Deşifre – Sigorta dolandırıcılığı, nitelikli dolandırıcılık ve suistimal

Hayatın her alanında karşılaşılabilecek risklere karşı önlem amaçlı olarak sigorta yaptırırız. Deşifre isimli röportaj serimizde sigorta dolandırıcılığı, nitelikli dolandırıcılık ve suistimal konusunu Av. Ünal Çağlar Gamsız’a sorduk.

Deşifre - Sigorta dolandırıcılığı, nitelikli dolandırıcılık ve suistimal
Deşifre – Sigorta dolandırıcılığı, nitelikli dolandırıcılık ve suistimal

Sigorta yaptırmak, geleceğimiz için en büyük yatırım modeli olarak görülmektedir. Yolculuk esnasında can ve mal güvenliğimizi, tatilde olduğumuz zaman dilimlerinde risklere karşı evimizi, evdeyken iş yerimizi, yaşayacağımız sağlık sorunlarının yaratacağı maddi külfetlere karşı hayatımızı ve daha pek çok şeyi sigortalatırız.

Ne yazık ki bu alan da, dolandırıcılar için büyük bir havuz gözüyle görülmektedir. Güvenmediğimiz ve emin olmadığımız kişi ve firmalar ile çalışmamalıyız.

Röportaj: Av. Ünal Çağlar Gamsız

Sigorta Dolandırıcılığı konusunu Av. Ünal Çağlar Gamsız ile işledik. Bize vakit ayırdığı için sevgi ve teşekkürlerimizi gönderiyoruz.

Deşifre – Sigorta dolandırıcılığı, nitelikli dolandırıcılık ve suistimal (Av. Ünal Çağlar Gamsız)
Deşifre – Sigorta dolandırıcılığı ve suistimal (Av. Ünal Çağlar Gamsız)

Sigorta ne demektir?

Sigorta kelimesi, Türk Dil Kurumunca; “Bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesi” olarak tanımlanmıştır.

Sigorta; kişilerin çeşitli olaylar sonucunda karşılaşabilecekleri zararlara karşı korunmaları düşüncesine dayanmaktadır. Kısacası, ileriyi görerek önlem alma ve ortak tehlikelere karşı yardımlaşma düşüncesinin yansımasıdır.

Sigorta kavramı hakkında birden çok tanım bulunmaktadır. Yukarıda ifade etmiş olduğumuz tanımların yanı sıra çeşitli kaynaklarda sigorta kavramı hakkında farklı tanımlamalar yapılmıştır. Bunlardan bazıları şöyledir; Kaya’ya göre; “birbirine benzeyen veya birbirinin aynı olan muhtelif rizikolara uğrayacak olan kişilerin bu işi meslek edinen ve ticari faaliyet olarak üstlenen oluşum veya organizasyonlara (sigorta şirketleri) belirli bir karşılık (prim) ödemek suretiyle taraflar arasında kararlaştıran süre zarfında (vade içerisinde) teminat altına alınan risklerin, (rizikonun) gerçekleşmesi halinde ortaya çıkan zararın giderilmesi için bir talep hakkına sahip olunması” dır.

Yine, sigorta; risk altında olan insan topluluğunun bir araya gelerek risklere karşı birlikte hareket edebilme iradesini ifade etmektedir. Sigorta, ingilizce “security” ya da “insurance” anlamına gelmektedir. Fransızca’da sigorta; “assurance” olarak ifade edilmektedir. Sigorta sözcüğü ilk olarak; Arapçada Ibn Âbidin tarafından “sevkara” veya “sükirta” şeklinde kullanılmıştır.

Sigortanın Tarihçesi hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Sigortacılığın kökenleri Babil İmparatorluğuna kadar uzanmaktadır. İmparatorlukta kervan ticareti ile uğraşan tüccarların mallarını sağlam bir şekilde teslim alabilmeleri için faizli kredi ödedikleri bir sistem geliştirilmiştir. Söz konusu bu sistem daha sonra Yunan İmparatorluğunda deniz ticaretinde kullanılmıştır. Sömürgecilik faaliyetlerinin artması ile birlikte sigortacılık faaliyeti de Avrupa da büyük önem kazanmıştır.

