Deşifre – Kimlik ve kredi kartı dolandırıcılığı

Kimlik ve kredi kartlarımıza ulaşmanın pek çok yöntemini bulan dolandırıcılar hayatımızı kâbusa çeviriyor. Deşifre – Kimlik ve kredi kartı dolandırıcılığı…

Deşifre - Kimlik ve kredi kartı dolandırıcılığı
Deşifre – Kimlik ve kredi kartı dolandırıcılığı

Dolandırıcılar başkasına ait kimlik, banka veya kredi kartını ele geçirerek ya da elinde bulundurarak, kart sahibinin haberi olmadan bunu kullanarak veya kullandırtarak, kendilerine ya da başkalarına yarar sağlamaktadırlar.

Bir sabah uyandığımızda elimizin altındaki her şeyin yok olduğunu görebiliyoruz. Yıllarca emek vererek sahip olduğumuz yatırımlar bir anda tuzla buz oluyor. Dolandırıcılar kimlik ve kredi kartlarımızı bir suç aracı olarak kullanıyorlar.

Uzmanlar: Bizim ya da yakınlarımızın kimlik bilgilerini, isimlerini ve adresimizi söyleyerek daha fazla kişisel bilgi paylaşmamızı isteyen veya polis olduğunu söyleyerek bizi dolandırmaya çalışacak olan kişilere karşı dikkatli olmamız konusunda uyarıyor. Ne kadar temkinli davranırsak davranalım ne yazık ki mağduriyetler son bulmuyor.

Tüm dolandırıcılık türlerini irdeleyen Deşifre ismini verdiğim röportaj serisinin bu bölümünde Sayın Av. Begüm Gürel ile Kimlik ve Kredi Kartı Dolandırıcılığı konusunu işleyeceğiz.

Bu röportaj hazırlanırken ne yazık ki Av. Begüm Hanım da bir kredi kartı dolandırıcılığı suçuna maruz kaldı. Tüm süreci bizzat kendisinden dinleyeceğiz. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi gönderiyor, bize zaman ayırdığı için de çok teşekkür ediyoruz.

Biyografi: Avukat Begüm Gürel

Kimlik ve kredi kartı dolandırıcılığı suçunu kısaca tanımlayabilir misiniz?

Öncelikle kredi kartı ve banka kartının tanımını yapacak olursak; Kredi kartı bankalar tarafından müşterileri için tasarlanan, nakit para kullanmaksızın mal, ürün veya hizmet almanıza imkân sağlayan basılı bir kartı veya fiziki anlamda bir varlığı bulunmayan bir kart numarasını ifade etmektedir.

Aynı şekilde bankada açtırdığınız mevduat hesabına bağlı karta banka kartı ya da debit kart denmektedir. ATM’lerden para yatırıp para çekmenizi ve alışveriş yapmanızı sağlayan bu kartlar, kredi kartlarındaki gibi bankadan borç alma prensibine dayalı değildir.

Kredi veya banka kartı bilgilerinizin çeşitli yollarla edinilerek sizden habersiz olarak harcama yapılmasına kredi kartı dolandırıcılığı adı verilmektedir. Kredi kartı dolandırıcılığının pek çok çeşidi bulunmaktadır. Ancak bunlardan en yaygını internet siteleri üzerinden yapılan alışverişlerde kredi kartının kopyalanması şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Yanlış yoldan gitmenin birden çok yolu vardır. Ama doğruyu yapmanın tek bir yolu bulunur. Yanlış yapmak bu yüzden kolay, doğruyu bulmak ise bu yüzden zordur. – Aristoteles

Son zamanlarda vatandaşa ait kimlik bilgilerinin sızdırıldığı konuşulmakta, böyle bir durumda ne yapılmalıdır?

Böyle bir durumun doğru olup olmadığı bilinmemekle birlikte, vatandaş gerek sızdırılan gerekse kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirilen kimlik bilgileri ile bir muhtarlıktan alacağı kayıp belgesiyle yeni bir nüfus cüzdanı çıkarabilmektedir. Böyle bir durumda da kişilerin mağduriyeti ortaya çıkmaktadır.

