Yurt dışı izlenimleri – Bölüm 3: Evcil hayvan ve çiçek sahipleri ne yaşar?

Yurt dışına taşınma süreci 3. Bölüm: Yurt dışına giden evcil hayvan ve çiçek sahipleri ne yaşar?

yurt dışı evcil hayvan

Yurt dışı izlenimleri – Bölüm 3: Evcil hayvan ve çiçek sahipleri ne yaşar?

Daha önceki yazımda yurt dışına taşınmaya kararı verme sürecinden bahsetmiştim. Şimdi gelelim hazırlıklara…

Buraya gelenlerle konuştuğumda hemen hemen herkesin, yerleşmenin öncesinde bir kez yerleşeceği yere ziyaretleri olduğunu duydum. Bazıları birkaç kez gelip o ülkenin en yaşanılır bölgesini keşfedip öyle seçim yapmışlar. Biz ise sadece orada yaşayan bir arkadaşımızla konuştuk, izlenimlerini öğrendik, sorularımızı sorduk. İnternetten araştırma yaptık ve tek seferde  bir yıllığına buraya geldik. Ama siz böyle yapmayın, bir bilinmezlik denizine giriyorsun ki, nerden başlayacağını bilemiyorsun. O yüzden ‘gelin görün; hatta bir süre yaşayın, sonra seçiminizi yapın’ derim.

“Bu süreçte en zor ne?”

Yurt dışına taşınma sürecinin en zorunu bilemiyorum, tek bir cevap veremiyorum. Zor zordur; en zoru diye bir şey yok. Yıllarca biriktirdiğim, emek harcadığım dostlarımı geride bırakmak zordu. Aile büyüklerinden, özellikle annemden, kardeşlerimden ayrılmak acı vericiydi. Kırk küsur yıl hiç ayrılmadığımız için, bunu tasavvur etmek bile beni endişelendiriyordu. Sonra eşyalarını, kıyafetlerini, kullandığın özel malzemeleri geride bırakmak…çok zor. Ben çoğunu dağıttım.

Çiçeklerimi verirken içim cız etti mesela, 35 saksıyı 15 kişiye dağıttım. Onların benim için manevi değeri çok büyüktür, bazısı evliliğimle yaşıttır. Bazısı ise hediye gelmiştir, ya da ben bir saptan tutturmuşumdur. Her birinde emeğim ve çabam vardır. Saksılarını her yıl değiştirir, topraklarını yeniler, gübrelerini koyar, vitaminlerini verir, ayda bir de duş yaptırırdım. Bayağı mesai harcardım onlar için, nerdeyse aileden birey gibiydiler, konuşurdum da onlarla, dertleşirdim de…  Çiçeklerimi verdiğim kişiler arada fotoğraf atıyor, büyüdüklerini görmek ve iyi olduklarını bilmek içime su serpiyor.

Evcil hayvan olan kediyi bırakmak çok sancılı

Hele ona bir ev bulmak için verdiğim çaba, endişeden dolayı uykusuz geçen geceler, hayli fazlaydı. Yanımızda götürmeyi düşündük ama biraz araştırınca bu fikrimizden vazgeçtik. Birincisi; birçok ev sahibinin ev hayvanına izin vermediğini gördük. İzin verilen evler ise genelde, ‘townhouse’lar ve onların da kirası epeyce yüksek. Zaten paramızın değeri çok düşük, kiralık evler çok pahalı, bir de üzerine daha da pahalı bir ev tutmak…bizim bütçemizi aşacaktı.

Bir de ülkeye giriş yaparken, kediyi 15 gün karantinaya aldıklarını ve bu on beş gün geçtikten sonra sana geri verdiklerini okuduk. Toronto’daki barınakta 15 gün bir kafeste onu tek başına bırakmaya cesaret edemedik. Özgürlüğüne çok düşkün olan kedimizin travma yaşamasını istemedik.

Biz kedimizi sokaktan aldık, Türkiye deki birçok sokak kedisi gibi bizim kedinin de hep bir gözü dışardadır. Camdan bakar bütün gün, balkonda durur, kapı açılınca hep kaçar. Özgür ruhtur sokak kedileri. Bizimki de, o kafeste 15 gün kalsa kendini jiletler yeminle. Neyse, onu getirmek istemeyişimizin üçüncü nedeni ise, uçak yolculuğunun çok uzun olmasıydı (16 saat yaklaşık). Bizimki veterinere giderken küçük çaplı bir şok yaşarken bunca yol, dar alanda, çok sıkıntı çeker. Üstelik ‘minnacık kafeste saatlerce yemez- içmez, hayvan susuz kalır, metabolizması rahatsızlanır’ diye düşündük.

