Yankılarıyla Kulüp dizisi

Kulüp, O3 Medya imzalı, ilk bölümü 5 Kasım 2021 tarihinde yayımlanan, yönetmen koltuğuna Seren Yüce ve Zeynep Günay Tan’ın oturduğu, senaryosunu Aysin Akbulut, Rana Denizer ve Necati Şahin’ın kaleme aldığı, dram türündeki Netflix’in Türk orijinal dizisi. Eski İstanbul’un İstiklal Caddesi, Beyoğlu, Pera’sında çekilen bu dizi orijinal bir hikayeden geliyor.

Kulüp dizisi

Karakterlerin her biri ince ince işlenmiş olan bu dizinin henüz ilk 6 bölümü yayınlanmış olsa da şimdiden çok ses getirdi ve daha da getireceğe benziyor. Özellikle dizide Unesco’nun tehlike altındaki diller arasında gösterdiği ve kökenleri İspanya’ya uzanan Sefarad Yahudilerinin 500 yıldan uzun süredir konuştukları Ladino dilinin kullanılması, Yahudilerin tipleme olarak değil gerçek bir hikayeye konu edilmesi dikkat çekti.

Hikaye sahibi ve dizinin senaryo ekibinden olan Rana Denizer’in annesi Aysel ve babası İsmet’in hikayesini konu alan ve içinde kurgular da barındıran bu çalışma, izleyen her kesimde geniş yankı uyandırdı. O dönemde yaşamış gayrimüslimler ve onların aileleri için bambaşka duygular çağrıştırırken bir yandan da yaşanan acı olayları hatırlattı.


Ana karakterlerden Matilda’nın zengin bir aileye mensupken içine düştüğü durumun ödedikleri Varlık Vergisi’ni ödemedikleri iddiasıyla şikayet edilmesi nedeniyle olduğunu öğrenmek izleyiciyi oldukça üzerken aslında bir döneme de ayna tutması açısından oldukça kıymetli oldu.

Peki ya neydi bu Varlık Vergisi?

Varlık Vergisi, tam 79 yıl önce 11 Kasım 1942’de TBMM’de kabul edildi ve bir gün sonra 12 Kasım 1942’de yürürlüğe girdi. Kanunun çıkış ve uygulanması sürecinde de birçok tartışmalar yaşanmış olsa da Varlık Vergisi kanununun resmi gerekçesi, hükûmet tarafından “olağanüstü savaş koşullarının yarattığı yüksek kârlılığı vergilemek” olarak dile getirilmiş ve herhangi bir dini veya etnik grup hedef alınmamıştır.

Kanun her il ve ilçe merkezinde kimin ne kadar vergi ödeyeceğini belirleyecek servet tespit komisyonları kurulmasını, komisyon kararlarının nihai ve kati olmasını, vergi ödeme süresinin 15 gün olmasını, 15 gün içinde tahakkuk eden vergiyi ödemeyenlerin mallarının haczedilerek icra yoluyla satılmasını, buna rağmen borcunu 1 ay içerisinde ödemeyen mükelleflerin bedeni kabiliyetlerine göre genel hizmetler ve belediye hizmetlerinde çalıştırılmasını öngörüyordu.


Yapılan araştırmalara göre Aralık 1942 ve Ocak 1943’te İstanbul’da gayrımüslimlere ait binlerce taşınmaz mülk el değiştirdi. El değiştiren mülkler arasında İstiklal Caddesi’ndeki yapıların büyük bir kısmı bulunuyordu. Satılan mülklerin %67 kadarı Müslüman Türkler, %30 kadarı resmi kurum ve kuruluşlar tarafından alındı.

27 Ocak ile 3 Temmuz 1943 arasında, vergilerini ödemeyen tümü gayrımüslimlerden oluşan toplam 1229 kişi çalışmak üzere Erzurum Aşkale’ye yollandı.

9-13 Eylül 1943 tarihlerinde New York Times gazetesinde Cyrus Sulzberger imzasıyla Türkiye’deki Varlık Vergisi uygulamasını eleştiren bir dizi yazı çıktı. Bu yazılardan hemen sonra 17 Eylül’de toplanan TBMM, henüz tahsil edilmemiş olan Varlık Vergisi borçlarının silinmesine karar verdi. Aralık ayının ilk günlerinde Aşkale ve Sivrihisar sürgünleri yaklaşık on aylık esaretten sonra evlerine gönderildi. İkinci Dünya Savaşı’nın olduğu bu dönemde Türkiye kritik atmosferden etkilenmek istemedi.

15 Mart 1944 tarih ve 4530 sayılı “Varlık Vergisi Bakayasının Terkinine Dair Kanun” ile o tarihe kadar tarh edilmiş, ancak tahsil edilememiş vergilerin silinmesiyle “Varlık Vergisi” uygulaması ortadan kalktı.


Bugün Kulüp dizisinde de izlediğimiz gibi telafisi mümkün olmayan hüzünlü hikayeler yaşandı. Devletlerin siyasi stratejileri her ne olursa olsun, vatandaşların bir arada huzur içinde yaşayacak sağ duyularını asla kaybetmemelerinin ne denli önemli olduğunu aslında diziye baktığımızda görüyoruz. İşte bu yüzden önemli olan geriye dönüp baktığımızda bu ve bunun gibi gerçek hikayelerle yüzleşebilmek, ileride tekrar aynı hatalara düşmemek olacaktır.

Netflix, 2021 ikinci çeyreğinde en çok izlenen film ve dizileri açıkladı

İstanbul doğumlu olan Hazal Mintaş, lise eğitimini İstanbul Haydarpaşa Anadolu Lisesi'nde tamamladıktan sonra lisans eğitimini Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde, yüksek lisans eğitimini ise Kadir Has Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programında tamamlamıştır. Serbest avukatlık yapan Mintaş'ın Marka Hukukunda Karıştırma Tehlikesi adında bir kitabı bulunmaktadır. Mesleki çalışmalarının dışında ise siyaset ve sivil toplum alanlarıyla ilgilenmektedir. Uzun yıllardır hak temelli çalışmalar yürüten çeşitli yerel, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında üye ve eğitmen olup, yönetim kurullarında görev almaktadır. Çalışma alanları insan hakları, gençlik hakları, gönüllü hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğidir.