Hekimler isyanda: Seyirci kalmayı bırakın! Önlem almak için ne bekliyorsunuz?

Ankara’da görevi başındayken bir hasta tarafından elinden bıçaklanan ortopedi asistanı Dr. Ertan İskender’in bir daha mesleğini yapamayabileceği ifade ediliyor. Hekimler isyanda: Seyirci kalmayı bırakın! Bir hekimin parmaklarını kesmek, ona yapılabilecek en büyük kötülüktür; işini, hayatını, canice elinden almak demektir. Yeter artık, koruyun bizi! Caydırıcı cezalar gelmeli; bıçakla, silahla hastaneye gelinememeli!

Hekimler

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir hastanın bıçaklı saldırısı sonucu elinden yaralanan ortopedi asistanı Dr. Ertan İskender’in durumu ciddiyetini koruyor. Genç hekimin, parmaklarının zarar görmesi nedeniyle bir daha ameliyat yapamayabileceği açıklandı.

Olay, önceki akşam meydana geldi. Dr. Ertan İskender, poliklinikte hasta muayene ettiği sırada bağırıp taşkınlık yapan Bayram N. Adlı hastayı uyardı. Bayram N., yanında taşıdığı bıçakla Dr. İskender’i elinden ve belinden yaraladı. Yaralı hekim acilen ameliyata alınırken Bayram B. gözaltına alındı.


Saldırı tasarlanmış

Hastane Başhekimi Prof. Dr. Rahmi Kılıç, Dr. İskender’in bir daha mesleğini yapamayabileceğini söyledi. Kılıç, “Arkadaşımız üç yıllık asistan, yeterli eğitimi almış ve ortopedi uzmanı olmaya nabzet bir kişi. Sağlık elinden, parmakları kopacak şekilde yaralandı. Bu çok acı bir şey. Arkadaşımız cerrah, sağ eli ve kullandığı parmaklar bir ortopedist için çok önemli. Bunları kullanamayacak, ameliyat yapmasını engelleyecek bir olay bu” dedi.

Saldırının önceden tasarlanmış olduğunu belirten Kılıç, “Bıçak yanındaymış. Öğlen gelmiş ve akşamı beklemiş, tasarlanmış bir olay. Acı olan da bu. Hastayla poliklinikte sürekli ilgileniyorlar. Hasta öğlen geliyor, akşama kadar kendisiyle ilgileniyor ama buna rağmen bu olay yaşandı. Yeterli cezanın verilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Ankara İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Gülüm de hekimin hayati tehlikesinin sürdüğünü duyurdu. Gülüm, şu açıklamayı yaptı: “10 gün kadar çok kritik bir süreç olacak. Sağ sırtındaki yaralanmadan dolayı hayati tehlikesi devam ediyor. Ciddi damarlara ve hayati organlara yakın bir bölge. Pandemi mücadelesinin en önünde olan sağlık çalışanları, hâlâ evlerine bile gidemiyor. Sağlık çalışanlarının evlerine böyle hüzünlü haberler göndermek, bütün sağlık çalışanlarının moralini bozmuş durumda. İçerideki sağlık çalışanlarımızda ciddi bir moral motivasyon düşüklüğü var. Sağlık Bakanımızla irtibat halindeyiz, bu olayların bir daha tekrarlanmamasını, son bulmasını umut ediyoruz.”
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise olayla ilgili sosyal medya paylaşımında, “Kendisiyle konuştum, durumu iyi. Saldırgan adli işlemler için polis gözetiminde. Konunun sonuna kadar takipçisi olacağım. Canımızı emanet ettiğimiz hekimlerimizin hak ve emniyeti bize emanet” ifadelerini kullandı.

Yasa yetersiz!

Saldırıya hekimler ve sağlık örgütlerinden tepki yağdı. Sağlık Bakanlığı’nı göreve çağıran Türk Tabipleri Birliği (TTB), şu açıklamayı yaptı: “Sağlıkta Şiddet Yasası, TTB’nin önerdiği maddeler dikkate alınmadan kadük bir yasa olarak çıkarıldı. Ama bu yasa bile uygulanmıyor. Yasa çıkarıldığından beri saldırılar arttı. Sağlık Bakanlığı ve tüm yetkililerin görevi, sağlıkta şiddet olaylarından sonra mesaj etmek değil, sağlıkta şiddeti önlemektir. Bizim artık hiçbir arkadaşımızı kaybetmeye tahammülümüz kalmadı.”

Ana fail: Cezasızlık

Ankara Tabip Odası’ndan yapılan açıklamada da “Artık yeter! Ülkemizdeki şiddet iklimi ve cezasızlığın tüm şiddet vakalarında ana fail olduğunu biliyoruz. Seyirci kalmayı bırakın! Önlem almak için daha neyi bekliyorsunuz?” dendi.


Yeter artık, bizi koruyun!

Hekimler, tepkilerini sosyal medyada da dile getirdi. Paylaşımlardan bazıları şöyle:


• “Ben artık hiçbir öğrencime yurtdışına gitmeyin diyemem.”

• “Biz bu haberle başladık sabah güne. Moralsiz, dehşetle! Şimdi biz arkamızdan geleceklere nasıl umut verelim?!”

• “Can güvenliğimizin olmadığı bir ortamda çalışmak istemiyorum.”

• “Bir hekimin parmaklarını kesmek, ona yapılabilecek en büyük kötülüktür; işini, hayatını, canice elinden almak demektir. Yeter artık, koruyun bizi! Caydırıcı cezalar gelmeli; bıçakla, silahla hastaneye gelinememeli!”

• “Her gün eksiliyoruz. Her gün bu mesleğe, geleceğimize olan inancımızı yitiriyoruz. Planlanan sağlıkta dönüşüm bu muydu? Uykusuz geçen 36 saatlik nöbetler, ödenmeyen maaşlar, her gün karşılaşılan sözlü ve fiziksel şiddet…”

• “Ne asistanlık yapmak istiyorum ne uzmanlık ne de ömrümün sonuna kadar bu mesleği… Nihayetinde canımı sokakta bulmadım. Öfkesine yenilmiş bir caniye kurban gitmek istemem, üstelik beni koruyacak bir sistemin olmadığını bile bile.”


• “Bu şiddet ikliminde yaşamaktan, ayakta kalmaya çalışmaktan, iyi ve güzel olanı aramaktan yorgun düştüm.”

Osmaniye’de gazetecinin evine polis baskını: Belediyedeki usulsüzlükleri haber yaptığım için!