Deşifre – Çek senet dolandırıcılığı suçu nedir?

Çek senet dolandırıcılığı, karşılığı olmadan ya da sahte olarak piyasaya sürülmesi şeklinde yapılmaktadır. Ödeme belgesi olarak kullanılan çek ve senedin yanı sıra; tiyatro, piyango, otopark, maç bileti gibi değerli kağıtların sahte olarak üretilmesi ve piyasaya sürülmesi neticesinde pek çok mağduriyet oluşmaktadır.

Deşifre - Çek senet dolandırıcılığı suçu nedir?
Deşifre – Çek senet dolandırıcılığı suçu nedir?

Çek senet dolandırıcılığı suçu nedir?

‘Deşifre’ adını verdiğim bu röportaj serisinde onlarca dolandırıcılık çeşidini, onlarca hukukçuyla tek tek işliyoruz. Çek Senet Dolandırıcılığı konusunu da Sayın Av. Yeşim Kurtoğlu ile işledik. Verdiği bilgiler için kendisine teşekkür ediyoruz.

Röportaj: Av. Yeşim Kurtoğlu

Dolandırıcılık suçu nedir?

Dolandırıcılık suçu TCK’nin 157. ve 158. maddelerinde yer almaktadır.

Dolandırıcılık genel olarak, hileli davranışlarla karşısındakini kandırarak menfaat temin etme suçudur. Dolandırıcılığın en temel özelliği, failin kurnazlık, plan yapma veya ikna kabiliyetiyle mağdurun tecrübesizliğini veya dikkatsizliğini kullanarak gerçekleştirilmesidir.

Dolandırıcılık suçunun meydana gelmesi için haksız bir çıkar sağlanması gerekir. Dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü için de, hazırlık hareketlerinin bitmesi ve haksız çıkar elde etmeye yönelik icra hareketlerine başlanılması gerekir.

Dolandırıcılık suçunun hukuki konusu nedir?

Eylemin gerçekleştirilmesi ile ihlal edilen hukuki varlık veya menfaat dolandırıcılık suçunun hukuki unsurunu oluşturur. Eylem sonucunda failin malvarlığında artma, mağdurun malvarlığında ise azalma meydana gelmekte olduğundan dolandırıcılık, malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında düzenlenmiştir.

Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş kararlarında da belirtildiği üzere dolandırıcılık suçu ile iki hukuki konu korunmaktadır. Birincisi insan iradesinin özgürlüğü, ikincisi malvarlığına ilişkin varlık ve menfaatlerdir.

Dolandırıcılıkta, hırsızlık gibi suç failinin tek yanlı etkinliği değil, mağdurun kandırılmış ve aldatılmış iradesi doğrultusunda kendi zararına, fail ya da adına hareket ettiği kimse yararına bir işlemde bulunmasına, başka bir deyişle, mağdurun faille işbirliğini gerektiren bir suç türüdür.

Adalet olmadan düzen olmaz. -Albert Camus

Dolandırıcılık suçunda şikayet ve zamanaşımı süreleri nelerdir?

Öncelikle dolandırıcılık suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Bunun anlamı Savcılık dolandırıcılık suçunun işlendiğini öğrendiğinde kendiliğinden soruşturmayı başlatır ve bu suçun işlendiği kanaatine vardığında da kamu davasını açmak zorundadır. Dolandırıcılık suçu için şikayet süresi bulunmamakla birlikte suçun en basit halinde dava zamanaşımı süresi 8 yıl olduğundan 8 yıl içinde Savcılığa bildirimde bulunulması gerekmektedir. Suçun nitelikli halinde ise zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Dolandırıcılık suçunun şartları nelerdir?

Dolandırıcılık suçu pek çok farklı tarzda işlenebilen bir suçtur. Fakat bu suçun ortak üç koşulu bulunmaktadır.

• Öncelikle fiili gerçekleştiren tarafından hileli bir davranış olması gereklidir. Yani mağdurun inceleme eylemini ortadan kaldıracak hareket ve davranışlar fail tarafından sergilenmiş olmalıdır.

• Fail tarafından sergilenen hileli hareket ve davranışlar mağduru aldatacak özellikte olmalıdır.

• Mağdurun veya 3.bir kişinin zararına, kendisi veya başkasının yararına haksız menfaat elde edilmesi gerekmektedir. Ayrıca mağdurun zararı ile hileli davranış arasında bir illiyet bağı olmalıdır.

