Deşifre – Para toplama yoluyla dolandırıcılık (Av. Merve Uçanok)

Dolandırıcılık suçlarından biri de ön ödeme yani para toplama yoluyla yapılan türdür. Bu sistemde az para verip, çok kazanç elde etme isteği kullanılmaktadır. Dolandırıcılar tarafından ilk istenilen miktarlar bilinçli olarak düşük tutulmaktadır. Bunun sebebi ise olayın cazibesini arttırmaktır.

Deşifre - Para toplama yoluyla dolandırıcılık (Av. Merve Uçanok)
Deşifre – Para toplama yoluyla dolandırıcılık (Av. Merve Uçanok)

Sistem, ilk adımlarında güven telkin etmek için kazandırıyor gibi görülür. Sonrasında büyük kayıplar yaşandıkça tuzağa düşen kişiler tarafından araştırılmakta ve altı boş çıktığı görülmektedir.

Başlarda kazandığını gören herkes en yakın çevresine de sistemi tavsiye etmekte ve farkında olmadan dolandırıcının ekmeğine yağ sürerek daha fazla kazanmasını sağlamaktadır. Sonrasında ne yazık ki bunu yaşayan çoğu mağdurun durumu ihbar etmekten kaçındığı görülmüştür.

Dolandırıcılar yüz kızartıcı suçları işlerken utanmıyorlarsa, biz de Kanun önünde deşifre etmekten asla utanmayalım! Deşifre adını verdiğim bu röportaj serisinde dolandırıcılık türlerini farklı uzmanlarla tek tek işleyerek sizleri bilgilendireceğiz.

Ön ödeme ile dolandırıcılık konusunu Sayın Avukat Merve Uçanok ile işleyeceğiz. Bize zaman ayırdığı için kendisine teşekkür ediyor, sevgilerimizi gönderiyoruz.

Röportaj: Av. Merve Uçanok

Dolandırıcılık suçu hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Bu suç Türk Ceza Kanunu 157. Maddesi’nde düzenlenmiştir. Bu suçun oluşumundaki en önemli unsurlar; suçu işleyen kişinin hileli hareketlerde bulunması, bu hileli hareketlerin mağduru aldatması ve mağdurun ya da başkasının zararına olacak şekilde kendisi için veya bir başkası için haksız bir fayda elde etmesi şeklindedir. Bahsi geçen unsurların hepsinin varlığı hâlinde dolandırıcılık suçu oluşur. Bunun yanı sıra dolandırıcılık suçunu “nitelikli” hâle getiren çeşitli durumlar vardır ve Türk Ceza Kanunu’nun 158. Maddesi’nde tüm nitelikli hâller aşağıdaki şekilde tek tek sayılmıştır. Buna göre;

(1) Dolandırıcılık suçunun;

a) Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,

b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,

c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,

e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,

f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,

g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,

i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,

j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,

k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,

(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,

Şeklinde düzenlenmiştir.

Hata yapmak, hile yapmaktan çok daha onurluca bir eylemdir. Abraham Lincoln

Hileli hareket kavramı ne olarak algılanmalıdır?

Kanunda hile kavramının herhangi bir tanımı bulunmamaktadır dolayısıyla dolandırıcılık suçunun unsurlarından biri olan hilenin varlığı iyi saptanmalıdır. Hile, maddi olmayan yollarla karşısındakini aldatan, hataya düşüren, düzen, dolap, entrika ve bunun gibi her türlü eylem olarak kabul edilebilir. Yerleşik uygulamaya göre hileli hareket kavramının basit bir yalandan ibaret olamayacağı, hileli hareketin ortalama bir bireyin olay üzerindeki iradesini ve hâkimiyetini kıracak seviyede ve yoğun olarak gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, söz konusu hileli hareket kişiyi yanılgıya düşürmelidir. Daha basit bir tabirle, kişi özgür iradesi dışında, maruz kaldığı yalana aldanarak sanığa ya da başkasına haksız bir fayda sağlamalıdır. Aksi takdirde hileli hareketin varlığı kabul edilse bile aldatıcı olmadığında suçun unsurları oluşmaz. Dolayısıyla kişilerin karşılaştıkları her hileli durum, suçun oluşumu için tek başına yeterli olmamaktadır.

Burada önemli olan hileli hareket ile elde edilen sonuçtur. Haliyle iyi niyet ve güven duygusunun suistimal edilmemesi için kişiler daha dikkatli olmalı ve özen yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Çünkü açıkça anlaşılabilecek hileli hareketlerde, mağdur aldatılsa bile bu durum bilinebilir olduğu için dolandırıcılık suçu oluşmaz.

Uygulamada sık rastlanan dolandırıcılık türleri nelerdir?

