Geciken adalet Emre’yi nasıl ölüme götürdü?

Emre, 1993 doğumlu, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde yaşayan pırıl pırıl bir gençti. Üniversite mezunuydu, geleceğe dair hayalleri ve umutları vardı. Ta ki 26 yaşında, yaşadığı haksızlığa ve hukuksuzluğa dayanamayıp kendi hayatına son verene kadar…

Geciken adalet Emre Yıldır intihar - röportaj avukat merve uçanok

Araştırma verilerine göre neredeyse her dört çocuktan birinin cinsel istismara maruz kaldığı söylenmektedir. Üstelik sadece 10’da birinin bildirildiği tahmin edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü 2002’de küresel olarak en az 150 milyon kız ve 73 milyon erkek çocuğun 18 yaşın altında zorla cinsel ilişki ya da fiziksel temas içeren diğer cinsel şiddet türlerini yaşamış olduğunu bildirmiştir.

Daha önceki çocuk cinsel istismarı yazılarında şöyle demistim: Bir tek çocuk bunu yaşadığında dünyayı sallamamız gerekirken 1 yılda 7 bin çocuk bunu yaşıyor ve biz oturuyoruz!

Herkes Emre’nin hikayesini dinleyerek Özge ve Emre’lerin göz göre göre ölüme gittiğini, insanlığın hala oturduğunu hatırlasın. Maruz kalanlar değil, maruz bırakanlar utansın!

Hukuka aykırılığı farkettiğinde davaya hızlıca dahil olup sürecin doğru işlemesini sağlayan Avukat Merve Uçanok ile görüştüm. Her şeyi şimdi ondan dinleyelim.

Av. Merve UçanokRöportaj: Av. Merve Uçanok


Ahmet Emre Yıldır kimdir?

Emre, 1993 doğumlu, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde yaşayan pırıl pırıl bir gençti. Üniversite mezunuydu, geleceğe dair hayalleri ve umutları vardı. Ta ki 26 yaşında, yaşadığı haksızlığa ve hukuksuzluğa dayanamayıp kendi hayatına son verene kadar…

İstismar eylemleri nasıl gerçekleşti ve ne kadar sürdü?

Emre 9 yaşındayken, Yıldır ailesinin akrabası olan V.T, iş sebebiyle 3 sene kadar Emre’nin ailesinin evinde yatılı olarak kalıyor. V.T, bu evde kaldığı süre içerisinde Emre’ye karşı defalarca cinsel istismar gerçekleştiriyor ve bu istismar eylemleri, Emre 18 yaşına gelene kadar devam ediyor. Çocukluğundan itibaren yıllarca V.T tarafından tehdit edilen Emre, yaşadığı istismarı korkusundan kimseye anlatamıyor.

Emre’nin ailesi bu istismardan ne zaman ve ne şekilde haberdar oldu?

Emre üniversiteyi bitirdikten sonra askere gidiyor. 14 Şubat günü, askerliği sırasında er arkadaşlarından biri Emre’ye el şakası yapıyor. Bunun üzerine Emre yıllarca maruz kaldığı istismarın etkisiyle sinir krizi geçiriyor. Geçirdiği kriz sebebiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine kaldırılıyor. Ardından hastane, Emre’nin ailesine haber veriyor. Böylece Emre’nin ailesi, istismar olayından haberdar oluyor.

Daha sonra Emre, geçirdiği sinir krizi sebebiyle askerliğine devam edemiyor ve 17 Şubat günü terhis ediliyor. Başta bu durum hakkında ailesine hiçbir şey anlatamayan Emre, ailesinin ısrarlarına dayanamayarak yıllarca maruz kaldığı istismarı gözyaşları içinde anlatıyor.

Emre Yıldır
Emre Yıldır

Olayla ilgili hukuki süreç ne zaman başladı?

En sonunda cesaretini toplayan Emre, 21 Şubat günü, kendisini istismar eden V.T ile yüzleşmek amacıyla, ailesiyle birlikte Edirne’ye gidiyor. Burada V.T ile yaptığı görüşmeyi ses kaydına alıyor. Emre görüşme sırasında yıllarca maruz kaldığı istismar eylemlerinden bahsediyor. V.T ise Emre’nin söylediklerine karşılık hiçbir itirazda bulunmadan yaptıklarını ikrar eden birçok ifade kullanıyor. Ardından Emre, 6 Mart günü, bu ses kaydıyla birlikte savcılığa giderek suç duyurusunda bulunuyor.

Bir kişiye karşı yapılmış haksızlık,
bütün insanlığa karşı yapılmış haksızlık demektir.
– Emile Zola 

Emre neden intihar etti?