Kredi kartı dolandırıcılığının Türk Ceza Kanunu’ndaki yeri nedir?

Halk arasında kredi kartı dolandırıcılığı suçu olarak bilinen bu suç, Türk Ceza Kanunu’nda “bilişim alanında suçlar” kategorisinde ve ilgili kanunun 245. maddesinde “banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçu olarak ifade edilmek suretiyle düzenlenmiştir. Başkasına ait banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı bir şekilde kullanılması veya başkası adına sahte olarak kart üretilmesi, satılması, devredilmesi, sahte kartın kabul edilmesiyle oluşmaktadır.

Kanun koyucu, ilgili madde ile söz konusu kartların haksız, hukuka aykırı olarak kullanılması yoluyla bankaların ve kart sahiplerinin zarara sokulması ve bu suretle hukuka aykırı yarar sağlanması önlenmek istenmektedir.

TCK’ya göre banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu nasıl işlenir?

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu üç farklı şekilde işlenebilir:

1) Başkasına ait gerçek bir banka veya kredi kartının kötüye kullanılması.(TCK md.245/1)

Kredi kartı dolandırıcılığı suçunun ilk türü başkasına ait kredi kartı veya banka kartını haksız olarak kullanıp çıkar sağlama suçudur. Bu suçun kanundaki madde metnine göre tanımı şu şekildedir; “Kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın banka veya kredi kartını kullanarak ya da başkasına kullandırtarak kendisine veya başkasına çıkar sağlamak.” Buradan da anlaşılacağı üzere failin özellikle kendisine çıkar sağlaması şart değildir, bir başkasına sağlanan yarar da suçun oluşması için yeterlidir.

2) Sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek. (TCK md.245/2) TCK 245/2’de düzenlenen suç tipi ise sahte banka veya kredi kartlarına ilişkindir. Madde metnindeki suç tanımı: Başkasına ait hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka kartı veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak ve kabul etmektir. Söz konusu kartın sahte olması gerekmektedir zira gerçek olan bir kredi kartıyla bu suç işlenemez. Aynı şekilde hiçbir banka hesabıyla ilişkisi olmayan ve tamamen uydurma bilgilerle üretilen bir banka veya kredi kartı bu fıkra kapsamına girmeyecektir. Son olarak belirtmek gerekir bu fıkra bakımından sahte banka ve kredi kartının kullanılması aranmamıştır.

3) Sahte bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlamak (TCK md.245/3) TCK 245/3’te yer alan suç tipi ise sahte banka veya kredi kartı kullanma suçudur. Kanundaki tanımı, “Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartı kullanarak kendine veya başkasına yarar sağlamaktır. Suçun oluşması için ikinci fıkradan farklı olarak sahte kredi veya banka kartının kullanılması gerekmektedir.

Bir insan için ahlak terbiyesi, ekmek ve elbiseden daha lüzumludur. – Sokrates

Kredi kartı dolandırıcılığının çeşitleri nelerdir?

Pek çok çeşidi olmakla birlikte bugüne kadar polis kayıtlarına geçen, kredi kartı dolandırıcılığı yöntemleri şunlar:

Kayıp ve çalıntı kartlar: Dolandırıcılar, kimlik ve imza kontrolü yapılmayan iş yerlerindeki alışverişlerde kayıp ya da çalıntı kartları kullanıyorlar. Bunu engellemek için kredi kartı kaybolan kişinin en kısa sürede bankasına bildirim yapması gerekiyor.

Ele geçmeyen kartlar: Kredi kartının müşteriye, posta ya da kargo yoluyla ulaştırılırken çalınarak kullanılması. Bu dolandırıcılık, sahte kimlik belgeleriyle banka şubesinden kart alınarak da yapılabiliyor.

Boş plastik: Kredi kartı boyutundaki boş plastik plakalara gerçek kredi kartlarına ait numaralar basılıyor. Müşteri sanki alışveriş yapmış gibi, bu kart imprinter cihazından geçirilerek satış belgesi düzenleniyor. Sonra bu para bankadan tahsil edilmek suretiyle dolandırıcılık gerçekleştiriliyor. Bu dolandırıcılıkta işyerlerinin de parmağı bulunuyor.