Türk Ceza Kanunu’nda hileli hareketlerin neler olduğu sayılmış mıdır?

Türk Ceza Kanunu’nda hileli hareketlerin neler olduğu tek tek sayılmamış olduğundan dolandırıcılık serbest hareketli bir suç tipi olarak kabul edilmelidir.

Dolandırıcılık suçunun en önemli unsuru olan hile, nitelikli bir yalandır. Yalan belli bir oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergilenme tarzıyla mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır.  Dolandırıcılık suçunda hile suçun maddi öğesi olup, bir kimseyi kandırabilecek nitelikteki hareketle haksız yararın sağlanmasıdır. Basit bir yalan hileli hareket olarak kabul edilemez. Hilenin kandırıcılık niteliği, yöneldiği kişi veya kişilerin aldanma yeteneği diğer bir deyişle sübjektif durumları itibariyle olaysal olarak değerlendirilmelidir.

Dolandırıcılık suçu ile genelde karıştırılan ‘Güveni Kötüye Kullanma’ suçu arasında ne gibi bir fark bulunmaktadır?

Güveni Kötüye Kullanma suçu TCK. 155/1 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre bu suç zilyetliği kendisine devredilmiş mal üzerinde kendi ya da bir başkasının yararına tasarrufta bulunmaktır. Suçun nitelikli hali ise TCK 155/2. Maddesinde yer almakta olup,  söz konusu malın meslek, sanat ve ticaret gibi nedenlerle devredilmiş olması gerekmektedir. Dolandırıcılık ve Güveni Kötüye Kullanma arasındaki en bariz fark malın devrindedir.

Her iki suçta da mal, maliki tarafından faile rızan devredilmekle birlikte, dolandırıcılık suçunda failin karşısındaki kişiyi hileli davranışlarla aldatması, aslında malın maliki ya da zilyedinin rıza göstermeyecek olmasına rağmen rıza göstermesini sağlamaktadır. Güveni kötüye kullanma suçunda ise güven ilişkisi kurulması sırasında failde suç işleme kastı bulunmamakta, sonradan ortaya çıkmaktadır.

Haksızlığı aramak için lamba kullanmak gerekmez. – Socrates

Dolandırıcılık türlerinden biri olan ‘Çek, senet ve değerli kağıt ile dolandırıcılık’ suçunun diğer dolandırıcılık türlerine göre işlenme yoğunluğu nedir?

Son istatistik verilere göre çek, senet ve değerli kağıt dolandırıcılığı, bütün dolandırıcılık olayları içerisinde  %5’lik bir orana sahiptir. Geçmiş dönemlere göre bu dolandırıcılık türünde belirli bir düşüş olmuştur. Sanırım bu düşüş insanlarımızın gerek Emniyet güçleri gerekse de basın yoluyla bilinçlendirilmesiyle gerçekleşmiştir.

Çek, senet ve değerli kağıt ile dolandırıcılık türünün kendi içinde işlenme oranları nedir?

A) İşbu dolandırıcılık türünün %53’ü alım sonrası ödemenin karşılığı olmayan sahte ya da çalıntı çek suretiyle,

B) %42’si alım sonrası ödemenin senet ile yapılması, senedin vadesi geldiğinde ödenmemesi veya mağdur tarafından ödenmiş senedin iade edilmeyerek, yeniden kullanılması suretiyle,

C) %5’i ise sahte piyango, sayısal loto gibi şans oyunları, otopark fişi, maç, tiyatro ya da konser bileti satılması suretiyle gerçekleştirilmektedir.

Çek senet dolandırıcılığı suçu en çok hangi şekillerde işlenmektedir, örnek verebilir misiniz?

Bu suçu işleyen dolandırıcılar daha önce hazırladıkları çek ve senetleri, mesai saatleri dışında ve hafta sonları, bankaların kapalı olduğu saatlerde düzenledikleri sahte kimliklerle mal ve eşya satın aldıkları esnaf ve tüccara vermektedirler. Bu durumda tüccar ve esnafın çek, senet veya değerli kağıdı veren şahsın kim olduğunu çok iyi bilmeleri, aksi takdirde bu tür kıymetli evrakı kabul etmemeleri gerekmektedir.