Emre yıllarca korkutulmuş, sindirilmiş ve böylelikle istismara maruz kalmış. Kimseye bir şey anlatamamış. En sonunda cesaretini toplamış ve bir hukuk mücadelesine başlamış. Kendince gerçekleri ortaya çıkarmak için uğraşmış ve adalete güvenmiş. Fakat sesini duyan olmamış. Suç duyurusunun ardından 52 gün boyunca ne Emre’nin ifadesi alınmış ne de ses kaydının çözümü yapılmış. Bu süre boyunca ruh sağlığı iyice bozulan Emre, kendisine kimsenin inanmayacağını ve hayatının karardığını söyleyerek evden dışarı çıkmamış ve kimseyle görüşmemiş. 52 günlük sürenin sonunda adalete olan güvenini yitiren Emre, 29 Nisan günü yaşadığı apartmanın 15. katından atlayarak intihar etmiş.

52 gündür işlem yapılmayan dosyada intihar ile birlikte işlemlerin başlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Emre 26 yaşında hayatına yeniden bir sayfa açmak isteyen ve bunun için adalete güvenen tertemiz bir gençti. Ancak 52 gün boyunca hiçbir işlemin yapılmaması, Emre’nin adalete olan güvenini sarsmış ve adil bir sonuç alamayacağını düşünen Emre intihara sürüklenmiştir. Eğer soruşturma süreci bu kadar yavaş ilerlemeseydi Emre’nin umutları tükenmemiş olacak aksine adaletin sağlanacağına dair inancı daha fazla yeşerecekti. Belki de Emre hala aramızda olacaktı. Dolayısıyla yargı mensuplarının başından itibaren hassas ve özenli olması gerekirken gencecik bir evladı kaybettikten sonra işlemlerini hızlandırması, öncelikle Emre ve sonrasında adalet adına yapılmış büyük bir ihmaldir.

emre yıldır intihar cinsel istismar

İlk duruşmada sanığın serbest bırakılmasını hukuki olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

V.T sadece 3 ay 8 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye ediliyor. Tahliye kararının gerekçesi ise gerçekten inanılmaz. Çünkü toplanacak birçok somut delil bulunurken, bu delillerin hiçbiri dosyaya girmemiş. Ne ses kaydı çözümlemesi yapılmış ne de tanıklar dinlenilmiş. Ses kaydı, sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren en önemli somut delildir. Üstelik karartılacak birçok delil varken tahliye kararının verilmesi, soruşturma aşamasında başlayan ihmallere devam edildiğini ve eksik bir yargılama yapıldığını göstermektedir.

Kaldı ki V.T, evini satmak üzere bir ilan vermiş. Bu durumda sabit ikametgâh gerekçesi hakkında şüphe oluşturmuştur. Böyle bir gerekçe ile verilen tahliye kararı, kesinlikle hukuka aykırıdır.

Bu nedenle tahliye kararının verilmesinin ardından tarafımızca süresi içerisinde itiraz dilekçesi sunuldu. Akabinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da itiraz edildi. Oluşan kamuoyu baskısı ile bu itirazlarımız dikkate alındı ve sonucunda Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi, V.T’nin tekrar tutuklanmasına karar verdi.

Aile ile iletişime geçtiğinizde neler hissettiniz?

Evladını kaybetmiş ve adalet arayışındaki bu üzüntülü aile ile iletişime geçtiğimde Emre’nin hayattayken tamamlayamadığı adalet mücadelesinin üstesinden gelmem gerektiğini hissettim. Çünkü soruşturma ve kovuşturma aşamasında yapılan ihmaller büyük bir hukuksuzluk örneğidir ve Emre’nin aramızdan ayrılışına sebep olmuştur.

emre yıldır ailesi

Siz dosyaya hangi aşamada dâhil oldunuz?

Ben dosyaya dâhil olmadan önceki süreçte, sanık hakkında hukuka aykırı olduğunu düşündüğüm bir tahliye kararı verilmişti.  Bu tahliye kararının ardından aile ile iletişime geçtim ve çalışmalarıma bu karara itiraz etmek ile başladım. Akabinde bu hukuksuzluk kamuoyuna mâl oldu. Toplumun bu hukuksuzluğa başkaldırması ile birlikte itirazımızın ardından Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı da tahliye kararına itiraz etti. Bu bizim için önemli bir gelişmeydi. Yargı mensuplarının dikkatini çeken bu hukuksuzluğun giderileceğine inancımız daha da yükseldi. Ne olursa olsun bir hukukçu olarak bu davadan asla vazgeçmeyeceğim.

Sanığın serbest bırakılmasının ardından niçin hakkında tutuklama kararı verildi?

Kamuoyu baskısının oluşması adaletin tecelli etmesine önemli ölçüde yardımcı olmuş oldu. Dilerdik ki kamuoyu baskısına gerek olmaksızın yargı gerektiği gibi işlesin, son dönemlerde popüler olan “sosyal medya adaleti” ne başvurmak durumunda kalmayalım.

emre yıldır kimdir neden intihar etti

Peki kamuoyunun yargı üzerindeki etkisi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Kamuoyunu baskısının oluşması yargıda işlerin hızlanmasında önemli ölçüde etkili, bu yadsınamaz bir gerçek. Keşke herkes üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapmak konusunda özen gösterse de adalet için kamuoyu baskısına ihtiyaç duymasak.