İnternetle mal siparişi: Dolandırıcı, internette şirket ve kişilerin güvenlik şifrelerini aşarak, kart numaraları ve özlük bilgilerini çalıyor ve bu bilgilerle sipariş veriyor.

Hesap yönlendirme: Kart sahibinin kimlik bilgileri, kredi kart bilgileri öğrenilerek bankaya telefonla veya başvuru formuyla müracaat ediliyor. Eldeki bilgilerle kartın adresi değiştiriliyor ve bir süre sonra kaybolma bahanesiyle yeni adrese yeni kart isteniyor. Gelen kartın arkasına imza atan dolandırıcı kartı kullanmaya başlıyor.

Değiştirilmiş kart: Dolandırıcının kendisine ait ya da bir şekilde ele geçirdiği kredi kartındaki numara, ütüleme yöntemiyle yok ediliyor ve yerine yeni ve başkasına ait bir numara basılmak suretiyle dolandırıcılık yapılıyor. Sahte kartlar: Sahte para gibi önce sahte kredi kartı basılıyor. Dolandırıcılık, kartın arkasında bulunan manyetik şeride, encoder (kodlayıcı) adı verilen bir cihazla gerçek kredi kartı bilgilerinin kodlanması suretiyle gerçekleştiriliyor. Manyetik şerit sahteciliği: Dolandırıcı, kendisine ait kredi kartının arkasındaki manyetik şerit bilgilerini siliyor ve encoder cihazıyla başkasına ait bilgileri yüklüyor.

Kart kopyalama: Alışveriş yapan müşterilerin kartları müşteri görmeden encoder cihazından geçirilip kopyalanıyor. Sonra bu bilgiler, üretilen sahte bir kartın şeridine aktarılıyor. Bu, en tehlikeli dolandırıcılık olarak nitelendiriliyor, karttaki bilgiler gerçek olduğu için yolsuzluğun ispatlanması zor oluyor.

ATM dolandırıcılığı: Dolandırıcı, bankaya gelen müşteriden önce ATM’nin kart giriş haznesine bir cisim yerleştiriyor. Sonra gelen müşterinin kartı ATM cihazında kalınca, dolandırıcı, yardım etmek bahanesiyle şifreyi öğreniyor. Müşterinin bankadan ayrılmasından sonra da kartı ATM cihazından çıkarıp kullanıyor.

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunun cezai yaptırımı nedir?

Başkasına ait bir banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunun cezası 3 yıldan 6 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır (TCK md.245/1).

Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek suçunun cezası 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ve 10 bin güne kadar adli para cezasıdır (TCK md.245/2).

Sahte bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlama suçun cezası 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ve 5000 güne kadar adli para cezasıdır (TCK md.245/3).

Başkasına ait kartın kötüye kullanılması suçunu eş ve çocukların işlemesi halinde durum nedir?

 TCK 245/4’te bu suç bakımından bazı yakın hısımlar için şahsi cezasızlık hali düzenlenmiştir. Şöyle ki başkasına ait bir banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunun;

a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,

b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın,

c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.

Bu suçun şikâyet edilmesi için herhangi bir süre belirlenmiş midir?

Hayır, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, şikâyete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikâyet süresi yoktur. Şikâyetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zaman aşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman soruşturulabilir.

Kredi kartı dolandırıcılığı suçunda bankanın sorumluluğu nedir? 

Kredi kartı dolandırıcılığına ilişkin olarak kartın sahibi olan kişinin yani tüketicinin korunması maksadı ile kart veren kuruluş yani bankalar ve üye iş yerlerine karşı (post cihazı kullanarak alışveriş yaptığınız iş yerleri) tüketicinin korunması esasına dayanan çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür.

Örneğin kopyalanan kredi kartlarına ilişkin işlemlerin incelenmesi ve sonuca bağlanması kart sahibi bankanın yükümlülüğündedir. Esasen tüketici konumunda olan banka kartını kullanarak söz konusu hizmetten faydalanan kişi, bu hususu bankaya yalnızca bildirmekle mükelleftir.