Özellikle gemilerin yangın ve korsan saldırılarından korunması için 1347 yılında Cenova kentinde denizcilik alanında bilinen ilk sigorta sözleşmesi imzalanmıştır. Yine, dünyada bilinen ilk sigorta şirketi 1424 yılında Cenova şehrinde kurulmuştur. Sigortacılık faaliyetlerini düzenleyen ilk mevzuat ise, 1435 yılında yayımlanan “Barcelona Fermanı” dır.

En haksız barışı, en adil savaşa tercih ederim. -Cicero

Hayat sigortasının hayatımıza girişi nasıl gerçekleşmiştir?

Denizcilik alanında sigortacılığın gelişmesi, daha sonra hayat sigortasının da ortaya çıkıp gelişmesini sağlamıştır. Şöyle ki; gemi ve taşımış olduğu yükün sigorta ettirilebilmesi, kaptan, yolcu ve tayfaların da sigorta edilebilmesi fikrini doğurmuştur. Bu doğrultuda, İtalyan Banker Tonti’nin getirdiği “Tontines” sistemi ile belirli kişiler bir araya gelerek belirli bir süre için ortaya belirli bir para koymakta, süre sonunda hayatta kalanlar parayı paylaşmaktaydı. Dolayısıyla, hayat sigortalarına geçiş bu şekilde başlamıştır.

Ülkemizde sigortacılık faaliyetinin geçmişi Osmanlı İmparatorluğu dönemine uzanmaktadır. İngiliz sigorta şirketlerinin sigortacılık faaliyetini başlatmasının ardından, Fransız, Alman, İtalyan ve İsviçre gibi yabancı ülkeler; Osmanlı İmparatorluğunda açmış oldukları temsilciliklerle sigortacılık faaliyetinin gelişmesini sağlamışlardır.

Ancak, “Osmanlı İmparatorluğunda sigorta ve sigortacılık kavramlarına ilişkin düzenlemelerin bulunmaması bu faaliyetlerin yabancı devletlerin tekelinde ilerlemesine sebebiyet vermiş ayrıca, denetimin olmaması bu şirketlerin merkezlerinden aldıkları talimatla işlem yapmalarına, sigorta ahlakının bozulmasına, haksız rekabet ve ekspertiz (uzman incelemesi) suistimallerinin artmasına sebebiyet vermiştir.

1893 yılında Osmanlı Umum Sigorta Şirketi ilk yerli sigorta şirketi olarak çalışmaya başlamıştır. 1914 yılında yabancı şirketler teminat göstermeye ve vergi vermeye zorunlu tutulmuşlardır.

Sigorta şirketleri hangi bakanlığa bağlıdır?

1939 yılında sigorta şirketleri Ticaret Bakanlığı’na bağlanmıştır. 1959 yılında ise sigorta sektörünü ciddi bir biçimde ele alan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu (“SMK”) yürürlüğe girmiştir. 1987 yılında yürürlüğe giren 3379 sayılı kanun ile SMK’da değişiklik yapılarak yasal alandaki boşluklar doldurulmuş ve sigorta şirketleri mali yönden geliştirilerek sigorta aracılarının durumu yeniden düzenlenmiştir.

1999 yılı depremlerini takiben 2000 yılında, meskenler için zorunlu hale getirilmiş bulunan Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tesis edilmiştir. 2003 yılında 4632 sayılı “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu” (BETYSK) ile bireysel emeklilik sistemi faaliyete geçmiştir.

2005 yılında 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu (TSK) çıkarılmıştır. 14 Haziran 2007 tarihinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (SK) Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 2008 yılında Sigorta Bilgi Merkezi (SBM) ile bu merkez nezdinde alt bilgi merkezleri; Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi (TRAMER), Sağlık Sigortası Bilgi Merkezi (SAGMER), Hayat Sigortası Bilgi Merkezi (HAYMER), Sigorta Hasar Takip Merkezi (HATMER), olmak üzere kurulmuşlardır.

Sigorta Sözleşmesi ne demektir?

