Erdoğan’dan İmamoğlu’na: Kanal İstanbul kararı sana ait değil!

Erdoğan’dan İmamoğlu’na: İstanbul seçimini AK Parti kazandı. Meclis çoğunluğu Cumhur İttifakında. Çıkmış İstanbul’a böyle bir kanal gereksiz diyor. Bunun kararını verme yetkisi sana ait değil. Biz bunun kararını verdik. Senin böyle bir yetkin yok, bu İBB Meclisi’ne aittir.

cumhurbaşkanı Erdoğan ekrem imamoğlu kanal istanbul kararı sana ait değil

Erdoğan’dan İmamoğlu’na: İstanbul seçimi AK Parti kazandı, karar sana ait değil!

“Biz bu işi yapacağız” diyerek kararlı olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kurumların görevi, devletin adlığı karara uygun şekilde kendi sorumluluk alanlarında üzerlerine düşeni yapmaktır. Görevini ihmal eden hesabını millete ve hukuka muhakkak verecektir” diyerek manidar bir açıklamada bulundu.

İBB’yi proje protokolünden çeken İmamoğlu, dün (25 Aralık 2019) kameraların karşısına geçmiş, Kanal İstanbul projesine neden karşı olduklarını maddelediği 15 gerekçeyle açıklamıştı. Ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da projeye ilişkin olarak; “Yapamazsın kardeşim. Zaten ilk seçimde gideceksin. Hiç kimse buraya beş kuruş para ayırmaya kalkmasın, ayırdıkları paranın kuruşu dahi verilmeyecektir” sözlerini kaydetmişti.

“Kanal İstanbul’u gerekirse milli bütçeden yaparız”

Bu yaşananların ardından AKP genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşan Erdoğan, gündemine Kanal İstanbul projesini aldı. Projenin yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirileceğini belirten Erdoğan; “Oldu ki bulamadık, milli bütçeden bunu yapar mıyız? Eyvallah yaparız” açıklamasında bulundu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Kanal İstanbul projesi

Kanal İstanbul’un başbakanlığımdan öncesine dayanan bir geçmişi vardır. Biz bu projeyi seçim kampanyasında milletin huzuruna sunduk ve onay aldık. Kanalın uzunluğu 45 km, taban genişliği 275 metre, derinliği 21 metreye yakın olacaktır. Bünyesindeki iki limanı bir yat limanı, 7 köprüsü, 2 demiryolu ve 2 hafif raylı geçişi ile Kanal İstanbul dünya çapında bir eser olacaktır. Yaklaşık 10 bin kişiyi istihdam edeceği bu yapını güzergâhı da belirlenmiştir.

ÇED raporu tamamlandı ve askıya çıktı. AYM çevrenin başvurusunu reddetmiştir. Bu projenin kararı verilmiş, süreci başlatılmış ve belirli bir aşamaya da gelinmiştir. Hazırlıklarımız tamamlanmak üzeredir. İnşallah bununla ilgili de ihaleye çıkılacaktır. Bu büyük projeyi devletimize ve milletimize herhangi bir yük getirmeden, yap-işlet-devret modeliyle, oldu ki bulamadık milli bütçeden bunu yapmak sureyitle hayata geçireceğiz.

Muhalefetin detsek olmasından memnuniyet duyarız. Ama onlar biz bunu yaptırmayız yapanlara da parasını ödemeyiz diyecek kadar akıl ve mantık dışı bir yere savruluyorlar. Bu çocukların kendi aralarında evcilik oynarken bile etmeyeceği bir sözdür. Öyle ya karşı çıkıyorsanız hesabınızı, kitabınızı alternatiflerinizi ortaya koyar bizi de milleti de ikna edersiniz mesele biter.

Kimi bunu hangi parayla yapacaksın diyor, halbuki proje yap-işlet-devret ile olacaksa bizim cebimizden para çıkmayacak. Milli bütçeden bunu yapar mıyız? Eyvallah yaparız. Kaynakları bellidir. Kimi çevre ve deprem diyor halbuki bu konuda 56 kurumdan olumlu görüş alınmıştır. Kimi de gereksiz diyor. CHP tarihi boyunca ülkemizin her projesine böyle diyerek karşı çıkmış ve takoz koymaya çalışmıştır.

CHP kafasının FSM köprüsünde Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde İstanbul Havalimanı ve yüzlerce projedeki tutumunu milletimiz biliyor. Kanal İstanbul’u deniz trafiğinin bir alternatifi olarak planlıyoruz. Geçtiğimiz yıl İstanbul Boğazı’ndan 41 bin gemi geçti.  İstanbul’un böylesine yoğun bir deniz trafiğini kaldıramadığı herkes görebilir.

