Sen ne güzel bir şeysin Ayda!

İzmir’deki deprem bir mucizeye daha tanıklık etti. 65 saat sonra kurtulan 3 yaşındaki Elif’ten sonra, bu kez 91 saat sonra göçükten çıkarılan 4 yaşındaki Ayda…

ayda izmir depremi

Sen ne güzel bir şeysin Ayda!

4 yaşında…


O kadar güzel baktı ki, Tüm Türkiye’nin bir umudu oldu…

Ülkenin bu sıkıntılı günlerinde ümit oldu!

İzmir’e tekrar güneşi getirdi.

Tam tamına 91 saat, koskoca 3 gün 19 saat…

‘Mucize’ başlıyordu artık…

Gece saatlerinde ses gelmişti, o tonlarca beton bloklarının arasından… Çalışma makineleri durduruldu. Ses gerçekten var mıydı?

Teyit alındı ve ses duyuldu…

O noktaya doğru çalışmalar yoğunlaştırıldı ve minik bir el göründü.

Adı soruldu kendisine.

‘Ayda’ dedi.

Gözleri çok canlı bakıyordu. Boncuk boncuk…

Çok dar, sıkışık bir noktada birkaç beyaz eşyanın kendisini koruduğu görüldü. Bulunduğu noktada bir ‘yaşam üçgeni’ kurulmuştu…

Her zaman mümkün olmuyordu bu durum…

İyi misin diye sorulduğunda ‘iyiyim’ dedi.


“Bir istediğin var mı Ayda?”

“Ayran ve su” dedi.

Sanki, yeniden doğmuştu Ayda. Kolay değil, 91 saat aç, susuz ve yalnız…

Kendisi çıkarıldıktan sonra ‘anne’ diye seslendi. Anne, çünkü göçük altındaydı…

Ambulansa bindiğinde tekrar soruldu ‘bir şey istiyor musun’ diye. Ayda, ayranın yanına bir de köfte ekledi.

Sen nefes almaya devam et ve bol bol köfte ye Ayda!

Sen ne güzel bir şeysin ve sesini duymaya tanıklık etmek ne güzel bir şey!

Tanrı’ya şükrün adı oldun sen o gözlerinle, o güzel sesinle!

Herkesi duygulandırdın, ağlattın, herkesin bebeği, çocuğu oldun.

Babaannesi ve babası dışarıda Ayda’yı bekliyordu. Babaanne, hastane kapısının önünde ‘çok mutluyum’ dedi.

Maalesef ‘mucize’ dediğimiz olay burada ortaya. Çünkü, Ayda’nın annesi Fidan Gezgin göçüğün altından cansız çıkarıldı. Ayda çıkarıldıktan çok kısa bir süre sonra…

Küçük bir beden sağ çıkarken, o küçük bedeni bundan sonraki yaşamında yüreği buruk olacak.

Ayda, artık maalesef annesi olmadan yaşamına devam etmek zorunda kalacak…

Bu depremden iki umut çıkardık. Biri 65 saat sonra sağ çıkarılan, itfaiye erinin parmağına sıkıca sarılan 3 yaşındaki Elif. Diğeri ise Ayda


Ancak, Ayda maalesef Elif kadar şanslı değil! Elif ailesi ile buluştu. Onlarla bir araya gelebildi. Ayda ise, annesi Fidan Hanım’ın olmadığı bir dünyada babası ve akrabaları ile yaşamaya devam etmek zorunda kalacak!..

Prof. Naci Görür: Meydanlarda depremin konuşulduğunu gördünüz mü?


Erdal Kişioğlu
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…