Burada önemli olan bir diğer husus özellikle kredi kartlarına ilişkin bankalar tarafından belirli periyotlar dâhilinde gönderilen hesap ekstrelerinin tüketici tarafından dikkatle incelenmesi ve bir yanlışlık ya da kendisi tarafından yapılmayan bir işlemi fark eden tüketicinin bu hususu gecikmeksizin kart sahibi bankaya bildirmesidir.

Bilhassa kopya kartlara istinaden yapılan dolandırıcılık bakımından bankaların sorumluluğu bulunmaktadır. Buna göre bu tarz şüpheli işlemler kendisine bildirilen kart sahibi banka derhal gerekli incelemeleri yapmak zorunda ve kart sahibi kişiyi maddi zarara uğratmamak için gerekli önlemleri de almak zorundadır.

Kredi/ Banka kartı hacklenerek yapılan işlemlerde uğranılan zarardan sadece kart sahibi mi sorumludur? Yoksa bankanın da bir sorumluluğu olacak mıdır?

Şöyle ki; internet bankacılığı sistemini bankalar kendileri oluşturduklarından ve birer güven ve itimat kurumları olduklarından meydana gelebilecek zararlardan da sorumludurlar. Şayet somut durumu bir örnekle açıklamak gerekirse; 3D güvenlik hizmeti kullanılarak yapılan internet üzerinden alışveriş işlemlerini hacklemek mümkün değil iken, 3D güvenlik hizmetinin kullanılmadığı bir internet sitesinden alışveriş yapılması halinde banka/kredi kartının ya da internet bankacılığının hacklenmesi mümkündür.

O halde bir banka 3D güvenlik hizmetinin kullanılmadığı bir siteye hizmet veriyorsa, bu durumda söz konusu riski öngörmüş ve sonuçlarına katlanmayı göze almış demektir. Bu sebeple bu yolla yapılacak her türlü dolandırıcılığın banka tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.

Peki, Yargıtay’ın bu konudaki görüşleri nelerdir?

Öncelikle belirtmek gerekir ki; bankaların mevcut duruma ilişkin herhangi bir cezai sorumluluğu bulunmamakta olup, sadece hukuki sorumluluğu mevcuttur. Geçtiğimiz günlerde Yargıtay’ın konuyla ilgili bir hukuk davası kararı gündeme geldi. Karar şöyle, Bursalı bir eczacının hesabındaki paranın internet bankacılığı yöntemiyle çalınmasında bankanın sorumsuz davrandığına ve eczacının 10 yıl önce hesabından çalınan 51 bin lirayı yasal faiziyle tahsiline hükmetti.

Kullanılan dolandırıcılık yöntemi ise şöyle; Bursa’da bir eczacı adına kullanımda bulunan hatta ait sim kart, kimliği belirsiz kişilerce iptal ettirilerek aynı numaraya yeni sim kartı çıkartıldı. Akabinde internet bankacılığı yoluyla eczacının özel bir banka şubesindeki kredili mevduat hesabından 49 bin 880 TL’nin aynı bankanın müşterisi olan bir kişinin hesabına transfer edildi.

Bunun üzerine eczacı Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak davalı banka ile GSM firmasının gerekli özen ve yükümlülüğü göstermeyerek zarara neden olduklarını, bu olaydan dolayı ticari itibarının sarsıldığını, maddi sıkıntılara girdiğini, transfer edilen paranın faizi ile birlikte ödenme zorunluluğu ile karşı karşıya kaldığını öne sürdü.

Mahkeme; davalı bankanın mevduat sözleşmesi kapsamında müşterinin şifre ve bilgilerini koruma ve ilgili tedbirleri alma yükümlülüğünün bulunduğu, davalı GSM firmasının da sim kart değişikliğinden dolayı kusurlu olduğu ve zararın meydana gelmesine etken olduğuna hükmetti. Davacının da şifre ve kimlik bilgilerinin saklama sorumluluğunu ihlal ettiğine dikkat çeken mahkeme; eczacının 10 yıl önce hesabından çalınan 51 bin lirayı yasal faiziyle tahsiline hükmetti.