Sigorta Sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) (Altıncı Kitap Birinci Kısım) 1401. maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre Sigorta Sözleşmesi; sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; sigorta sözleşmesinde mutlaka iki taraf bulunmalıdır. Sigorta sözleşmesi şansa bağlı bir sözleşme olmayıp, hiç bir kayıt ve şarta tabi olmaksızın her iki tarafa da borç yükler. Sigorta sözleşmesi; tam iki taraflı (sinallagmatik) bir sözleşmedir. Sigorta sözleşmesi herhangi bir şekil şartına bağlı tutulmamıştır. Ancak, sözleşmenin ispatı açısından yazılı delil önemlidir. Ayrıca, bir sözleşme olmasının doğal bir sonucu olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) madde 1 gereğince sigorta sözleşmelerinde de karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı gerekmektedir.

Sigorta Sözleşmesinin hukuki niteliği hakkında bilgi verir misiniz?

Sigorta ilişkisini ve sigortacılıkla uğraşan müesseselerin çalışmalarını düzenleyen hukuk kurallarının bütününe ve bu kuralları bir sistem içinde tetkik eden hukuk dalına sigorta hukuku adı verilmektedir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun (TTK) son (altıncı) kitabı Sigorta Hukuku başlığını taşımakta ve sigorta ile ilgili faaliyetleri düzenlemektedir. Türk Ticaret Kanununda Sigorta Hukuku, 6’ncı kitapta iki ana kısım halinde düzenlenmiştir. Bunlar Genel Hükümler ve Sigorta Türlerine İlişkin Özel Hükümlerdir. Genel hükümler kendi içinde; 4 (dört) bölümden oluşmaktadır.

  1. A) Sigorta sözleşmesi,
  2. B) Kanun hükümlerinin uygulama alanı,
  3. C) Sigorta sözleşmeleri hakkında uygulanacak hükümler
  4. D) Koruyucu hükümler

Özel hükümler de kendi içinde Zarar Sigortaları ve Can Sigortaları bölümlerinden oluşmaktadır. Zarar sigortaları kendi içinde Mal ve Sorumluluk olmak üzere iki alt bölüme ayrılmıştır. Can sigortaları bölümü de hayat sigortası, kaza sigortası ve hastalık ve sağlık sigortası alt bölümlerinden meydana gelmektedir.

Kendi savaşınızı açmalısınız, kendi düşüncelerinizin uğruna. Düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalıdır bunun için. -Nietzsche

sigorta nedir
Deşifre – Sigorta dolandırıcılığı, nitelikli dolandırıcılık ve suistimal

Sigorta sözleşmesine uygulanacak hükümler hakkında bilgi verir misiniz?

Sigorta sözleşmesine uygulanacak hükümler incelendiğinde; sigorta ilişkisinin borç doğuran bir sözleşme olması sebebiyle TBK hükümlerine tabi olduğu açıktır.

TTK’nin (Türk Ticaret Kanunu) 1451. maddesi; “Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Uygulanacak Hükümler” başlığında bu hususa vurgu yapılmıştır. Anılan maddeye göre; “Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde sigorta sözleşmesi hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.” Bu itibarla, TBK hükümleri, sigorta sözleşmesi açısından tamamlayıcı niteliktedir.

Sigorta sözleşmesinin hukuki niteliği doktrinde (belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü) tartışmalıdır. Bir görüş, sigorta sözleşmesini iş görme sözleşmesi olarak nitelendirmektedir. Yani, sigortacı sigorta ettirene sözleşmeden öngörülen rizikolara yönelik bir güvence sağlar. Karşılığında da prim alır.

Bir diğer görüş ise, sigorta sözleşmesinin sui generis (kendine özgü) bir sözleşme olduğunu ileri sürmektedir. Buna göre; sigorta sözleşmesi her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup sigortacı tahsil ettiği prim karşılığında, sigortalıya karşı rizikoyu taşıma borcunu üstlenmektedir. Bu görüşe bağlı olarak da “tazminat teorisi” ve “riziko taşıma teorisi” olmak üzere iki teori ortaya atılmıştır. Tazminat teorisine göre; sigortacı rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalıya para ödeme borcu altına girmektedir. Riziko taşıma teorisine göre ise; sigortacının prim karşılığında sigortalıya ait rizikoyu üstlendiğini savunmaktadır.

Dolandırıcılık Nedir?

