi kimlikleri. Yani, Hüseyin’in ve bu bağlamda neredeyse bütün gurbetçilerin Alman pasaportları olsa dahi kendini Türk görmesi. İşin tezat tarafı, anavatanda yurttaşlarımızla aynı konumda görülmemelerine rağmen gurbet ellerde o kimliğe sıkı sıkıya sarılmalarıdır. Halıhazırdaki bu hissî kimlik, kanımca onların bir çoğunun yerel toplum ile uyumunu daha da zorlaştırmaktadır. Zira, bu kimlik bazlı dışlama, kendilerini ister istemez (anadili seviyesinde Almanca konuşmalarına rağmen) başka/yabancı görmelerine yol açmaktadır.

Son söz: Kendini yabancı gören, yabancıdır.

İslamizm üzerinden yanlış kavramlar hakkında