Sansür Yasası neler içeriyor?

Kamuoyunda “Sansür Yasası” olarak bilinen, internet medyası ve sosyal medyaya yeni yaptırımlar öngören kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeler, 4 Ekim’de başladı.

Sansür Yasası

Sansür Yasası olarak bilinen Basın Kanunu’nda değişiklik neler içeriyor?

Gerek sosyal medya kullanıcıları, gerekse haber platformları tarafından uzun zamandır tepki gösterilen yasanın madde madde geçmeye başlaması, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.


Teklifin; internet haber sitelerinde çalışanlara basın kartı verilmesini sağlayan birinci maddesi kabul edildi.

Böylece, mevcut Basın Kanunu’nun birinci maddesinin birinci fıkrasındaki, “Bu Kanun, basılmış eserlerin basımı ve yayımını kapsar” hükmü; “Bu Kanun basılmış eserlerin basımı ve yayımı ile internet haber sitelerini kapsar” hükmü ile değiştirildi.

Ayrıca teklifteki birinci maddenin kabulü ile “Basın kartı düzenlemesi bakımından basın kartı talep eden medya mensupları ve enformasyon görevlileri de bu Kanun kapsamına dahildir” hükmü de Basın Kanunu’nun birinci maddesine eklenmiş oldu.

Bu hükümle radyo, televizyon ve kamu kurum ve kuruluşlarının yürüttükleri enformasyon hizmetlerinde çalışan kamu personelinin de basın kartı almasının önü açıldı.

Teklifin ikinci maddesi de Basın Kanunu’nun ikinci maddesine eklenen “internet haber siteleri” hükmüyle, internet siteleri de yaygın dağıtım kapsamındaki basın kuruluşları arasında yer aldı.

Ayrıca internet haber sitesinin de “İnternet ortamında, belirli aralıklarla haber veya yorum niteliğinde yazılı, görsel veya işitsel içeriklerin sunumunu yapmak üzere kurulan ve işletilen süreli yayını” tanımı yapıldı.

Teklifin ikinci maddesiyle Basın Kanunu’nun ikinci maddesine yeni eklenen tanımlar şöyle oldu:

“Basın kartı: Bu Kanunda belirtilen kişilere, Başkanlıkça verilen kimlik kartını,

Başkan: İletişim Başkanını,

Başkanlık: İletişim Başkanlığını,

Komisyon: Basın Kartı Komisyonunu,

Medya mensubu: Radyo, televizyon ve süreli yayınların basın-yayın faaliyeti yürüten çalışanlarını,

Enformasyon görevlisi: Kamu kurum ve kuruluşlarının yürüttükleri Devlet enformasyon hizmetlerinde çalışan kamu personelini.”

SANSÜR YASASI NE İÇERİYOR?

“Sansür yasası” olarak bilinen Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde hapis cezaları da öngörülüyor.

AKP ve MHP’nin teklifiyle haber siteleri ‘süreli yayın’ tanımı kapsamına alınıp Basın Kanunu’na tabi tutulacak.


Haber siteleri için de ‘tekzip’ süreci uygulamasına başlanacak. Tekzip metinleri haber sitesinde ilk 24 saati ana sayfada olmak üzere bir hafta süreyle yayımlanacak.

Teslim ve muhafaza yükümlülüğünü yerine getirmeyen internet sitesine, 1 milyar liraya kadar ceza verilebilecek. ‘Haber sitesi’ vasfını yitirenler internet sitelerinde çalışan gazetecilerin kişisel hakkı olan basın kartı da ellerinden alınacak.

Yeni suç: Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma

Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma adıyla yeni bir suç tanımlanacak. Teklifteki ifadeyle ‘sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişi’ bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecek.

Failin, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya ‘bir örgütün faaliyeti çerçevesinde’ işlemesi halinde söz konusu ceza yarı oranında artırılacak.

‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilecek.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın faaliyetleri ve personeline yönelik suç teşkil eden içerikler katalog suçlar kapsamına alınacak. Teklifle, internet haber siteleri süreli yayın kapsamına alınacak.