Yargıtay’ın bu kararı oldukça önemi bir karardır. Emsal teşkil ederek kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesinde etkili olacağını düşünmekteyim. Ceza yargılamasına ilişkin olarak İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bir kararına konu olay şu şekildedir; İzmir polisi banka ve kredi kartı dolandırıcılığına yönelik gelen şikâyetler üzerine, bir gruba yönelik takip başlatıyor.

Ekiplerin yaklaşık 9 ay sürdürdüğü takip sırasında, zanlıların kart kopyalama cihazını İzmir Konak’taki alışveriş merkezinde bir iş yerine yerleştirmek istedikleri bilgisi üzerine operasyon düzenleniyor ve 16 kişi gözaltına alınıyor. Zanlılardan, kredi kartı kopyalamaya yarayan ‘papağan’ adı verilen cihaz, kart kopyalamanın yanı sıra karta bilgi yüklemede de kullanılan ‘enkoder’ cihazı, farklı kişilerin bilgilerinin yüklendiği çok sayıda kredi kartı, 3 bilgisayarda Türklerin yanı sıra yabancı kişilere ait yüzlerce kredi kartı bilgisi ele geçiriliyor.

Olayı soruşturan savcı, sanıkların hackerlardan yabancı kişilere ait kredi kartı bilgilerini para karşılığı satın aldıklarını, ayrıca yurtiçinde anlaşmalı oldukları bazı mağazalara da ‘papağan’ denilen bilgi kopyalayıcı cihazları yerleştirdikleri, alışveriş yapan müşterilerin kredi kartı bilgilerini kopyaladıkları, bu bilgileri ‘enkoder’ cihazıyla başka kartlara yükleyerek, kullandıklarını belirtmekte. Savcı, 15’i tutuklu 1’i firari 16 sanık hakkında ‘sahte banka ve kredi kartı imal etmek, bulundurmak ve kullanmak, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçlarından dava açıyor.

Yargılama sonucunda sanıklardan biri 45 ayrı sahte kredi kartı oluşturup kullanmaktan toplam 213 yıl hapis cezasına hükmedilmiştir. Görüldüğü üzere çok ciddi cezalara hükmedilmektedir.

Aynı şekilde Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin kararına konu olay ise şu şekildedir; Sanıklar mağdurların kredi kartı bilgilerini ele geçirerek bilgisayar satın alıyorlar. İki ayrı işlem yaparak 1732 TL ve 3582 TL tutarlarında harcamada bulunuluyor. İlk derece mahkemesi kredi kartı bilgilerinin kullanılmasını dolandırıcılık olarak değerlendiriyor.

Dosya Yargıtay’a gittiğinde ise 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 3/e maddesi uyarınca “Kredi kartının, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını” ifade etmesi karşısında kredi kartı bilgilerinden yararlanarak menfaat sağlanmasının kredi kartı gibi değerlendirilmesi gerektiği ve 5237 sayılı TCK’nın 245/1. maddesinde öngörülen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun oluştuğuna karar verilmiştir.

Bu suçlarla ilgili olarak görevli ve yetkili mahkeme neresidir?

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması nedeniyle TCK md.245 gereği yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Yetkili mahkeme, bilişim sisteminin bulunduğu yer mahkemesidir. Örneğin, ATM cihazından para çekilmiş ise ATM cihazının bulunduğu yer mahkemesi veya banka şubesinden çekilmişse banka şubesinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili mahkemedir.

Günlük hayatta kredi kartı dolandırıcılığı ile ilgili karşılaştığınız örnekleri bizimle paylaşır mısınız?

Örneğin bahsetmiş olduğumuz suç kapsamında başkalarına ait kredi kartlarını kopyalayarak 10 milyon liralık haksız kazanç elde ettiği iddia edilen şüphelinin evinde, polis ekiplerince yapılan aramada; ATM kart giriş yuvalarının yapımında kullanılan silikon kalıp, 2 bilgisayar, başkalarına ait 2 nüfus cüzdanı, kart kopyalama cihazı, 77 manyetik şeritli kart, 2 hard disk, çok sayıda kalıp çıktı.  Ayrıca farklı modellerde kart giriş yuvası, gizli kamera ve ses kayıt düzenekleri ele geçirilmiştir. Görüldüğü üzere çok büyük bir dolandırıcılıkla karşı karşıya kalınmış durumda.