Tabii gözleri olup görmeyenlere bu gerçekleri kabul ve ikrar ettirmek pek mümkün değildir. Sadece son 2 yılda Boğaz’da irili ufaklı 41 gemi kazası yaşandı. Kanal İstanbul’un ön çalışmalarındaki bütçesi 75 milyar civarındadır. Çanak Kale boğazına göre İstanbul Boğazı’nda 4 kat daha fazla kaza yaşanıyor.

Türkiye’nin bu projeden elde edeceği gelir maliyetini kısa sürede çıkaracağı gibi kalıcı gelir kaynağı da olacaktır. Yerini hayat alanları açıyoruz. Kanal İstanbul’un Montrö sözleşmesiyle de herhangi bir alakası yoktur. Tamamen Türkiye’nin bir su yolu olarak faaliyet gösterecek ve işletilecektir. İstanbul bu proje ile çok daha fazla kıymetlenecektir.

İmamoğlu’na: Senin böyle bir yetkin yok, yetki İBB Meclisi’ne aittir

“İnanın bunların İstanbul sevdası diye bir dertleri yok. Ve nasıl olduysa İstanbul’da bir Büyükşehir belediye başkanlığını aldılar ama İstanbul seçimini Ak Parti kazandı çünkü meclis kahir ekseriyetiyle Cumhur İttifakı’nda bunu iyi anlamamız lazım. Çıkmış İstanbul’a böyle bir kanal gereksiz diyor. Bunun kararını verme yetkisi sana ait değil. Biz bunun kararını verdik. Senin böyle bir yetkin yok, bu İBB Meclisi’ne aittir. Adımlarımızı attık atıyoruz, yola kararlı bir şekilde devam ediyoruz. Biz bu işi yapacağız. Kurumların görevi, devletin adlığı karara uygun şekilde kendi sorumluluk alanlarında üzerlerine düşeni yapmaktır. Görevini ihmal eden hesabını millete ve hukuka muhakkak verecektir.”

“Bize verilmiş sözler vardı. Terör örgütlerinin sınır hattı boyunca 32 km derinliğinin dışına çıkarılması taahhütlerinin yerine getirilmediğini görüyoruz. Türkiye olarak bölgede inşa etmeyi planladığımız yerleşim alanlarına başlayabilmemiz için güvenliği ve huzuru sağlamamız gerekiyor. Buy doğrultuda gereken her adımı atmaya kararlıyız. İdlib tarafındaki durum ise çok daha endişe vericidir. Bölgede kalıcı bir ateşkes mümkün kılınamıyor. Bu saldırılardan kaçan 100 bine yakın kişi sınırımıza doğu harekete geçti.”

“CHP’li bir milletvekili Meclis’e bir soru önergesi verip bir kova bile petrol çıkmadı diyerek kin kustu. Halbuki bu çalışmaların sabırla yürütülmesi gerekiyor. Bu tür aramalarda 1, 2, 3, 4, 5 sondajla petrol çıkar mı çıkmaz mı. Bunları bir araştırın. Bunların zaman zaman hiç çıkmadığı da oluyor mu bunları bir soruşturun. Bunlar yeter ki lekeleyelim diyor.”

“Ana muhalefetin bu tavrı Yunan medyasına bolca malzeme verdi. Türkiye’de her şeyin yerli ve millisini yaptık sadece ana muhalefet konusunda bunu başaramadık. İnşallah milletimizle birlikte bunu da başaracağız. Türkiye’nin tabii bir medeniyet ve tarih havzası bulunuyor. Akdeniz ve Kuzey Afrika en önemli parçalarından biridir. Dolayısıyla Libya’daki her gelişme bizi çok yakından ilgilendiriyor.”

Libya açıklaması

“Libya’da da ülkemizle yakın bağları olan milyonlarca kişi bulunuyor. Şu andaki cumhurbaşkanı bile yine akrabalarının burada olduğu bir cumhurbaşkanı. Dün onları anlattı. Tarihçesini anlattı. Şu anda dedemden torunla hâlâ İstanbul’da yaşıyorlar dedi. Aradaki bağların ne denli sıkı olduğu ortada. Yaşadıkları sıkıntıları biz yakından takip ediyoruz. Darbeci general tarafından başlatılan saldırılara en başından beri karşı çıktık. Trablus yönetimine her türlü desteği verdik, veriyoruz ve vereceğiz.