Dolandırıcılık; 5237 sayılı TCK’da; bir kimsenin, “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması” biçiminde tanımlanmıştır. Dolandırıcılık suçunun en temel özelliği; suçu işleyenin sahip olduğu kurnazlık, plan yapma, uyum sağlama ve ikna kabiliyeti ile mağdurların tecrübesizliğinden, dikkatsizliğinden faydalanarak menfaat elde etmesidir.

Bir başka deyişle, bu suçta suçu işleyen, hileli hareketlerle mağduru gerçeğe aykırı hal ve vakıaların varlığına inandırarak, amacı doğrultusunda mağdurda belirli bir fikir ve hayaller oluşturarak sonuca ulaşır. Dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyi niyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestîsinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır.

Dolandırıcılığın çeşitlerinden biri olan sigorta dolandırıcılığı suçunun Türk Ceza Kanunundaki yeri nedir?

TCK’nın “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlıklı dokuzuncu bölümünde yer alan “Dolandırıcılık”, “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak” olarak tanımlanmaktadır (TCK md.157).

Dolandırıcılığın “basit” hali TCK’nın 157. maddesinde, “nitelikli” hali 158. maddesinde ve “daha az cezayı gerektiren hali” de 159. maddesinde düzenlenmiştir.

Sigorta dolandırıcılığı ise; kötü niyetli kişilerin haksız kazanç elde etmek/sigorta bedeli almak amacıyla sigorta evraklarında sahtecilik yaparak ya da sair maddi olgularla (örneğin sigortalı işyerinde işyeri sahibinin kendisinin yangın çıkarması, sigorta şirketini bilerek kasıtlı biçimde aldatması) ortaya çıkan suçlardır.

Sigorta dolandırıcılığı suçu poliçe düzenlemesinden önce veya sonra gerçekleştirilebilir. Sigorta bedelini almak maksadıyla irtikâp edilen dolandırıcılık suçu TCK’nın 158. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde hüküm altına alınmıştır. Maddenin bu bölümüne ilişkin gerekçesinde; “Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kimse olması şart değildir. Keza sigorta edilen riskin türü de önemli değildir” açıklamalarına yer verilmiştir.

Kanun koyucu hangi tür sigorta olursa olsun ayrım gözetmeden sigorta yapma yetkisini haiz bir sigorta şirketinden hakkı olmayan bir sigorta bedelinin kısmen veya tamamen alınmış olmasını nitelikli hal saymıştır.

Sigorta dolandırıcılığı suçunun özellikleri nelerdir?

Dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmak suretiyle, o kimsenin veya başkasının zararına olarak, kendisine veya bir başkasına bir yarar sağlamak olarak ifade edilebilir.

Sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.

Dolandırıcılık suçunun oluşması için bir takım maddi ve manevi unsurların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu anlamda;

  • Suçun faili yani suça konu fiili gerçekleştiren tarafından hileli davranışlar gerçekleştirilmelidir. Örneğin suçun mağduru kişiyi kandırmak yahut aldatmak suretiyle algısını değiştirmek, hileli davranışlar olarak ifade edilebilir.
  • Suçun faili tarafından gerçekleştirilen bu hareketler, normal bir insanın algılama yeteneği değerlendirildiğinde hile teşkil edecek nitelikte olmalıdır.
  • Fail suça konu olan hileli davranışlarını mağdurun veya bir başkasının zararına olacak şekilde icra etmiş olmalıdır. Yani suçun manevi unsuru zarar verme kastıdır.
  • Fail suça konu olan hileli davranışlarını kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadı ile gerçekleştirmelidir Örneğin, fail mağduru kandırmak suretiyle aldığı paralarla kendine maddi fayda sağlamak istemiştir. Sağlayamamış olsa dahi bu halde şart vuku bulur ve suç gerçekleşir.

Dolandırıcılık suçunun temel şeklinin Türk Ceza Kanunun da öngörülen cezası; suçu işleyen kişinin hakkında (fail) bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar da adlî para cezasına hükmolunmasıdır. Nitelikli dolandırıcılık suçu Türk Ceza Kanunu’nun 158. Maddesinde düzenlenmiştir.