Aynı şekilde bir market çalışanı müşterilerin kredi kartlarını her işlem için iki farklı pos cihazından geçirerek kart bilgilerini kopyalamış. Yine şüphelinin evinde yapılan arama sonucunda bu şekilde kopyalanmış 69 adet kredi kartı ele geçirildiği bilinmektedir. Bunlar haricinde de pek çok örnek bulunmaktadır.

Konuyla ilgili olarak bizzat yaşamış olduğum bir dolandırıcılığı sizlerle paylaşmak istiyorum. Röportajı hazırlayıp editöre göndermemin üzerinden yaklaşık olarak 24 saat geçtikten sonra ben de bu suçun mağduru oldum. Çok ilginçtir ki daha önce böyle bir durumla karşı karşıya kalmamıştım.

Olayı anlatmak gerekirse; kredi kartı sahibi olduğum bankanın cep telefonuma gelen mesajlarıyla dolandırıldığımı fark ettim. Bankadan gelen bu mesajlar farklı tutarlarda Euro para birimi ile yapılmış olan işlemler hakkında bilgi veriyordu. Tabi hemen bankayla iletişime geçerek bu işlemlerin tarafımca yapılmadığını ifade ettim. Bundan sonraki kısımda sürecin nasıl ilerlediğinden bahsedeceğim.

Banka bana “harcama itiraz formu”nu gönderdi. Öncelikle bu formu ayrıntılı olarak doldurdum. Sonrasında doldurmuş olduğum formu ve telefonuma gelen mesajların ekran görüntüsünü de ekleyerek savcılığa suç duyurusunda bulundum. Ayrıca suç duyurusunda bulunduğuma dair belgeler ve bahsetmiş olduğum formu ilgili bankaya teslim ettim. Harcamaları yapan kurumun bir çete olduğunu ve pek çok kişiyi aynı şekilde mağdur etmiş olduklarını yaptığım araştırmalar sonucunda öğrendim. Tüm bu anlattığım süreç hakkında sizleri de bilgilendirmek istedim. Görüldüğü üzere başımıza ne geleceği hiç belli olmuyor. Süreci takip edip nasıl sonuçlanacağını göreceğim.

Hiçbir şey çıkar gruplarının etkisinden daha tehlikeli değildir. –Jean Jacques Rousseau

Peki, kimlik dolandırıcılığı nedir?

Kişisel verilerin kaydedilmesi ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Türk Ceza Kanunu’nun 135. ve 136. maddesi kapsamında bizim hukuk sistemimizde suç olarak tanımlanmıştır. Kişisel veri, gerçek veya tüzel kişilere özgü olan ve kişilerin belirlenebilir olmasını sağlayan her türlü spesifik bilgidir.

Bu kapsamda kişilerin vatandaşlık ve vergi numarası, kimlik, pasaport ve ehliyet bilgiler, sosyal güvenlik numarası, ev ve iş adresi, e-posta adresi, telefon numarası, faks numarası, özgeçmişi, fotoğrafı, videosu, kan grubu, adli sicil (sabıka) bilgileri gibi kişinin belirli veya belirlenebilir olmasını sağlayan tüm bilgiler kişisel veri niteliği taşımaktadır ve kişiler verilerin korunması kapsamına girmektedir.

Bunun haricinde ele geçirilen kişisel veriler kullanılarak kişilerin dolandırılması ile sıklıkla karşılaşmaktayız. Örneğin, çalınan bilgilerle, ilgili vatandaşlar aleyhine kredi çekilebilir, kefil olunabilir, şirket kurulabilir, tasarrufi işlemlerde bulunulabilir. İnteraktif bankacılık vasıtaları kullanılabilir. Tabi ki bütün bunların yapılabilmesi için, ilgilinin imzası, ikametgâh belgesi veya telefon bilgisi ile sistemde kayıtlı telefonuna gelen şifre ve mesaj bilgilerine de ihtiyaç var, ek olarak bunlardan biri veya birkaçının temini halinde bu işlemler de yapılabilir.