Yine son zamanlarda dolandırıcıların kurye, postacı veya Vergi Dairesi çalışanı gibi onların kıyafetlerini giyip ve onların çalışanı gibi davranarak, tebligat imzalatma bahanesiyle iş adamları ve maddi durumu iyi olanların iş yerlerine giderek senet imzalattıkları, daha sonra da bu senetlere yüksek meblağlar yazarak, icra takibine koydukları görülmektedir.

Ayrıca çok talep gören ve biletleri hemen tükenen konser, maç, tiyatro gibi organizasyonlarda da bu tür dolandırıcılık şekline çok rastlanmaktadır.

Yine sahte bağış makbuzu keserek, insanların iyi niyetini ve vicdanını kullanarak çeşitli yardım derneklerine bağış toplama suretiyle de dolandırıcılık yaygın bir şekilde yapılmaktadır.

Meslek hayatınızda karşılaştığınız birkaç örneği bizimle paylaşır mısınız?

Maalesef meslek hayatım boyunca bu tür dolandırıcılıklarla çok karşılaştım.

Dolandırıcılar ticaretle uğraşan bir müvekkilimin çeklerini kopyalamışlar. Müvekkil şirket piyasada iyi tanınan ve çok sağlam bir şirket olduğu için piyasada herkes bu kopyalanmış çekleri sorgusuz sualsiz kabul etmiş. Hatta müvekkil şirkette farkında olmadan birkaç tanesini ödemiş. Daha sonra farkına vardıklarında bana başvurdular. Hemen Savcılığa şikayette bulunduk ve müvekkil şirketin banka hesaplarına da bloke koydurmak zorunda kaldık. Müvekkil şirket bu yüksek meblağlı çekleri ödemekten kurtuldu, fakat piyasada çok kişi de zarar uğradı.

Yine bir müvekkilim şirketine ait aracı alıcıdan çek alarak satıyor. Aracın devrini yapmadan bankadan çeki sorduklarında çek sahibinin sağlam biri olduğu söyleniyor. Çek’in vadesi geldiğinde çek ödenmiyor. Müvekkil biraz araştırma yapınca alıcının aracı aldıktan sonra hemen devrettiğini ve bu şahsın piyasaya 60-90 gün vadeli çekler vererek, değişik araçlar aldığını öğreniyor. Bunun üzerine hemen Savcılığa başvurduk. Dolandırıcı şahıs hakkında dava açıldı fakat piyasayı yüklü miktarda dolandıran şahıs yurt dışına kaçmış olduğu için, müvekkilimin zararı telafi edilemedi.

Tekel bayisi bir müvekkilim de bilet dolandırıcılığına maruz kalmıştı. 70 yaşın üstünde, kibar biri ara sıra müvekkilime gidip sohbet ederek, müvekkilimin güvenini sağlamış. Bir müddet sonra da Milli Piyango biletine ikramiye çıktığını fakat bir türlü fırsat bulup da ikramiyeyi almaya gidemediğinden dem vurmuş. Müvekkilime eğer kabul ederse bileti kendisine verip, bilet bedeli kadar alışveriş edebileceğini söylemiş. Müvekkilim bilet ikramiyesini kontrol ederek, teklifi kabul etmiş. Dolandırıcı da bilet bedeli kadar alışveriş ederek gitmiş.

Müvekkilim daha sonra bayiye gidip,  bileti nakde çevirmek isteyince biletin sahte olduğu ortaya çıkmış. Bunun üzerine hemen yasal yollara başvurduk. Müvekkilim şahsı sabıkalılar listesinden tespit etti. Dolandırıcı yakalandı ve müvekkilin zararını karşıladı.

Bir tek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir.
Montesquieu

Çek senet dolandırıcılığı suçunun mağduru olmamak için nelere dikkat edilmesi lazım?

Öncelikle imza atarken çok dikkatli olmak lazım. Mutlaka imzaladığınız evrakı elinize alarak incelemeli ve dikkatlice okumalısınız. Yine bağış, yardım gibi para toplayan kişilerden de hangi kurum adına bağış topladığını öğrenip, önce kurumla iletişime geçilmeli ve bunun doğruluğundan emin olunmalıdır.

Çek, senet gibi değerli kağıt alırken, imzayı mutlaka önümüzde attırmalıyız. İmzayı atan şahsın Noter ‘den alınmış imza beyannamesi veya şirket adına imza atıyorsa mutlaka Noter ‘den alınmış imza sirkülerini talep etmeliyiz. Bazen şirketi temsil edebilmek için bir imza yerine yetkili iki kişinin imzası olma şartı aranmaktadır.

