Savaşımız ‘edepsiz’ bir halk olmak için deyip de sivrilmeyin!

Bir halkın edepsizleşmesi nasıl olabilir? Devletin kurumlarının verdiği maaşları sormak, sorgulamak edepsizleşmek midir?

Savaşımız edepsiz bir halk olmak için deyip de sivrilmeyin! bülent arınç

Savaşımız ‘edepsiz’ bir halk olmak için!

Bu halk, bu millet çok ‘edepsiz’ yahu (!) Size ne kardeşim milletin maaşından, parasından, pulundan (!)

Kimse size maaşınızı soruyor mu? Haa, devlet sorabilir. Neden sorabilir? Çünkü, kazandığın parayı nereden aldın diye sorar devlet adama.

Kazancını vergilendirir!

Öyle, ‘üç kuruşa beş köfte yok’ der.

Sen devlete gelir vergisi ödersin, yetmez ÖTV ödersin, KDV ödersin; olmadı  bankaya ödediğin faizin dahi vergisini ödersin!

Öyle sen soramazsın vatandaş olarak devlete, devletin kurumlarına, devlet adamlarına!

İktidara yakınsan, devlet zaten gereğini yapar. Ne yapar mesela?

Milletin orasında burasında fantezi arayan adamların (!) 400 küsur milyon liralık vergisini bir kalemde silebilir. Yeri geldiğinde de sokakta simit satıp, çorap satıp da evdeki çocuğunun okul pantolonunu almak için uğraşan emekçinin tezgahını alıp parçaladığı gibi güzel de bir dayak atabilir o satıcıya!

Bu arada pantolonu alamayan vatandaş da intihar edebilir. Olmadı mı sanki?! Geçen yıl Kocaeli’de yaşayan İsmail Devrim adlı vatandaşımız “Oğluma bir pantolon alamıyorsam neden yaşıyorum ki?!” deyip canına kıymıştı.

‘Edepsiz’ vatandaşımız çok (!)

Sen neden sorguluyorsun ki güzel kardeşim!

Mesela şunu da sorgulama, zaten 17 yıldır sorgulamıyorsun; bir ülkede neden ihale kanunu 180 küsur kez neden değişti ya da neden değişir?

Veyahut Bodrum’da ormanlar neden yandı (yakıldı) ve Doğu Karadeniz’de yağmurun bol olduğu ve ocak ayında neden yangın çıkar ve Katar şeyhi o yangından bir hafta önce neden o bölgeyi uçakla keşfe çıkar; bunları sorgulamayın olur mu sevgili halkım! Sorgulayıp da edepsizleşmeyin!

Sorguladığınızda gördük 31 Mart ve 23 Haziran günlerinde…

Sorguladığınızda AKP, İstanbul’u ve Ankara’yı kaybetti. Biraz daha sorgularsanız Allah muhafaza, devletin başındaki dahi değişebilir. Neden “Allah muhafaza” diyorum. Çünkü “o giderse devlet gider” bunu unutmayın (!)

Onlar ‘istişare’ yapıyorlar. Kolay değil. Siz biliyor musunuz ne kadar zor bir durum; bir araya gelip birkaç kelam edip hal hatır sorup bir iki saati orada geçirmek, kolay mı zannettiniz?! “Yüksek istişare” sonuçta…

Bakanlar ne işe yarıyor, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ne işe yarıyor deyip bu adamlar neden 18 bin lira maaş alacak diye sorup sorgulayıp da ‘edepsiz’leşmeyin! ‘Savaşımız edepsiz bir halk olmak için’ deyip de sivrilmeyin!..

Bülent Arınç, maaş zammı eleştirilerine tepki gösterdi: Edepsizler!

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…