Yaşasın 1 Mayıs!

Ve bir bir patladı silahlar… Ve insanlar birbirini ezerek ölümden kaçtılar. 1 Mayıs 2 Mayıs’a devrederken günü, geride yitip giden 34 can kaldı. Suçlu bulunamadı denildi. Mahkemeler sonuç vermedi. Ardından suçlu 1 Mayıs oldu! Taksim oldu! Kapadılar Taksim’i, lanetlediler 1 Mayıs’ı!

1 mayıs

Bugün 1 Mayıs! 2 senedir “pandemi(!)” koşullarından dolayı, 1 Mayıs’ta kapalıyız.  Pandemi olmasa ne olurdu? Kazancı Yokuşu‘nda anma yapılmasına izin verilir miydi? Ya da yer gök işçi sesiyle inler miydi? Yoksa devasa parti mitinglerinde hiç sorun çıkmayacak şekilde alınan önlemler 1 Mayıs’ta alınamayacağı için yine sakıncalı görünür yine güvenlik gerekçesiyle yasaklanır mıydı? Cevabı hepimiz biliyoruz ki yine yasak olacaktı yine kapanacaktı. Taksim kapalı, işçiler iş başında olmaya devam edecekti! İşçi Bayramı, işçiye yasak kamuya tatil olacaktı! Gerçi işçinin de bayram yapacak hali yok ya o da ayrı?

Mesela hangi işçi bayram yapsın?

Pandemide güvensizce çalıştırılan işçi mi mesela? Yoksa “ücretsiz izin”, “yıllık izin” gaspıyla evde oturtulan işçi mi? Hangisi yapsın? Sakın ha bu dönemin herkese zorluğundan bir virüsün herkesi aynı gemiye koyduğundan bahsetmeyin. Gerçekten inanıyor musunuz aynı gemide olduğumuza? Ölümün bile eşit olmadığı hayatta nasıl hepimiz aynı gemide oluruz? Ölüm demişken mesela bu dönem can kurtarıcımız olan motorlu kuryeler hangi koşullarda çalışıyor biliyor musunuz? Bu dönemde kaç tane motorlu kurye öldü haberiniz var mı? Hani Zonguldak’ta bir işçi diyordu ya “Aşağıda ölüm var, yukarıda açlık” diye. Kuryelerinde hesabı öyle! Zamanında gitmezse açlık var giderse ölüm! 19 Aralık 2020′ de yapılan haber şu şekilde:

“…Günde yaklaşık 14 saat çalıştıklarını vurgulayan Adana Motosikletli Kuryeler Derneği Başkanı Yalçın Parmak, martta pandemi sürecinin başlamasından itibaren yoğunluktan ve yorgunluktan dolayı 160’tan fazla motosikletli kuryenin çalışırken kaza sonucu hayatını kaybettiğini söyledi.”

19 Aralık 2020 160’dan fazla ölüm ve bugün tarih 1 Mayıs 2021… Aradaki kayıp veriyi siz tahmin edin ama unutmayın o veriler, istatistikler aslında bir can! Birinin canı diğerinin eşi, arkadaşı, kardeşi… Şimdi hangi gemi bizi alır? Aldıysa eğer neden bir yerde insanlar hastalanınca sadece ölmekten korkarken diğer yanda hastalanırsa maaşının kesileceğinden korkar? Dahası eleman çıkartmak yasak denilse de kılıfına uydurulup ya da mobingle işsiz kalacağından korkar? Neden 5 yıldızlı otellerde restoranlar açıkken minnacık dükkanlar kapanır? Neden milletin vekilinin maaşı hiçbir koşulda kesilmezken emekçi öğretmenin dersine öğrenci girmediği için maaşı kesilir?

Hatırlayın pandeminin ilk başladığı zaman 20 yaş altına sokağa çıkmak yasak denilmişti peki devamında merdiven altı işletmelerde, güvencesiz kaç bin kaç milyon 20 yaş altı hatta çocuk işçinin çalıştığından bahsedildi mi? Bizler ellerimizi günde 20-30 kez yıkayıp dezenfektan dan tahriş ederken çöpün içinden kaç kişi ekmeğini aradı? Ağırlığı ve boyu kendinden fazla olan kaç çocuk kağıt arabalarıyla sokaklarda dolaştı? Adına beyaz yakalı, çalıştığı yer camlı olunca işçi oluğunu unutan kaç kişi mobbingin zirvesinde çalıştırıldı? Kaç sanatçı, müzisyen işsiz kaldı? Onların kaçı intihar etti?

Bugün 1 Mayıs sadece alanlar değil her yer yasak! Her yer dediysem tabi ki çalışıyorsanız yasak yok! Denetimlere yakalanmadan işinizi götürebiliyorsanız yasak yok! Onun dışında tam kapanmadayız! Emekçilerin bir kısmına sen tam kapanma çalış dediler bir kısmına sen kapan dediler. Kapanmayan benim canım daha mı az kıymetli diye soruyor, kapanan sıfır destekle kirasını, giderlerini, ekmek parasını nereden bulacağım diye düşünüyor. İşin içine para girince biz minnacık şişme botlarda kaldık. Ölümü gösterdiler bize. Ardından da şükret dediler. “Çok şükür sıtmayım” diye! Velhasıl işçinin hayatı eve bile sığamadı.

Bugün 1 Mayıs üzerimizde ağır bir bulut, yorgunuz hepimiz! Mutsuzuz ama asla umutsuz değil! Çünkü inanıyoruz bir gün emeğin yumruğu sermayenin zincirlerini kıracak!

Yitip giden canların anısına saygıyla…
Yaşasın 1 Mayıs!

1 Mayıs: Türkiye işçi sınıfına selam!

Elif Aver; 1987 yılında İstanbul'da doğdu. Cumhuriyet Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği bölümünden 2010 yılında mezun oldu. Özel sektörde mesleğini yapmakta, ayrıca TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi yönetim kurulu üyesi. Yazmak, çizmek ve okumak çocukluğundan beri en büyük tutkusu. Ondan sebep söz yitene kalem bitene kadar yazanlardan.