Üstelik Libya bizim deniz yetki alanlarımızın çakışması sebebiyle denizden de komşumuzdur. Onlarla çok yönlü ilişkilere sahibiz. Kaddafi’nin döneminde ede bu adımları atmıştık. Bun işin mazisi oralara kadar dayanıyor. Çok daha kararlı ve içi dolu bir anlaşmayı izmalamak üzereydik. Şimdi ise meydanı boş buldular esip savuruyorlar. Ne yaparsanız yapın ya biz imzaları attık, bu işi bitirdik. İçini daha da dolduruyoruz ama soruyorlar, asker gönderecek misiniz? Bizim siyasi partilerimizin içinde de bunu söyleyenler var. Biz de ne diyoruz, davet edildiğimiz yere gideriz, şuanda da böyle bir davet olduğu üzere icabet ederiz. Çünkü bizim kardeşlik bağlarımız çok farklı.

Türkiye ve Libya tarafında onay süreçleri tamamlanan bu mutabakat resmen yürürlüğe girmiştir. Hazırlanan deniz yetki alanlarıyla ilgili haritamızı BM nezdinde de kayda geçirdik. Amacımız Akdeniz’de kimsenin hakkını gasp etmek değil tam aksine hakkımızın gasp edilmesine engel olmaktır. Çünkü biz bu adımı atmamış olsaydık Akdeniz’de Türkiye’yi kendi kara sahillerine hapsedilecek bir oyun planlanıyordu. Biz bu oyunlara seyirci kalamazdık. İnşallah Meclis açılır açılmaz asker gönderme tezkeresini Meclis’e sunacağız.

Meclis’imizin de onaylamasıyla Libya’daki meşru yönetime çok daha etkin bir şekilde detsek verme imkanına kavuşacağız. Darbeci generale, paralı askere kadar her türlü desteği sağlayanlar ülkemizin bu adımına karşı çıkıyor. Rusya. Neymiş güvenlik güçleriymiş. Sudan. 5 bin. Bütün bunlar oluyor. Resmi yönetim mi bunlara davetiye çıkarıyor? Hayır. Yaptık oldu diyor. Türkiye ise mutabakat metni imzalamış, ve askeri anlaşmayı yapıyoruz. Bu görüşmeler bunun için yapılıyor. Bütün bunlar bir savaş baronuna yardım ediyor biz ülkenin meşru hükûmetinin davetine icabet ediyoruz. Gerçi bunlar Mısır’da da darbeciyi desteklemişlerdi. İnşallah Libya’da aynı ilkesizliği, aynı demokrasi ve hukuk düşmanlığını tekrarlanmalarına izin vermeyeceğiz.”

“Tunus’un Berlin sürecine katılması konusuna ısrar ediyoruz” 

“Türkiye olarak Tunus’un Cezayir ve Katar ile birlikte Berlin sürecine katılması konusuna ısrar ediyoruz, Bunu Putin, Johnson ve Merkel ile paylaştım. Bu ülkelerin katılması Libya’nın sosyo-politik açısından çok önemli. Merkel ‘Bir değerlendireyim’ dedi, Johnson ve Putin’in aynen bizim gibi düşündüğünü gördük.”

“Bölge liderlerini  bir araya getirerek siyasi çözümü destekleme gayretini de olumlu buluyoruz. Bu konuda da her türlü desteği vereceğimizi Sayın Said’e ifade ettik.”

İstanbul Havalimanı

“Büyük devletlerin alameti farikalarından biri de binlerce yıl ayakta kalacağı şekilde inşa edip insanlığa kazandırdığı büyük eserlerdir. Türkiye mirasçısı olduğu medeniyetlerden klan eserlerle bu konuda önemli bir birikime sahiptir.

Özellikle İstanbul pırlanta niteliğinde bir  şehirdir. Biz de Büyükşehir belediye başkanlığımızdan başlatırsak 25 yıldır yaptıklarımızla hep yeni eserler kazandırmanın peşinde olduk. Geriye dönüp baktığımızda pek çok hizmeti ülkemize kazandırdığımızı görüyoruz. Bunun son örneklerinden biri İstanbul Havalimanı’dır.

Şu ana kadar 50 milyonun üzerinde yolcuya en üst standartlarla hizmet verdi. 50 milyonuncu yolcuyu bize uğurlamak nasip oldu. Aile olarak Amerika’ya yolcu ettiğimiz kardeşlerimizi THY tarafından verilen hediyeleri takdim ettik. Birinci etabın kapasitesine kısa sürede ulaşacağımız anlaşılıyor. Bu durum bize 150 milyonluk ikinci kapasite için hazırlıklarımızı hızlandırmamızı işaret ediyor. Türkiye’ye küçük davranmak yakışmaz. ”

Kanal İstanbul’da neredeyse bir Arap kantonu kuruluyor!