Güçlü başkanlık güçlü Devlet Bahçeli’yi doğurdu!

AKP, ‘başkanlık’ sistemini getirirken iktidarını daha güçlü hale getirmeyi planlıyor ve stratejisini bu noktadan yürütmeye çalışıyordu. Ancak, bugün gelinen noktaya bakıldığında başkanlık sistemi, Devlet Bahçeli’nin iktidar üzerindeki güçlü egemenliğini doğurdu!

Güçlü başkanlık güçlü Devlet Bahçeli

Güçlü başkanlık güçlü Devlet Bahçeli’yi doğurdu!

Neye benzediğini bir türlü anlayamadığımız bir sistem bu başkanlık sistemi.


Doluya koyuyorsun almıyor, boşa koyuyorsun dolmuyor. Ne Amerika’daki başkanlık sistemine benziyor ne de Fransa’daki yarı başkanlık sitemine…

Böyle bir sistemde de devleti kim yönetiyor belli olmuyor tabi. Normal şartlar altında devleti tek başına AKP yönetiyor.

Tüm bakanlıklar AKP’nin elinde olsa da, sanki tüm önemli kararlarda gizliden gizliye MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’nin sözü daha geçerli oluyor. Bahçeli bir nevi AKP’yi, MHP’ye muhtaç etti. Sistem MHP ve Bahçeli etrafında dönüyor. Oyun kurucu Bahçeli gibi duruyor.

Başkanlık ya da Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, AKP’yi tek başına iktidardayken, öngörülemeyen bir koalisyona itti.


Bugün tekrar bir parlamenter sisteme dönülse MHP ve Devlet Bahçeli’nin ülke yönetiminde söz sahibi olması bir kenara, Meclis’te dahi olması söz konusu olmayacak! MHP’nin, bugün (araştırma şirketlerine göre) tahmin edilen oy oranı %7 – 8 bandında. Bu da MHP’nin baraj altında kalması demek oluyor. Ancak bu sistem, AKP’nin, MHP’yi yanına çekmesiyle birlikte Bahçeli’yi bir nevi iktidar ortağı yaptı. AKP bir bakıma ‘azınlık hükümeti’ gibi yönetiyor ülkeyi.

Başkanlık sisteminden önce üçüncü hatta dördüncü olabilecek parti, bugün ülke yönetiminde söz sahibi oldu. Devlet Bahçeli bundan aylar önce Alaattin Çakıcı‘yı cezaevinde ziyaret etmiş ve sonrasında ‘af’ konusunu güçlü bir şekilde dillendirerek ‘denetimli serbestlik’ yasasıyla tahliye oldu.

‘Askıda ekmek’ projesini dile getirip, ülke ekonomisinin kötüye gittiğini itiraf eder gibi bir açıklamayla Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak‘ın istifa sürecine gitmesine neden oldu.

Tam ‘yargıda reform’ konuşulurken Alaattin Çakıcı’nın, Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit etmesi ve beraberinde Bahçeli’nin, Çakıcı’nın arkasında durması ‘adalet’ kavramını bir kez daha düşündürdü ve ‘yargıda reformu’ bir nevi baltalandı!

Bahçeli, burada kendine özgü bir strateji mi geliştirip ülke yönetimine ortak oldu, AKP mi Bahçeli’yi iktidara entegre etti yoksa doğal süreç mi Bahçeli’yi bu noktaya getirdi?..


AKP iktidarı, başkanlık gelirse ‘uçacak Türkiye’den bahsediyor, ‘Güçlü başkanlık güçlü Türkiye’ diyordu. Süreç bugün şunu gösteriyor ki; kabul edelim ya da etmeyelim ‘güçlü başkanlık’, AKP’nin desteği ile özgül ağırlığı olan güçlü Bahçeli’yi doğurdu!

Meral Akşener’in İyi Parti’si güç mü kazanıyor?

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…