Dolandırıcılık suçu oldukça yaygın bir suçtur ve günümüzde birçok yöntemle yapılmaktadır. Ancak bütün yöntemlerin temelinde para toplamak esastır.

Dolandırıcılar, para toplama yöntemlerini uygularken kişileri iyi analiz etmekte ve kişiye özel hazırladıkları senaryolar ile mağdurun gönüllü olarak parasını vermesini sağlamaktadır. Özellikle günümüzde iş kurma, iş fırsatı sağlama gibi vaatlerle veya yardım toplama bahanesiyle kişilerden para toplanmasına oldukça sık rastlanmaktadır.

Bunun yanı sıra halk arasında zincir usulü olarak bilinen piramit satış usulü ve buna benzer birçok para toplama sistemi ile dolandırıcılık suçu işlenmektedir.

Az önce bahsettiğiniz piramit usulünü açıklar mısınız?

Bu yöntemin dünyada birçok örneği bulunmaktadır. Bunlardan biri de Ponzi Oyunu’dur. Ülkemizde ise daha çok zincir usulü olarak bilinmektedir. Piramit ya da zincir usulü satışta esas olan unsur sisteme sürekli yeni katılımcı sağlamaktır.

Kişilerin çevrelerindeki insanlara, halk tabiriyle eşine dostuna önermesi veyahut ısrar etmesi yoluyla sisteme katılımcı sağlanması istenmektedir. Bu sistem, yeni katılımcıların sağlanması ile kişilere, kısa sürede yüksek miktarda para kazanmayı vadeder.

Ülkemizde ise, bu usul ile 90’lı yıllarda “saadet zinciri” adı altında binlerce kişi dolandırılmıştır.

Hile yıldırıma benzer, onun ışığıyla yolcuların yolu görmelerine imkân yoktur. Mevlâna

Günümüzde bu sisteme benzer şekilde yapılan dolandırıcılık örnekleri mevcut mu?

Elbette mevcut. Buna örnek olarak yakın zamanda ortaya çıkan ve aynı zamanda ülkemizdeki en büyük dolandırıcılık olaylarından biri olan Çiftlik Bank olayını örnek verebiliriz.

Sanık, Çiftlik Bank adı altında kurduğu oyun ile binlerce insanı dolandırmıştır. Maalesef ki ülkemizde daha birçok saadet zinciri oluşumu mevcuttur. Başka isimlerden ve senaryolardan oluşan bu sistemler ile kişiler mağdur edilmektedir.

Özellikle şirket adı altında birçok yöntem geliştirilmekte ve böylece güvenilir imajı verilerek kişiler dolandırılmaktadır.

Çiftlik Bank dolandırıcılığında hileli hareket olarak algılanması gereken durumlar nelerdi? Şu an bu dava ne durumdadır?

Çiftlik Bank isimli site saadet zincirine benzer bir dolandırıcılık yöntemidir. Çiftlik Bank isimli oyunda, oyuncular çeşitli hayvanlar satın alabiliyordu. Satın alınan hayvanların masraflarını karşılamak ve yetiştirilen hayvanlar karşılığında para kazanmak için dijital ödeme sistemleri kullanılarak ödeme yapılması gerekiyordu.

Oyunda satın alınan hayvanların ve yapılan üretimin ise Türkiye’nin farklı yerlerinde açılan çiftliklerde, et ve süt üretimi yapan tesislerde hayata geçirileceği vaat ediliyordu. Aynı zamanda bu tesislerden elde edildiği iddia edilen ürünler açılan bayilerde satışa çıkarıldı ve satın alınan hayvanlardan bir yıl içinde edilecek kâr en az yüzde 100 olarak açıklanmıştı.

Çiftlik Bank kurucularının asıl amacı, mağdurlardan belli vaatlerle para toplayıp, topladıkları parayı kendi mal varlıklarına eklemek suretiyle dolandırıcılık yapmak, olduğundan piramit usulü karşımıza çıkıyor ve hileli hareketlerin oluştuğunu görüyoruz.

Sanıklar hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma”, “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma/yönetme”, “bilişim sistemlerini araç olarak kullanma suretiyle nitelikli dolandırıcılık” ve “ticari şirketlerin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından yargılama yapılıyor.

Dava hâlen devam ediyor. Mahkeme heyeti aralarında firari sanık Mehmet Aydın’ın eşi Sıla Aydın’ın da bulunduğu 21 sanık hakkındaki adli kontrol kararlarının kaldırılmasına hükmederken, eksikliklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı 25 Eylül’e erteledi.

Bu konuda sizin örnek verebileceğiniz başka benzer dava var mı?

Çok yakın zamanda meydana gelen Detay Maxinet davasını buna örnek verebilirim. Söz konusu sistem piramit satış sistemi ile binlerce kişiyi dolandırmıştır.