Bu tür vakalarda mağdur ne yapmalıdır?

Bu tür vakıalarda haksız fiile uğrayan kişi muhakkak yargıya başvurmalıdır. Ve haksız fiili işleyen kişi hak ettiği cezayı alana kadar mücadeleden vazgeçmemelidir. Elbette bu süreç mağdur için kolay olmayacaktır ancak çekinmeden yargıya başvurduğu takdirde, haksız fiilin cezasız kalmadığını görüp adalet duygusuyla bir nebze de olsa rahatlayacaktır.

Adil bir yargılama için hukuki süreç nasıl işlemeli?

Soruşturma aşamasında yapılması gereken tüm işlemler olabildiğince hızlı yapılmalı ve kovuşturma aşamasına geçildiğinde tüm deliller toplanmalıdır. Özellikle bu dosyada kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut bir delil olan ses kaydı mevcut. Bu ses kaydını almak için Emre, yaşadıklarına ve son zamanlardaki psikolojisine rağmen, sanık ile baş başa kalma cesaretini göstermiştir. Ve sanığın âdeta suçunu itiraf ettiği bu delili elde etmiştir.

Böylesine hassas bir durum mevcut iken elde edilmiş ve suç ikrarı içeren bu önemli delil hakkında hızlıca işlem yapılmalıydı. Dolayısıyla bu tür vakıalarda savcı somut olayın niteliklerini göz önüne almalı ve soruşturma evresi hızlıca tamamlanmalıdır.

Ancak tüm bu işlemler hiçbir aşama atlanmadan yerine getirildiğinde, adaletli bir neticeye varılır ve hukuka uygun bir karar vermek mümkün olur.

Somut olayda yapılan ihmaller, adil yargılamanın önünde büyük engeldir. Bu tarz ihmaller olmadığı müddetçe hem toplumun adalete olan inancı korunacak hem de bu tür vakıalarda haksız fiile uğrayan kişi adalet arayışı için çıktığı bu yoldan eli boş dönmeyecektir.

Bundan sonra hukuki süreç nasıl ilerleyecek?

Şu anda sanık tutuklu halde Çanakkale E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunmakta. Davanın bundan sonraki sürecinde yargı mensuplarının daha hassas ve dikkatli davranacaklarına inanıyorum. Soruşturma ve kovuşturma sürecinde bugüne kadar yapılan ihmallerin bir daha tekrarlanmaması için hukuki mücadelemizi veriyor olacağız.

Avukat hakkın müdafaasını temsil eder. Bundan sonraki süreçte amacımız; hem Emre rahat uyusun diye hayattayken tamamlayamadığı adalet savaşının üstesinden gelmek, hem de böyle ihmallerle başka hayatların ışığı sönmesin diye çalışmak olacak. Ve bu adalet savaşını vermekten çekinmeyeceğiz.

Biyografi: Av. Merve Uçanok

Merve Uçanok, 1989 Ankara’da dünyaya geldi. Ailesiyle birlikte Çorlu’da ikâmet etmekte olan Merve Uçanok’un ortaöğretim hayatı Çorlu Mehmet Akif Ersoy Lisesi’ni bitirmesi ile son buldu. Ardından küçük yaşlardan beri adalet duygusu gelişmiş biri olması ve hukuka karşı özel bir ilgisi olması neticesinde hedeflediği fakülte olan hukuk fakültesini kazandı. 2011 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 3.5 yılda şeref derecesiyle bitirdi. 2011 yılının Ekim ayında Avukat Hüseyin Uğur POYRAZ ile birlikte avukatlık stajını yapmaya başladı. 1 yıllık avukatlık stajını burada tamamladıktan sonra 2013 yılının Şubat ayında avukatlık ruhsatnamesini aldı. 2013 yılından bu yana resmi olarak İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olarak adalet mücadelesinde yer almaktadır. 2017 yılı Ağustos ayında Poyraz Uçanok Avukatlık Ortaklığı kuruldu. 2017 Ağustos tarihinden bu yana Poyraz Uçanok Avukatlık Ortaklığı’nın ortağı olarak bulunmaktadır. Ayrıca Merve Uçanok Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Özel Hukuk Yüksek Lisansı’nı 2018 yılı Haziran ayında tamamladı. Ceza ve Hukuk Mahkemeleri Kararlarının Birbirleri Yönünden Bağlayıcılığı konulu tez yazdı. Uzmanlık alanları ceza hukuku ve aile hukukudur. Bunların haricinde her türlü hukuki uyuşmazlıkla ilgilenmektedir. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Emine Bulut cinayeti: Bakanlıktan görüntülerle ilgili açıklama

1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir.Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir.Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir.Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim.Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım.1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim.İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım.Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum.Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...