Göründükleri gibi olmalıdır insanlar, eğer değillerse hiç görünmesinler daha iyi. -W. Shakespeare

Dolandırıcılık suçunun işlenmesi halinde, hangi durumlar bunu nitelikli dolandırıcılık haline getirecektir?

  • a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
  • b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
  • c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
  • d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
  • e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  • f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  • g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
  • h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
  • i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
  • j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
  • k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
  • l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,

İşlenmesi halinde nitelikli dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır.

Nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası nedir?

Nitelikli dolandırıcılık suçu işleyen kişi yani suçun faili hakkında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Fakat nitelikli dolandırıcılık suçunun aşağıda maddeler halinde sayılan bu hallerden birine girmesi durumunda hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacaktır.

  1. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  2. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  3. Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
  4. Sigorta bedelini almak maksadıyla,
  5. Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi.

Sigorta bedelini almak maksadıyla, dolandırıcılık suçu işlenmesi halinde cezalar nelerdir?

Sigorta bedelini almak maksadıyla, dolandırıcılık suçu işleyen fail hakkında hükmolunacak hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacaktır. Bu anlamda sigorta bedelini almak amacı ile işlenen dolandırıcılık suçu, nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Aynı zamanda kanun koyucu bu halde verilecek cezanın alt sınırı bakımından nitelikli dolandırıcılık suçunun temel şekline nazaran daha fazla ceza verilmesini öngörmüştür. Sigorta bedelini almak amacı ile işlenen dolandırıcılık suçu, uygulamada daha çok sigorta şirketlerine karşı işlenmektedir. Dolayısı bu suçun mağduru daha çok sigorta şirketleridir.

Hemen belirtelim ki; sigorta bedelini almak amacıyla nitelikli dolandırıcılık suçunun faili sadece “sigorta ettiren” olmak zorunda değildir. Sigorta eden şirketten haksız yarar sağlamak isteyen herkes bu suçun faili olabilir. Örneğin; ortada bir trafik kazası olmadığı halde, trafik kazası tutanağı düzenleyerek sigorta şirketinden maddi zarar teminatını almaya çalışan üçüncü kişi de sigorta bedelini almak amacıyla nitelikli dolandırıcılık suçu işlemiş olur.

Tüketicilerin başvurabileceği hukuki yol ya da yollar nelerdir?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu suç için özel bir soruşturma ya da kovuşturma şartı öngörülmediğinden şikâyet ve izne tabi değildir.

Bu suç için görevli ve yetkili mahkeme suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesidir.

Her ne kadar bu suç için şikâyet şartı aranmamakta ise de etkinliği arttırmak adına mağdur olan tüketicinin savcılığa şikâyette bulunması isabetli olacaktır.

Bazı insanları her zaman tüm insanları da bazı zaman kandırabilirsiniz; ama tüm insanları her zaman kandıramazsınız. -Abraham Lincoln

Sigorta dolandırıcılığı ve suistimalleri ile mücadele eden kurumlar hangileridir?

Suç işlendikten sonra konu adli mercilere intikal etmektedir. Eylül 2015 yılında Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi bünyesinde faaliyete başlayan Sigorta Sahteciliklerini Engelleme Bürosu (SİSEB), Sigorta sektörünün suistimal ile mücadelesine destek vermek ve bu konudaki finansal kayıpları engellemek amacıyla kurulmuştur.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de haksız kazanç elde etmek amacıyla suistimal yapan kişilerin yoğunlaştığı sektörlerden biri olan sigorta sektöründeki özellikle organize suistimallerin engellenmesi ve analitik modeller ile erken uyarı sistemlerinin geliştirilerek,

“Sigorta suistimali suçtur” algısının oluşturulması SİSEB’in ana misyonunu oluşturmaktadır.

Büronun temel dayanak noktası 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun Yanlış Sigorta Uygulamaları Tespiti, Bildirimi, Kaydı ve Uygulamalarla Mücadele Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmeliktir.

Sigorta dolandırıcılığı durumu örnekleri nelerdir?

