Galataport inşaatı Nusretiye Cami silüetini yok etti!

İstanbul’un kıyı şeridinde devam eden Galataport inşaatı, İstanbul silüetini tehdit ediyor! Uzun süredir devam eden ve son günlerde yükselmeye başlayan inşaat sahilden görülebilen Nusretiye Camii’nin görünümünü yok ederken bölgenin silüetini de değiştiriyor.

galataport nusretiye

Galataport inşaatı Nusretiye Cami silüetini yok etti!

İstanbul Karaköy’de devam eden Galataport inşaatı yükselmeye devam ediyor.


İnşaatın yükselmesiyle birlikte bölgenin silüeti de kayboluyor.

Tophane, Fındıklı mevkisinde inşaatı devam eden Galataport uzantılarıyla birlikte sahil boyunca İstanbul’a yeni bir görüntü kazandırıyor.

Bölgede yer alan ve mimarisiyle büyük beğeni toplayan Nusretiye Camii de inşaatın gölgesinde kayboluyor.

Galataport inşaatının devam eden son görüntüsü:

galataport

Nusretiye Cami (Tophane Camii)

nusretiye cami

Nusretiye Camii, İstanbul’un Tophane semtinde bulunan 19. yüzyılda inşa edilmiş selatin camidir. Halk arasında daha çok “Tophane Camii” olarak anılıyor.

1823’teki Firuzağa yangınında yanmış olan “Arabacılar Kışlası Camii”nin yerinde II. Mahmut tarafından yaptırılan ve “Nusretiye” adı verilen camii, 1826’da ibadete açıldı.

Mimarı Krikor Balyan’dır. Yapı, tarihi İstanbul’un sınırları dışında inşa edilmiş en büyük camilerden birisidir.


Yapıldığı yıllarda İstanbul’da etkin olan ampir ve barok üslup etkisindeki caminin sebil, muvakkithane ve şadırvanı da Tophane’yi süsler.

Kısa tarihçesi

tophane cami

18. yüzyılın sonlarında Tophane yakınlarında Sultan III. Selim’in yaptırdığı “Arabacılar Kışlası Camisi” bulunmaktaydı. Ahşap cami, 24 Şubat 1823’teki Firuzağa yangınında yanıp kül oldu. Sultan II. Mahmut 1823’te yanan caminin yerine yeni bir caminin inşaatını başlattı. Yeni bir askeri teşkilat kurmakta olan II. Mahmut, caminin yapımını askeri binalarla birlikte başlamıştı. Bu nedenle vakıf binalarla değil, top dökümhanesinin önüne inşa edilen çeşitli askeri yapılarla çevrilendi. Vakıf yapıları yerine etrafındaki Tophane-i Amire ve Tophane Kışlası ile bir bir bütünlük gösteren camii, bu özelliği ile eski külliyelerden ayrılır. Caminin adının yangın yerindekilere yapılan yardımlardan ötürü “Nusretiye” olduğu düşünülür.

Caminin mimarlığını Osmanlı’ya sonradan saraylar, köşkler inşa edecek Balyan ailesinin ilk kuşağından Meremetçi Bali Kalfa’nın oğlu Krikor Amira Balyan üstlenmişti.

İnşaat üç yıl sürdü ve 8 Nisan 1826’da Sultan II. Mahmut, saltanat kayığı ile Tophane İskelesi’ne çıkıp yere serilmiş değerli kumaşların üzerinde at sırtında ilerleyerek camiye gelerek, açılışı yaptı.

Açılış töreninde topçu birliklerini selamlayıp yeniçerileri selamlamadığı görülen II. Mahmut’un birkaç ay sonra yeniçeri ocağını kaldırması üzerine yeniçerilere karşı kazandığı zaferin anısına camiye “Nusretiye” denilmeye başlandığı da söylenir.

Caminin açılışı nedeniyle bir madalya yaptırılmıştır. Madalyanın ön yüzünde tuğra, ay içinde Nişanı İftihar, arka yüzünde Camii Nusret, 1247 yazısı bulunmaktadır.

tophane camisi

“Barok” üslubun kapanış “Ampir” üslubun başlangıç yapısı olarak değerlendirilen Nusretiye Camisi’nde yapılan kapsamlı restorasyon çalışmalarında, yapı genelinde yapılan araştırma raspaları neticesinde en nitelikli olan kalem işi tezyinatlara harim bölümünde rastlandı.


Üç kat olarak yapılan araştırma raspaları sonucu ortaya çıkarılan ve cami ile yaşıt olan 1826 yılı kalem işlerinin yüzde 70 kadarına sağlam olarak ulaşıldı.

Galata Kulesi’nin içinden skandal görüntüler


Editor
Haber Merkezi ▪ İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. Amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İndigo Dergisi herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik hiçbir oluşumun parçası değildir.