Kısaca Detay Maxinet’ten bahsetmek gerekirse eğer, şirket üyelere bilgisayar vermekteydi. Verilen bilgisayarlara bir yazılım yüklenerek bilgisayarın açık kaldığı süre boyunca SEO hizmeti sağlanıyor ve böylece para kazandırdığı belirtiliyordu. Ayrıca kişiler, kendi referansları ile yeni üye katılımı sağladığı takdirde ekstra para kazanıyorlardı.

Sistem SEO hizmeti ile sağlanan gelirler aracılığıyla para kazancının oluştuğunu söylese de asıl amaç sisteme yeni üyeler kazandırılmasıydı. Böylelikle alt basamaklardaki üyelerin gelirleri, üst basamaklardaki üyelere aktarılarak bir piramit sistemi kurulmuştu. BİMER’e yapılan şikâyetler sonucunda şirkete yapılan baskın ile gerçek ortaya çıktı.

Şirket yetkilileri hakkında, bilişim sistemleri, banka ve kredi kurumlarının kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan soruşturma başlatılmış olup dava süreci devam etmektedir.

Piramit veya zincir usulü şeklinde yapılan dolandırıcılıkların cezai yaptırımı nedir?

Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 80. Maddesi, piramit satış sistemlerini yasaklamıştır. Kanuna göre bu tür sistemlerin kurulması, yayılması veya tavsiye edilmesi yasaktır. Söz konusu kanunun Madde 77/17 uyarınca cezai yaptırım olarak, ilgili TCK hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir.

Piramit satış sistemi ve benzeri sistemler ile yapılan dolandırıcılıklarda birden çok suç oluşmaktadır. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle yapılması nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Dolayısıyla ilk olarak “nitelikli dolandırıcılık” suçu oluşmaktadır.

Ayrıca TCK kapsamında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “suç örgütüne üye olma” suçları da oluşmaktadır. Ancak örgütün varlığından bahsedebilmemiz için en az üç üyenin olması gerekmektedir. Sonuç olarak dolandırıcılar için oluşan her suç bakımından ayrı ayrı ceza öngörülmektedir.

Kötüler kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar. Lev Tolstoy

Dini duyguların kullanılarak para toplanması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunun “nitelikli” hali oluşmaktadır. Burada önemli olan nokta, dinin bir aldatma yöntemi olarak kullanılmasıdır.

Özellikle dini bir kurum veya topluluk adına hareket ettiğini belirten kimseler bu bahane yoluyla kişilerin inançlarına yönelik istismar gerçekleştirmekte ve kişilere yönelik oluşturduğu dini baskı ile para toplamaktadır. Maalesef ki insanların dini duygularının istismar edilmesi insanlık tarihinde oldukça eskiye dayanmaktadır. Bu nedenle bu tür dolandırıcılık yöntemlerine sıklıkla başvurulmaktadır.

Bu yönteme ilişkin örneklerden biri de FETÖ’nün himmet altında topladığı paralardır. Örgüt, para toplama yöntemini kendi içinde sistemleştirmiş ve bu konuda yöntemler geliştirmiştir. Örgütsel eylemleri içinde, kişilerin dini duygu ve düşünceleri istismar edilmek suretiyle yardım ve bağış temelli gösterilmek üzere çok miktarda para toplanmıştır. Özellikle toplum olarak dini duygu ve düşüncelerimiz üzerinden yapılan bu aldatmalara karşı, daha temkinli ve şüpheci bir tavır sergilemeliyiz.

Bildiğiniz gibi son zamanlarda sosyal medya dolandırıcılığı diye bir kavram ortaya çıktı. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

21. yüzyılın gelişen teknolojisi hayatın hemen her alanına girmiş bulunmakta. Bununla birlikte sosyal medya kullanımın artması, dolandırıcılık faaliyetlerinin de boyut değiştirmesini beraberinde getirmiştir.

Sosyal medyanın gerçek kimliği gizlemeye müsait olan yapısı, kötü niyetli kişilerin kendisini gizleyerek kolayca başka bir profil oluşturulmasını sağlamaktadır. Bu sayede dolandırıcılar Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya siteleri üzerinden hazırladıkları senaryolar ile kişilerin vicdani duygularını hedef almakta ve yardım çağrısı yapmaktadır.

Maalesef ki günümüzde sosyal medya yardımlaşması kavramı dolandırıcıların bu kavramı suiistimal etmesi dolayısıyla zedelenmiştir.

Dolandırıcılıktan mağdur olanlar hukuken ne yollara başvurmalı?

