Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a da güvenmemek lazım!

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, ilk gördüğünüzde kibar, naif ve beyefendi bir adam. İnsanlarla diyalogu güzel olan ve yapıcı yönü güçlüymüş gibi görünen bir portföyü olduğunu söyleyebiliriz. Ancak siyaseten güven duyduğumu söyleyemem…

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da güvenmemek lazım!

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a da güvenmeyin!

İnsanlarla diyalogu güzel olan ve yapıcı yönü güçlüymüş gibi görünen bir portföyü olduğunu söyleyebiliriz. Olması da doğal, çünkü psikoloji alanında uzmanlık yapmış akademisyen biri…

İlk, Milli Eğitim Bakanı olarak atandığında Milli Eğitim’de öğretmenlik yapan büyüklerimle konuşmuştuk. Sordum kendilerine ‘ne düşünüyorsunuz yeni bakan hakkında’ diye.

“Biz ümitliyiz. Bu güne kadar olmayacak isimleri getirdiler MEB’in başına. İşi ehline vermediler. Ancak yeni bakan, eğitimci ve bu işi iyi yapacak birisi. Eğitimde güzel şeyler olacak diye düşünüyoruz” dediler.

Sonra bana sordular ‘sen ne düşünüyorsun’ diye.

“Ben sizin kadar ümitli değilim. Eğitimde de çok değişen bir şey olmayacak. Siyasetin güdümünden çıkamaz. AKP ideolojisine uygun hareket etmek zorunda. Aksi taktirde siyaseten ipi çekilir” demiştim.

Gördüğüm kadarıyla da pek de haksız oldum sayılmaz. Zaten daha sonra bana da hak verdi bu kişiler…

Gündemi takip ediyorsanız eğer, laik eğitim sistemine aykırı ne var ise bu dönemde yani AKP döneminde güçlü şekilde uygulandığını görüyoruz.

Ziya Selçuk da maalesef buna engel olamıyor. Bilindiği üzere, FETÖ devlet kadrolarından ayıklanmaya başladıktan sonra devreye Menzil grubu sokuldu. Nakşi tarikatının devletle iç içe olduğunu görebiliyoruz.

MEB, Nakşi lideri Nurettin Coşan‘ın kurduğu şirket ve derneklere okullarda etkinlik izni verdiği ortaya çıktı. Ziya Selçuk’un başında olduğu MEB’de “Hakyolcular” olarak bilinen kolu İskenderpaşa Cemaati ile kol kola olduğunu söyleyebiliriz.

Bu grup aynı zamanda Adalet ve Sağlık Bakanlıklarında da güç kazanmıştır. Buna imkan sunan kimdir peki?

Devletin başında bulunan AKP iktidarının ta kendisidir. Ziya Selçuk belki iyi niyetli olabilir, ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; kendisi bunu görüp buna izin veriyor yahut da kendisi bakanlıkta pasifize edilmiş ve bürokratlar tarafından yönetilen bir eğitim sistemi var. Her ne olursa olsun, Selçuk’un eğitimde siyasallaşmanın önüne geçemediğini görebiliyoruz.

Son zamanlarda devlet, tarikat ve cemaat vakıflarıyla iç içe geçmiş bir haldedir. Bu yüzden özellikle Din Kültürü derslerine çok dikkat edin. Eğer bir erkek çocuğu “Halamın elini tutamam. Günah!” diyorsa o ülkede laik eğitim sistemi zedelenmiş demektir.

Dikkat edin ve çocuklarınızı Menzil gibi, Nakşibendi veya başka tarikat, cemaat gruplarına kaptırmayın!..

MEB, Nakşibendi ile protokol imzaladı: Çocuklara camide hediyeli ve puanlı din eğitimi

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…