Rukeli: Nazi Almanyası’nda bir Çingene boksör

Nazi zulmü altında kazansa da kaybetmeye mahkum edilen çingene boksör Johann Rukeli Trollmann’ın hikayesi…

boksör rukeli kimdir

Rukeli: Nazi Almanyası’nda bir Çingene boksör

Johann Wilhelm Trollmann, 27 Aralık 1907 tarihinde Almanya’nın Hannover şehrinde dünyaya geldi. Sinti kökenli kalabalık bir ailenin mensubuydu.

Hızlı fiziksel gelişimi, onu daha çocuk yaşlarda dönemin en popüler sporları arasında yer alan boks yapmaya itti. Lakabı, Roman dilinde iyi yetişmiş ağaç anlamına gelen Rukeli oldu.

Güçlü fiziğinin dışında onu diğer boksörlerden ayıran bir özelliği de hareketli bacaklarıydı. Boks sırasında adeta dans ediyor ve rakiplerini şaşkına çevirip gafil avlıyordu.

Orta siklette önüne geleni deviren ve karşısına çıkan şampiyonaları teker teker kazanan Rukeli, Olimpiyatlara gitmesinin önü mantıksız gerekçelerle tıkanınca kökeni nedeniyle dışlandığını farkını vardı.

Profesyonellik ve Çingene Yasası

Artık onun için tek çıkar yol, profesyonel olmaktı. Profesyonel olduktan sonra kendine has dövüş stiliyle ününe ün katmaya devam etti. Çingene diye anılmaya başlandı.

1926 yılında çıkarılan Çingene Yasası nedeniyle ayrıştırılan ve aşağılanan Roman kökenli halklar için esas cehennem günleri başlamak üzereydi. Çünkü Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi iktidara gelmişti.

Irkçılık dozajının her geçen gün artmasının spora da yansımaları oldu. Rukeli gibi üstün bir boksörün, saf Alman boksörleri ringde perişan etmesine göz yumulamazdı.

Adolf Witt’le yaptığı ve yetkililerin tüm durdurma çabalarına karşın galibiyetiyle tamamlanan maç, bardağı taşıran son damla oldu.

Önce şampiyonluğu elinden alındı. Sonra da acımasız tehditlere maruz bırakıldı. Kendinden üst siklette olan Gustav Eder’le dövüşe çıkması ve maçı kaybetmesi istendi. Kısıtlayıcı kurallarla ringde hareket etmeden sadece savunma yapabildiği maçı, 5. rauntta kaybetti.

Nazi Zulmünün Yok Ettiği Bir Hayat

Rukeli öldürüldüğünde sadece 35 yaşındaydı.

Nazi zulmü, spor kariyerinin yanı sıra özel hayatını da mahvetti. Evlendikten kısa süre kararlaştırılan Nürnberg Yasaları nedeniyle Alman eşi Olga’nın hayatı da risk altına girmişti. Üstelik kızları da dünyaya gelmek üzereydi.

1937 yılında anlaşmalı şekilde boşandıktan sonra eşini ve kızını İngiltere’ye kaçırmayı başardı. Çingene olduğu için tutuklanan, orduya alınıp birçok cepheye gönderilen ve hatta görev sırasında vurularak yaralanan Rukeli’nin işkence dolu yaşamının en karanlık günleri henüz başlamamıştı.

trollmann rukeli

1942 yılından aralarında Rukeli’nin de bulunduğu Roman kökenliler tutuklandı ve çalışma kamplarına götürüldü. Yaptığı insanlık dışı işkenceler nedeniyle 1947 yılında bir savaş suçlusu olarak idam edilecek üst düzey kamp sorumlusu Albert Lütkemeyer, Rukeli’yi görür görmez tanıdı. Çünkü sivil hayattayken bir boks hakemiydi.

Üstün ırk propagandası yapmak için Rukeli’yi aslen boksör olan Nazi Subayı Emil Cornelius’la ringe çıkartmaya karar verdi. Maç günü gelene kadar fiziksel olarak yıpratılacak Rukeli’nin maçı izleyecek mahkumlar önünde ezici bir yenilgi almasını hedefliyordu.

Ancak Lütkemeyer, bir şampiyonun yüreğinin asla hafife alınmaması gerektiğinden habersizdi. Ringte son dansını yapan Rukeli, Cornelius’u alt etmeyi başardı.

Mahkumların gözünde bir kahramana dönüşen Rukeli, kampta sırtından vurularak öldürüldü. Düzmece bir kaza raporuyla ölümünün üzeri kapatılsa da kamptan kurtulan bir mahkumun verdiği bilgilerle gerçekler gün yüzüne çıktı.

Çingene boksör Rukeli’nin hikayesi, Nazilerin yaptığı soykırımın sadece Yahudilerle sınırlı olmadığını, Nazi zulmü nedeniyle 220.000 ile 250.000 arasında Roman ve Sinti kökenli insanın öldürüldüğünün altını çizmek için değerli.

Kaynaklar:

Almanya’daki Yahudi düşmanlığının temelleri

14.03.1985 tarihinde Kadıköy'de dünyaya geldim. Kadıköy'de doğdum, Kadıköy'de büyüdüm. Yazma sevdası içime düşünce önce 2 roman yazdım, sonra da sinemaya dair yazılar yazmaya başladım. 2011'in başından beri bloğum cagrigirlangic.blogspot.com da 500'ü aşkın filme dair yazdım. Hala da devam ediyorum. Sonra metin yazarlığı yapmaya başladım ve yazarlık mesleğim haline geldi. Yazımına devam ettiğim Türk Sinema Tarihi Ansiklopedisi, emek ve zaman isteyen bir proje. Sabırla yazımına devam ediyorum. Bir sinema yazarı olarak yazmaya başladığım, sonrasında ise deneme, gündem, kritik, yaşam ve kişisel gelişim yazıları yazmaya başladığım İndigo Dergisi ise hem beni geliştiren, hem de bir parçası olmaktan haz aldığım yer.