Ülkemizde dolandırıcılık suçuna ilişkin şikâyet oranı çok düşüktür. Dolandırıcılık mağdurları, en yakın karakola veya savcılığa giderek ilgililer hakkında şikâyetçi olmalıdır.

Basit dolandırıcılık suçları uzlaştırmaya tabidir. Eğer uzlaşma sağlanamadıysa soruşturmaya devam edilir ve savcılık tarafından iddianame hazırlanması ile yargılama sürecine geçilir. Nitelikli dolandırıcılık, ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren bir suç türüdür.

Dolandırıcılık suçu nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlar, hukuk mahkemelerinde açılacak tazminat davası ile failden talep edilebilmektedir.

Ülkemizde dolandırıcılık neden bu kadar yaygın?

Ülkemizde dolandırıcılığın bu kadar yaygın olmasının iki temel sebebi mevcuttur. Bunlardan ilki, vatandaşlarımızın dini inanç ve vicdanı duygularının kolayca istismar edilebilmesidir. Vatandaşlarımız dini inanç ve duygular söz konusu olduğunda kandırılmaya ve bu uğurda ellerinde avuçlarında ne kadar para varsa vermeye müsait oluyorlar. İkincisi ise kişilerin kolay yoldan para kazanma istekleridir. Çünkü birçok kişi için az para koyarak, çok kazanma teklifi cazip gelmektedir.

Ayrıca bu suçun cezasının yeterince caydırıcı olmaması kötü niyetli kişileri, bu suçu işlemeye cesaretlendiren bir etken. Suçun basit hâli uzlaşmaya tabii, nitelikli hâlinde ise soruşturma ve kovuşturma aşamasında failin zararı gidermesi hâlinde alacağı cezada indirim yapılması söz konusu.

Dolandırıcılık suçunun yaygın olmasının diğer sebeplerinden biri de, dolandırıcılar daha az dikkat çektiği gerekçesiyle para toplama eylemini büyük kitlelerden az miktarda paralar toplayarak sağlamakta. Buradaki amaç toplanan paraların şikâyete gerek duyulmayacak miktarda olması sebebiyle mağdurların hukuki yollara başvurmamasıdır. Kaldı ki ülkemizde, bu sebepten ötürü şikâyet oranı çok düşüktür. Hâliyle dolandırıcılık suçu oldukça yaygındır.

Dolandırıcılıktan korunmak için vatandaşlara öneriniz nedir?

Dolandırıcılıktan korunmak için vatandaşlara önerim, kişisel verilerini güvende tutmaları, rehberden rastgele telefon numaralarını arayarak satış yapmaya çalışan kişilere karşı temkinli olmaları.

Son olarak, para toplama suretiyle yapılan dolandırıcılık eylemlerinde, para kazanma vaadine kanmamaları gerektiğinin bilincinde hareket etmelerini öneririm.

Ayrıca dini inanç ve duygularının istismar edilebileceğinin farkında olmaları ve bu tip eylemlere karşı çok dikkat etmeleri gerekmektedir.

Biyografi: Av. Merve Uçanok

Biyografi: Av. Merve Uçanok

Merve Uçanok, 1989 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Ailesiyle birlikte Çorlu’da ikamet etmekte olan Merve Uçanok’un ortaöğretim hayatı Çorlu Mehmet Akif Ersoy Lisesi’ni bitirmesi ile son buldu. Ardından küçük yaşlardan beri adalet duygusu gelişmiş biri olması ve hukuka karşı özel bir ilgisi olması neticesinde hedeflediği fakülte olan hukuk fakültesini kazandı. 2011 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 3,5 yıl da şeref derecesiyle bitirdi. 2011 yılının Ekim ayında Avukat Hüseyin Uğur POYRAZ ile birlikte avukatlık stajını yapmaya başladı. 1 yıllık avukatlık stajını burada tamamladıktan sonra 2013 yılının Şubat ayında avukatlık ruhsatnamesini aldı. 2013 yılından bu yana resmi olarak İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olarak adalet mücadelesinde yer almaktadır. 2017 yılı Ağustos ayında Poyraz Uçanok Avukatlık Ortaklığı kuruldu. 2017 Ağustos tarihinden bu yana Poyraz Uçanok Avukatlık Ortaklığı’nın ortağı olarak bulunmaktadır. Ayrıca Merve Uçanok Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Özel Hukuk Yüksek Lisansını 2018 yılı Haziran ayında tamamladı. Ceza ve Hukuk Mahkemeleri Kararlarının Birbirleri Yönünden Bağlayıcılığı konulu tez yazdı. Uzmanlık alanları ceza hukuku ve aile hukukudur. Bunların haricinde her türlü hukuki uyuşmazlıkla ilgilenmektedir. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Deşifre – Satış işlemlerinde dolandırıcılık

1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...