Mahkemede karara bağlanmış suistimal durumları:

  • Savcılık soruşturmasına konu hasar başvuruları durumları,
  • Şirketçe ortaya çıkarılan suistimal durumlarında sigortalıdan feragatname alındığı durumlar.
  • Sahte Belgeli hasar başvuruları,
  • Gerçek dışı beyana dayalı şüpheli hasar başvuruları,
  • Hasardan sonra poliçe düzenlenmesi durumu,
  • Sahte hasar şüphesi ile reddedilen ve sigortalının şirketi dava ettiği durumlar. Alkollü araç kullanımına ilişkin durumlar (Alkollü araç kullanımı nedeniyle reddedilen durumlarda Sürücü riski bilgileri paylaşımı).
  • Sürücü Bilgilerine İlişkin durumlar, (Yetersiz Sürücü belgesi nedeniyle reddedilen durumlarda sürücü riski bilgileri paylaşımı).
  • Şirketlerin sahtekârlık şüphesiyle ek araştırma gereksinimi duyduğu durumlar.

Türkiye genelindeki sigorta suistimallerinin oranı nedir?

Türkiye genelinde Ocak 2019 ve Ağustos 2019 arasındaki istatistiklere bakıldığında sigorta şirketlerince ocak ayında 81, Şubat ayında 113, Mart ayında 211, Nisan ayında 180, Mayıs ayında 257, Haziran ayında 180, Temmuz ayında 155 ve Ağustos ayında 114 suistimal bildiriminde bulunulduğu görülmektedir.

Sigorta suistimal bildirimlerinin sebepleri nelerdir?

Bildirim sebepleri %26,99 sürücü değişikliği/sürücü firar, %21,35 sahte poliçe yoluyla yapılan suistimaller, %16,65 hasar sonrası sigortalama suistimalleri, %15,88 planlanmış hasar, %9,91 sahte kaza tespit tutanağı suistimalleri, %9,22 vurup kaçtı beyanı suistimalleridir.

Sonuç itibariyle; yukarıda detaylı olarak ifade ettiğimiz üzere bu suistimallerle etkin bir şekilde mücadele etmek amacıyla kurulmuş olan engelleme bürosu ile birlikte suistimalleri takip etmek için çeşitli yazılımlar geliştirilmiştir. Türk Ceza Kanunu kapsamında sigorta şirketlerinin ağırlaştırıcı hükümlerle korunması isabetli olmakla birlikte uygulamadaki yargısal sürecin uzun sürmesi, iletişimsizlik, ispat zorlukları ve denetimdeki yetersizlikler hem sigorta şirketleri hem de tüketiciler açısından sigorta suistimallerinin artarak devam etmesine sebep olmaktadır.

Af var diye işlenen suçtan vicdan burkulur; affı sigortalayan hayâsızdan korkulur. – Necip Fazıl Kısakürek


Biyografi: Av. Ünal Çağlar Gamsız

Av. Ünal Çağlar Gamsız kimdir04.10.1988 Keşan, Edirne doğumlu olan Av. Ünal Çağlar GAMSIZ; ilkokulu Zafer İlköğretim Okulunda okumuştur. Orta öğretimini Cumhuriyet Ortaokulunda tamamladıktan sonra lise öğretimini Keşan Anadolu Lisesinde tamamlamıştır.

2006 yılında lise öğretimini tamamladıktan sonra yine aynı yıl İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine başlamış ve 2011 yılında mezun olmuştur. 1 yıllık yasal Avukatlık Stajını İstanbul Barosu nezdinde tamamlamıştır. 2012 yılından beri İstanbul Barosuna kayıtlı olarak İstanbul’da Avukatlık mesleğini icra etmektedir.

İstanbul Barosu nezdinde Tahkim Komisyonu ile Tüketici Sorunları Derneği’ne (TÜSODER) ve Keşanlı Yöneticiler ve İş adamları Derneği’ne (KEYİAD) üye olan Ünal Çağlar GAMSIZ, aynı zamanda Marka Vekili olup, 03.03.2017 tarihinden itibaren de Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı Siciline bağlı olarak Arabuluculuk görevini yerine getirmektedir.

Av. Ünal Çağlar GAMSIZ; Uluslararası Ticaret Hukuku alanında yüksek lisansına devam etmekte olup, “5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonu” konulu tez çalışması devam etmektedir. Av. Ünal Çağlar GAMSIZ, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

Deşifre – Para toplama yoluyla dolandırıcılık (Av. Merve Uçanok)

1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...