Küresel Yenilenebilir ve Düşük Karbonlu Gaz Raporu

Uluslararası Gaz Birliği (IGU – International Gas Union) tarafından 2021 yılında yayınlanan Küresel Yenilenebilir ve Düşük Karbonlu Gaz Raporu (Global Renewable and Low-Carbon Gas Report), iklim değişikliği konusunda yürütülen küresel mücadele kilit bir rol oynuyor.

düşük karbonlu gaz

80’den fazla ülkede 160’tan fazla üyesi bulunan IGU, küresel gaz pazarının %95’i ile doğrudan veya dolaylı olarak temas halinde. Doğal gaz, düşük ve sıfır karbonlu gaz teknolojilerinin araştırılması ve üretilmesi; ayrıca sıvılaştırılmış doğal gaz ve diğer gaz türevlerinin taşınması, dağıtılması ve kullanılması gibi tedarik zinciri süreçleri konusunda çalışmalar yürüten uluslararası bir kuruluştur. Yayınladığı kapsamlı gaz raporunda küresel gaz pazarının mevcut durumu ve geleceği ile ilgili önemli bilgileri açıkladı.

IGU‘nun yayınladığı rapor, politika yapıcılar, endüstri paydaşları ve diğer ilgili aktörlerin yenilenebilir ve düşük karbonlu gaza olan ilgisini artırmayı amaçlıyor. Bu noktada ana hedef, düşük karbonlu gazların gelecekte hedeflenen karbondan tamamen arındırılmış enerji sistemleri için önemli bir kilometre taşı olmasını sağlamak.


İlk defa 2021 yılında yayınlanan ve önümüzdeki yıllarda belirli periyotlar ile yayınlanması hedeflenen bu rapor, yenilenebilir ve düşük karbonlu gaz teknolojisinin ve ilgili pazarların gelişiminin takip edilmesinde önemli bir rol oynayacak.


Uluslararası Gaz Birliği, rapor hazırlarken dünyanın önde gelen üniversiteleri, konuyla ilgili uzmanlar, akademisyenler ve sektör kuruluşlarıyla beraber çalıştı.

Rapordan öne çıkanlar:

Küresel gaz pazarıyla ilgili çok değerli bilgiler ortaya koyan raporda öne çıkan konu başlıklarını şöyle özetleyebiliriz:

  • Biyogaz ve biyometan üretiminin toplam miktarı yaklaşık 400 TWh’dir. Bu da toplam küresel doğal gaz üretiminin yaklaşık %1’ine tekabül ediyor. Bu üretimin %25’i Çin’de yapılıyor olup yarısından fazlası Avrupa’daki birkaç ülkede yoğunlaşıyor.
  • Sürdürülebilir biyogazın potansiyelinin oldukça yüksek olduğu tahmin ediliyor. Bu %1’lik oran %20’ye kadar çıkarılabilir. Fakat mevcut çalışmalarda bunun için henüz yeterli bir ivme görülmüyor.
  • Düşük karbonlu hidrojen için üretim seviyesi de henüz çok düşük. Mevcut hidrojen üretiminin sadece %0,5’i düşük karbonlu kaynaklardan sağlanıyor. Bunun küresel doğal gaz üretimi içerisindeki payı sadece %0,03.
  • Yeşil hidrojen, mevcut durumda diğer yenilenebilir gaz türlerinden çok daha pahalı. Fakat hem yenilenebilir elektriğin hem de elektrolizörlerin maliyetleri zamanla azaldığından, yeşil hidrojen maliyetlerinin de önümüzdeki günlerde düşmesi bekleniyor.
  • Politika yapıcılar, düşük karbonlu hidrojene biyometandan daha fazla ilgi gösterse de mevcut üretim seviyeleri ve halihazırda görece daha ucuz olması, biyometanı bir süre daha düşük karbonlu gazlar konusunda cazip kılacaktır.
  • Yenilenebilir ve düşük karbonlu gazın farklı sektörlerde yoğun bir şekilde kullanılma potansiyeli oldukça yüksektir; bu nedenle konuyla ilgili tüm aktörlerin bu konuda sorumlu davranması gerekiyor. Yeni yenilenebilir gazların kullanımı mümkün olduğunca hızlı bir şekilde takip edilmelidir. Bu gazların kullanımına ilişkin finansmanın sağlanması ve yapılan girişimlerin her açıdan desteklenmesi için de gerekli adımlar atılmalıdır.