Kimlik bilgilerinin kullanılması ile yapılan dolandırıcılıklara örnek verebilir misiniz? 

Kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle pek çok dolandırıcılık gerçekleştirilebilecektir.

Örneğin T.C. kimlik numarasının ele geçirilmesi ile bir internet sitesinden sahte üyelik açarak satış ilanı veriliyor ve alıcılardan satış bedeli talep ediliyor. Daha sonra açılan sahte hesap kapatılıyor. Bu şekilde yapılan dolandırıcılıklar sonucunda T.C. kimlik numarası sahibine karşı açılan davalar olduğunu biliyoruz.

Benzer şekilde dolandırıcıların elde ettiği kimlik bilgileri ya da fotokopisiyle GSM operatörüne başvurarak, şahsın söz konusu telefon numarası için yeni bir SIM kart çıkarttığını, sonrasında ise çıkartılan SIM karta SMS’le gelecek tek kullanımlık şifreyi kullanıp, internet bankacılığı üzerinden şahısların hesabını boşalttığını bilmekteyiz.

Bir başka olayda da mağdur, kimlik bilgilerinin daha önceden de sabıkası bulunan bir kişi tarafından ele geçirildiğini iddia ederek, bu kişinin kendisine ait ehliyet fotokopisinin üzerine yeni bir fotoğraf yapıştırılıp tekrar fotokopisinin çekilmesi sonrası yeni bir ehliyet oluşturulduğunu ifade etmiştir. Kimlik hırsızının fotoğrafı ve kimlik sahibinin kişisel bilgileriyle oluşturulan bu yeni kimlik belgesi fotokopisi ile dolandırıcı kişi kendi üzerine

4 farklı telefon hattı açtırmış ve hiçbirinin faturasını ödememiş. Durumu fark eden kimlik sahibi ise, GSM operatörü şirketi bilgilendirip hatları kapattırmış ancak yine de borç onun ismine olduğu için adına icra davası açılmış ve arabasına haciz konulmuş.

Ülkemizde kimlik ve kredi kartı dolandırıcılığına ilişkin veriler hakkında bilgi verir misiniz?

Yılda ortalama 100 bin kişi banka ya da kredi kartı yüzünden mağdur oluyor. Bu kişilerin büyük kısmı 60 yaşın üzerinde olduğu biliniyor.

Bazen iyi bir öğüt pahalı bir armağandan daha değerlidir. – Montaigne

Kimlik ve kredi kartı dolandırıcılığı ile karşı karşıya kalmamak için nelere dikkat edilmelidir? 

Harcamaların yani kredi kartı ekstresinin detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiği söylenebilir. Harcama limitlerine ulaştığınızda banka kart sahibini uyarır.

Kredi kartı dolandırıcılığını engellemek için sizden kişisel bilgilerinizi talep eden epostalara itibar etmeyiniz.

İnternet üzerinden alışveriş yapacaksanız alışveriş yaptığınız internet mağazasını iyi araştırınız. Bilmediğiniz sitelerden alışveriş yapmayınız. Alışveriş yaparken kredi kartı ile sipariş vermemeye özen gösteriniz. Kredi kart bilginizi kimseyle paylaşmayınız.

Online işlemlerde sanal kredi kartı kullanınız. Online alışverişler yaparken mutlaka sayfanın başında “https://” ifadesi olmasına özen gösteriniz. Bu ifade sitenin güvenilir bir site olduğunu gösterir. Aynı şekilde sitenin güvenilir olduğunu anlamak için SSL sertifikası olmasına da dikkat etmenizde fayda bulunmaktadır.