O yüzden imza sirküleri iyice okunmalı, kaç yetkili olduğu ve yetkilendirildiği süre de incelenmelidir. İmza sirküleri ve imza beyannamesindeki imzalarla kıymetli evraktaki imza mutlaka karşılaştırılmalıdır. Çek senet alırken sadece bankadan teyit almayıp, piyasadan da araştırma yapılmalı. Ayrıca her ne kadar sağlam olarak tanınsa da ilgili şirket veya şahıs aranarak ve kıymetli evrak bilgisi verilerek mümkünse yazılı teyit alınmalı.

Birine çek, senet gibi değerli kağıt verirken de evrakın tüm yazılı yerlerini biz doldurmalıyız. Mesela rakamla yazılan tutarı yazıp, yazı ile yazılan tutar kısmını boş bırakmamalıyız. Zira yazı ile yazılan tutar ile rakam ile yazılan tutar arasında fark var ise yazı ile yazılan tutar doğru kabul edilir. Yine hem rakam ile hem de yazı ile yazılan tutarın başlangıç ve bitiş kısımlarına sonradan doldurulmaması için mutlaka bir çizgi konulmalıdır.

Çek senet dolandırıcılığı suçuna uğrayanların başvurabileceği hukuki yollar nelerdir?

Genel itibariyle çek senet dolandırıcılığı suçuna ilişkin şikayetin ilgili Cumhuriyet Savcılığı’na ulaşması ile kendiliğinden soruşturulmakta ve ilgili ceza davası açılmaktadır.

TCK 157 de belirtilen suçun basit hali ile ilgili açılan davalarda temel görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Ancak TCK 158 de belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçu için açılan davalarda Ağır Ceza Mahkemesi görevli olmaktadır.

Dolandırıcılık suçunun cezası nedir?

Basit dolandırıcılık suçu için verilecek olan ceza bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Nitelikli dolandırıcılık suçu için verilecek olan ceza ise iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

Kanunda belirtilen bazı hallerin varlığı hallerinde de verilecek olan ceza üç yıl hapis cezasından ve bu suçun işlenmesiyle elde edilen menfaatin iki katından fazla olarak adli para cezası verilmesi gerekmektedir. Kanunda belirtilen bu haller, nitelikli hallerinin e, f, j ve k bentlerinde belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçu hallerdir.

Dolandırıcılık suçu Türk Ceza Kanunu 157, 158 için verilecek olan ceza kanunda belirtilen bazı hallerin varlığı halinde arttırılmasının yanı sıra bazı hallerin varlığı halinde de indirilmekte veya ceza verilmemektedir.

Bu durumlar şunlardır;

  • Mağduru; failin hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşi, üstsoy veya altsoyu veya bu derecede kayın hısımlarından biri veya evlat edinen veya evlatlığı, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerinden biri olması halinde, işleyene ceza verilmemektedir.
  • Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil etmek amacıyla işlenmesi durumunda mağdurun şikayeti ile soruşturulma işlemleri ile gerçekleştirilmektedir. Ayrıca bu suçu işleyen kimseye de altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilmektedir.

Yargıtay’ın bu suç ile ilgili görüşleri nedir?

Yargıtay’ın bu suçla ilgili birçok kararı bulunmaktadır. Yargıtay bir kararında ‘Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; bir kimsenin iyi niyetinden yararlanarak kandırıcı nitelikteki hile ve desiselerle onu yanıltıp, kendisine veya bir başkasına haksız çıkar sağlanması gerekir. Kullanılan hile ve desiseler ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu haksız bir çıkar sağlanmalı, mağdur veya bir başkasına zarar verilmelidir. Dolandırıcılık suçuna ilişkin bu açıklamadan anlaşılacağı gibi, mağdur veya bir başkasına verilen zarar, sanığın hileli söz ve davranışlarından sonra ve bu nitelikteki söz ve davranışların sonucu oluşmalıdır.

Önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için sanığın müştekiye karşı hileli davranışlarda bulunması halinde, dolandırıcılık suçu oluşmaz. Zira karşı taraf, zararın veya alacağının varlığından haberdar olup, zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu oluşmamıştır’ demektedir.

Yani somut olarak açıklandığında babasına ait markete sürekli mal getiren müştekiye, iki adet senedin altına babasının marketinin kaşesini basıp, babası yerine imzalayarak veren şahsın dolandırıcılık suçunu işleyip işlemediğinin anlaşılabilmesi için, işbu senetleri önceden teslim edilmiş mallara karşılık mı yoksa yeni alınacak malların karşılığı olarak mı verdiği aydınlatılmalıdır. Eğer sanık bu senetleri önceden teslim alınmış mallara karşılık tanzim edip verdiyse Yargıtay bu durumda dolandırıcılık suçunun oluşmadığı kanaatindedir.

Yargıtay yine bir kararında suça konu iki adet sahte çekin aynı kişiye ve aynı anda verilmesinin zincirleme suç oluşturmayacağı görüşündedir. Yargıtay nitelikli dolandırıcılık suçunda da cezanın elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağını söylemektedir.

Çek senet dolandırıcılığı suçu uzlaştırmaya uygun mudur?

Dolandırıcılığın basit hali uzlaştırmaya tabi olup, nitelikli hali ise uzlaştırmaya tabi suçlar arasında sayılmamıştır.

Yargıtay 2018 tarihli bir kararında ‘infaz edilmiş hükümlerde uzlaştırma kurumunun uygulanmasının, failin aleyhine sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle, dolandırıcılıktan infaz edilmiş hükümlerde dahi uzlaşma hükümleri uygulanmalıdır ‘ demektedir.

Sahte çek ve cezası nedir?

Çek düzenleme yetkisi olmayan kişi ya da kişilerce haksız kazanç elde etmek amacıyla sahte ya da banka tarafından hazırlanmış çek bilgileri kullanılmak suretiyle oluşturulan çeklere sahte çek denir. Sahte çek kullanarak piyasadaki kişileri mağdur edenler TCK’ya göre aynı zamanda dolandırıcılık suçunu da işlemiş olurlar. Dolandırıcılık suçunun sahte çek düzenlenerek işlenmesi halinde Resmi Evrakta Sahtecilik ve Dolandırıcılık suçları olmak üzere iki suç oluşmaktadır. Yargıtay kararlarında da genel olarak, ”çek esasında özel bir belgedir. Ancak kanun koyucu ticarî hayatta büyük yer tutan ve ciro ile veya buna bile gerek görülmeksizin tedavül eden çekleri ve diğer kambiyo senetlerini daha ciddî bir şekilde korumak istemiş ve bunlarda sahtecilik yapılması halinde, resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını kabul ederek, çeke farklı bir yer verilmiştir.’

Dolandırıcılık suçunun sahte çek tanzim edip kullanılması suretiyle işlenmesi halinde TCK bu suçun nitelikli bir hal aldığını ve faile daha ağır bir ceza verilerek bu durumlarda resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını kabul etmiştir. TCK’nın 204. maddesinde “resmi belgede sahtecilik” suçu şu şekilde düzenlenmiştir:

  • Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.

Sahte çek nasıl anlaşılır?

Sahte çeki ancak çok iyi inceleyerek, gerçeğinden ayırt etmemiz mümkündür.

  • Öncelikle hologram kısmını incelemek gerekir. Hologram kısmında ilgili Bankanın logosu görünür, çek sahte ise hologram kısmı siliktir.
  • Kağıdın kalitesi gerçek çek de çok kaliteli olup, elle incelendiğinde anlaşılır. Sahte çek ise genelde ince dokulu kağıttan üretildiği için elle incelendiğinde hemen anlaşılır.
  • Gerçek çekin üzerinde yazılması zorunlu olan alanlar mutlaka teyit edilmelidir. Bankaların bastığı çek koçanlarının her bir sayfasında, çek hesabının numarası, çek hesabının bulunduğu banka şubesinin ismi, çek hesabı sahibinin gerçek kişinin ya da tüzel kişiliğinin ismi, çek hesabı sahibinin gerçek kişinin ya da tüzel kişiliğinin vergi kimlik numarası, çekin basıldığı tarih bilgileri yer almak zorundadır.
  • Bütün bunları incelerken de önünüzde mutlaka gerçekliğinden emin olduğunuz başka bir çekle kıyaslama yapmanız tavsiye edilir.

İkiz çek nedir?

İkiz çek, mevcut olan bir çek üzerindeki bilgilerin aynen kullanılması suretiyle oluşturulan çeklere denir. İkiz çekin anlaşılması oldukça zor olup, ticari hayatta da en çok karşılaşılan dolandırıcılık yöntemidir. Buna uygulamada kopyalanmış çek de denilir.