Küresel Yenilenebilir ve Düşük Karbonlu Gaz Raporu, iklim değişikliği ve küresel ısınma ile ilgili özellikle Paris Anlaşması ile başlayan yeni dönemde sektörün tüm paydaşları için çok önemli bir doküman olacaktır. Anlaşmanın hedeflerine ulaşılması yolunda, düşük veya sıfır karbonlu hidrojen ve yenilenebilir gaz geliştirmeye yönelik planlar ve stratejilerin oluşturulması için tüm kuruluşlara önemli bilgiler sunacaktır.

Yaşam Boyu Etki Değerlendirme (LCIA) nedir?


1972 yılında Mersin’de doğmuş, ilk, orta, lise ve üniversite öğrenimim Adana’da tamamlamıştır. İnönü Üniversitesi Tekstil Teknikerliği, Çukurova Üniversitesi İktisat bölümlerinde sürdürdüğü lisans eğitimini, Mersin Üniversitesi Kamu Yönetimi Yönetim Bilimleri yüksek lisans eğitimi takip etmiştir. Mersin’de bir holdingde çalışmaya başlamış, bu holdingde Yönetim Sistemleri konusunda danışmanlık yapan C.D.I.E. SRL kuruluşu ile bu Fransız holdingin fabrikalarında Kalite Yönetim Temsilciliği görevi üstlenmiştir. Bu fabrikalarda gerçekleştirdikleri projeden sonra danışmanlık hizmeti veren Fransız Danışmanlık firması ile Mersin Ticaret Odasında verdikleri bir eğitimde yeniden karşılaştığında, bu danışmanlık firması birlikte çalıştıkları holding projelerinde onlara asiste ederken sergilediği özverili performanstan çok memnun kaldıkların bildirmiş ve kendileriyle çalışmasını teklif etmiştir. İstanbul’a taşınması da yine kendisini aynı danışmanlık firmasının merkez ofislerine transfer etmeleri sonucunda olmuştur. Her gün onlarca konuyu öğrenmek ve işletmelerde hayata geçirmek, kurumsallaşma aşamalarında bulunmaktan haz duymuş ve mesleğimi bulduğunu bu noktada fark etmiştir. Firma Türkiye’deki faaliyetini tamamlayınca Taksim’de kendi şirketini kurmuştur. Taksim Danışmanlık Hizmetleri markasıyla bu yıl 14. yılını tamamlamaktadır. İlk müşterilerinden biri olan CNR Holding ile yaklaşık 7 yıl boyunca Kalite Yönetim Sistemleri, Çevre ve İş Güvenliği Yönetim Sistemlerini, TSE ve diğer marka denetimlerinin de danışmanlığını yürütmüştür. 14 yıldır sektörde 6000’in üzerinde firmaya farklı alanlarda hizmet sağlamıştır. “Kurumsal Sürdürülebilirlik ve Ecovadis Süreci” adlı kitap çalışması tamamlanmış ve editörün son kontrolündedir. Birkaç ay içerisinde sektöre çok fayda sağlayacak bir kaynak olarak kitapçılarda yerine alacaktır. Halen aktif olarak firmalarına Kalite, Sosyal Uygunluk, Tedarik Zinciri Yönetimi ve Denetimi, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilirlik Raporlamaları ve Sürdürülebilirlik Ödül Programlarıyla ilgili danışmanlık ve eğitim hizmeti sağlamaktadır.