Özellikle bankaların web sayfalarına giriş yaparken ya da internetten alışveriş yaparken “3D Secure” güvenlik girişi seçeneğinin kullanılması hem dolandırıcılık riskini azaltıyor hem de bankaların bu tür saldırılardan kısa sürede haberdar olmalarını sağlıyor. 3D Secure, hem dışardan müdahalesi daha zor bir koruma hem de kişinin daha önceden bildirdiği cep telefonuna SMS gönderilip onay alınmadan işlemin tamamlanmasını engelliyor.

Kimi zaman da dolandırıcıların, kişileri çağrı merkezi personeli gibi arayarak “kartınız kopyalanmıştır, kullanıma kapatılması için cep telefonunuza gelen şifreyi T.C. kimlik numaranızı bize söyleyiniz” gibi talepleri olduğu görülür. Böyle bir telefonun gelmesi de yine kartın kopyalanmış olabileceğini düşündürmelidir. Bankalar kartın kullanıma kapatılması için T.C. kimlik numarası bilgisini kesinlikle sormazlar. Tüm bunlara dikkat edilmelidir.

Üstelemek başarının temel unsurudur. Kapıyı yeterince uzun süre ve yüksek sesle çalarsanız, birilerini uyandıracağınızdan emin olabilirsiniz. -Henry Wadsworth Longfellow

Bu suçlardan mağdur olanların hangi yolu izlemesi gerekmektedir?

Banka ve kredi kartı dolandırıcılığı halinde;

a) Kayıp ya da çalıntı halinde ilgili banka aranıp kart kullanıma kapatılmalıdır.

b) Şüpheli ya da hileli bir işlem görüldüğünde banka gerekli soruşmayı yaptırmak için uyarılmalıdır.

c) Aynı şikâyetler yine ikamet ettiğiniz yerdeki savcılığa da yapılmalıdır.

d) Eğer yurt dışından kart dolandırıcılığı mağduru iseniz kartınızın ait olduğu bankaya yazılı olarak itirazda bulunmalısınız.

e) En fazla dolandırıcılık mail yoluyla yapılıyor. Kişisel bilgilerinizi talep eden hiçbir e-postayı açmayınız.

Kişisel verilerin ele geçirilmesi halinde;

a) Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmak suretiyle faillerin tespiti ve cezalandırılması için şikâyet dilekçesi verebilirler. Bununla birlikte bu suç tipleri Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesine göre şikâyete bağlı suç tipleri olmayıp resen kovuşturulabilen suç tipleridir, yani ilgililer şikâyetçi olmasa bile kamu adına soruşturma yapılır ve failler tespit edilirse kamu davası açılır.

Özgürlük sana yapılanla ne yaptığındır. – Jean Paul Sartre

Biyografi: Avukat Begüm Gürel

Biyografi: Avukat Begüm Gürel
Av. Begüm Gürel

1985 yılında İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde dünyaya gelmiştir. İlk, orta ve liseyi Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki Lisesinde okumuş, 2002 yılında mezun olmuştur. 2007 yılında Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Begüm Gürel, iyi derecede İngilizce ve orta derece Almanca bilmektedir.

2009 yılında Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Kamu ve Özel Hukuk alanında Yüksek Lisans programını “İş Koşullarında Değişiklik” adlı teziyle yapmış bulunmaktadır. Tüm süreçte gösterdiği üstün başarı sebebiyle mezuniyetini onur derecesiyle tamamlamıştır. Av. Begüm Gürel sicile kayıtlı uzlaştırmacı olup, başta arabuluculuk sertifikası olmak üzere pek çok sertifikaya sahiptir.

10 yıllık avukatlık deneyim ve tecrübesine sahip olan, uzlaştırmacı faaliyeti yürüten Begüm Gürel, gerçek bir hayvan sever ve hukuk aşığıdır. Hukuki Haber, Adalet Medya İnternet sitesinde ve İstanbul Anadolu Adliyesi Dergisinde makaleler yazmaktadır. Halkı bilinçlendirmek amaçlı pek çok Ulusal ve yerel TV de, gündeme dair hukuksal konuları değerlendirmekte ayrıca üniversiteler bünyesinde eğitim seminerleri vermektedir.

Deşifre – Nitelikli dolandırıcılık: Ön ödeme dolandırıcılığı

1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...