Çeklerin kopyalanmasının önüne geçebilmek adına, 6102 sayılı Kanun’un 780. maddesinde yapılan değişiklikle, 01.01.2017 tarihinden itibaren karekodlu çek kullanımı zorunlu hale getirildi. Fakat buna rağmen dolandırıcılar tarafından orijinal karekodlu çekler de birebir kopyalanabilmekte ve ikiz çek üretilebilmektedir. Üretilen ikiz çekler, piyasaya sürülmekte ve bu çekler yüklü miktarda mal alımında kullanılarak işletmeler dolandırılmaktadır.

Karşılıksız çek nedir?

Çeki keşide edenin çekin basılmış olduğu bankada bu çekin karşılığı olan bedel kadar parasının bulunmaması ve bu paranın tahsil edilememesi sonucu karşılıksız çek oluşur. Bankalar süresinde ibraz edilip, karşılıksız çıkan her çek yaprağı için 2019 senesi içerisinde -2.030.-TL.’nı çeki bankaya ibraz eden çek hamiline ödemek zorundadır. Bu meblağ her sene arttırılır. Karşılıksız çıkan çek bedeli – 2.030.-TL.’nın altında ise banka çek hamiline çek bedeli kadar ödeme yapmaktadır.

Sahte çek ile karşılıksız çek arasındaki fark nedir?

Bu iki kavram birbirinden çok ayrıdır. Öncelikle karşılıksız çek, sahte çek anlamına gelmemektedir. Karşılıksız çek sahte çek demek değildir. Karşılıksız çek vadesi gelen çekin karşılığının bankada bulunmaması demektir. Karşılıksız çek yasal tüm unsurları taşımasına rağmen, sahte çek yasadışı yollarla üretilmiş, yasal unsurları taşımayan çektir.

Sahte çekin cezası TCK’da düzenlenmiş olup, karşılıksız çekin cezası ise Çek Kanunu’nda düzenlenmiştir. Karşılıksız çekin cezası 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanunun 63. maddesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi değiştirilmiştir. Buna göre Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, bin beş yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunmaktadır.

Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacaktır. Karşılıksız çek keşide etme suçunda görevli mahkeme, icra ceza mahkemeleridir. Bu suç, şikayete tabi bir suç olup, İcra ve İflas Kanunu m.347’de yer alan düzenleme gereğince şikayet süresi fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıldır. Bu süreler hak düşürücü süre olup, mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmaktadır.

Bu suçla ilgili ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanmamakla birlikte, hükmedilen adli para cezasının hükümde yazan koşullarla ödenmemesi halinde, ilgili adli para cezası doğrudan hapis cezasına çevrilmektedir.

Yukarda da açıklandığı üzere sahte çek ile karşılıksız çek arasında uygulanacak cezai yaptırımlar açısından da büyük farklar bulunmaktadır.

Biyografi: Av. Yeşim Kurtoğlu

Av. Yeşim Kurtoğlu
Av. Yeşim Kurtoğlu

1969 senesinde İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokulu Şişli 19 Mayıs İlkokulu’nda, orta öğretimi Özel Şişli Lisesi’nde bitirdi. Lise öğretimini Özel Evrim Lisesi’nde tamamladı.

En büyük hayali olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girerek mezun oldu. Avukatlığa ilk finans sektöründe başlayarak, Factoring şirketleriyle bağlantılı olarak çalıştı. Bu arada İstanbul Barosu CMK servisi ve Adli Yardım servisinde de çalıştı. 2005 senesinden beri kendi hukuk bürosunda serbest olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

İş Hukuku’nda uzman arabulucu olup, hem bu konuda hem de ticari konularda Adalet Bakanlığı Arabuluculuk siciline kayıtlı olarak, arabuluculuk yapmaktadır. İstanbul Arabulucular Derneği’nin kurucularından olup, halen Yönetim Kurulu’nda Saymanlık görevini yürütmektedir.

Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı’na kayıtlı Uzlaştırmacı olup, fiilen uzlaştırma görevini de sürdürmektedir. Uzmanlık alanları Ticaret Hukuku, Aile Hukuku ve İş Hukuku’dur. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Deşifre – Kimlik ve kredi kartı dolandırıcılığı

1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...