Uzun lafın kısası, ona çok iyi bir aile bulduk ve geride bıraktık.

Bunu yapacaksanız, ev hayvanınızı 15-20 gün önceden bırakın. Çünkü yeni sahibinin soruları olabilir ya da adaptasyon ile ilgili süreçte bazı zorluklar yaşayabilir. Bu süreçte onunla birlikte aynı şehirde olmak çok önemli. Hem gözünüzün de önünde olur arada ziyaret edebilir ya da kontrol edebilirsiniz.

Taşınma sürecinde kedinin varlığının olmayışı bizim işimize geldi. Özellikle taşınırken, kaçmasından ya da ayak altında ezilmesinden kurtardık. 20 gün boyunca taşınma, satışlar, evraklar, vizeler, banka, okul, iş, vedalaşmalar… derken çok fazla onun yokluğunu anlamadık. Zaten evde fazla durmuyorduk ve eve gelince de ya bavul ya da koli yapıyorduk. O yoğun tempoda onun eksikliğini çok hissetmedik.

Ta ki Kanada’ya gelip, kendi evimizi tuttuğumuzda acı gerçekle yüzleşiverdik. Sanki her an bir kapıdan, koltuk altından çıkacakmış gibi geliyordu. Evdeki köşeleri ihtiyatla dönüyorduk hala, üstüne basmamak için ya da saldırısını bertaraf etmek için. (Saklanıp, kuytuda bekleyip, saldırma huyu vardı bizimkinin). Kedinin varlığına çok alıştığımız için, ilk başlarda epey üzüldük ve hasretini çektik. Şimdi iyiyiz, burnumuzda tütüyor hala, ama teknoloji sayesinde her hafta fotoğraflarını videolarını görüyor; hatta görüntülü arama sayesinde sesini de duyuyoruz.

Eğer ev hayvanınızı yurt dışına yanınızda götürmek istiyorsanız?

Yurtdışına götürmek ile ilgili prosedürü takip etmeniz gerek. Tüm aşıların yapılmış olması, pasaportunun olması, havayolunun önerdiği taşıma kabına sahip olmanız, kedinizin kilosu (rejim?), sağlık durumu…vb. birçok yapmanız gereken eylem var. Uçak biletini önceden almanız, evcil hayvanınız için uçakta rezervasyon yaptırmanız ve nerede uçacağını öğrenmeniz ve parasını ödemeniz (100 dolar?) gerekli.

Ayrıca uçağa binmeden önce yemek verip-vermemeniz, alerjisinin olup-olmadığı… gibi birçok detayı öğrenmeniz de lazım. Karantina süresi, karantinayı nerede kalacağı …gibi konuları bilmek de faydalı olacaktır. Uzun bir araştırma ve çalışma gerektiren bir süreç, ancak çocuklar için tüm aile hep birlikte gitmek çok da yararlı.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere; kalın sağlıcakla…

Yurt dışı izlenimleri – Bölüm 1

İstanbul doğumlu... İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü mezunu olup, Maltepe üniversitesinde İnsan Bilimleri ve Psikoloji alanında yüksek lisans yaptı. İnsan Psikoloji konusunda Doktora programına başladı, 22 yıllık öğretmenlikten sonra emekli oldu. Kadıköy Halk Eğitimde "Eğiticinin Eğitimi" öğretmeni olarak çalıştı ve T.C Medeniyet Üniversitesinde "Liderlik" ve "Sosyal Hayatta iletişim" derslerini verdi. Aynı zamanda ICF Profesyonel Koçu olan ve Eğitim Danışmanlığı yapan yazarımız şu anda Kanada da online bireysel koçluk ve eğitim koçluğu seansları yapmaktadır. 20 yıldır pek çok özel ve kamu kuruluşuna kişisel gelişim ile ilgili seminer, konferans ve eğitimler vermektedir. Youtube'ta 'HEmDEm Pazartesi sohbetleri' adı altında birçok videosu bulunan yazarımızın, pazartesileri gelenekleşen sohbetlerini İnstagram hesabından yapmaya devam etmektedir.