Basın kartı başvurusu İletişim Başkanlığı’na yapılacak ve basın kartı resmi nitelikte kimlik belgesi olarak kabul edilecek. Kimin basın kartı alıp kimin alamayacağına karar verecek 9 kişilik komisyonda gazetecileri temsil eden iki temsilci bulunabilecek, beş üyeyi doğrudan İletişim Başkanlığı seçecek.

Sosyal medya platformlarına yargı mercilerinin bilgi taleplerine süresinde ve doğrudan cevap verilmesi, kullanıcı haklarının korunması, kamu güvenliğini ve kamu sağlığını etkileyen olağanüstü durumlarda kriz planı oluşturarak etkin önlemler alınması gibi ek sorumluluklar getirilecek. İstenilen bilgileri zamanında vermeyen platformlara cezalar verilecek.

Whatsapp, Signal gibi yoğun kullanılan anlık mesajlaşma uygulamaları için Türkiye’de şirket kurarak Türk hukukuna tabi olunması istenecek.

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan, ‘çocukların cinsel istismarı’‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma’‘anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar’‘devlet sırlarına karşı suçlar’ ve ‘casusluk’ suçlarına konu internet içeriklerini oluşturan veya yayan faillere ulaşmak için gerekli olan bilgileri, soruşturma aşamasında savcısı, kovuşturma aşamasında yargılamanın yürütüldüğü mahkemece talep edilmesi üzerine, ilgili sosyal ağ sağlayıcının Türkiye’deki temsilcisi, adli mercilere verecek.

Sosyal ağ sağlayıcı, ‘kişilerin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokan içerikleri öğrenmesi ve gecikmesinde sakınca bulunması’ halinde, bu içeriği ve içeriği oluşturana ilişkin bilgileri yetkili kolluk birimleriyle paylaşacak.

BTK, sosyal ağ sağlayıcısından kurumsal yapı, bilişim sistemleri, algoritmalar, veri işleme mekanizmaları ve ticari tutumlar dahil her türlü açıklamayı talep edebilecek.

Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne, kendisine gelen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine yönelik mahkeme kararlarını, elektronik posta yoluyla ilgili içerik veya yer sağlayıcılarına bildirme yetkisi verilecek.

Kapalı, anlık mesajlaşma uygulamaları; görüşmelere, mesajlara ilişkin bilgileri BTK’ye verecek. Kullanım bilgilerini vermek ya da suç işlediği öne sürülen hesaplarla ilgili işlem yapmak gibi ağır yükümlülükleri kabul etmeyen sosyal medya şirketlerine 30 milyon TL ceza ve kapatmayla eş anlamlı sayılabilecek düzeyde yüzde 95 bant daraltması cezaları söz konusu olacak.

PEKİ TEPKİLERİN SEBEBİ NEDİR?

Yeni eklenen katolog suçların her ne kadar suç tipleri belli olsa da içerikleri şu an bir muğlak olarak görülmektedir. Haber siteleri, sosyal medya kullanıcılarının yaptığı ve yapacağı hangi paylaşımların suç kapsamında değerlendirileceğinin şu an için detayı bulunmuyor. Bu bağlamda yasanın detayları, yasanın uygulanmasına dair yönetmelik ve gerekçeleri çıkana kadar kapsamlı bir yorum yapmak oldukça güç.


Somutlaştırmak için örnek vermek gerekirse, Covid-19 verileri, olası pandemi haberleri, deprem, yangın, sel gibi doğal afetler, yargıya intikal etmiş ya da henüz etmemiş olaylar, askeri gelişmeler, ekonomik gelişmeler ve tüm bunlara benzer toplumsal olaylar hakkında doğruluğu ispatlanmamış; spekülasyon olma ihtimali olan herhangi bir bilgiyi sosyal medya ya da haber sitelerinde paylaşmak, yaymak, beğenmek gibi eylemler gerçekleştirmek bu yasaya göre suç kapsamında olabilecek.

Prof. Dr. Yaman Akdeniz: Dezenformasyon Yasası ile binlerce kişi yargılanabilir


İstanbul doğumlu olan Hazal Mintaş, lise eğitimini İstanbul Haydarpaşa Anadolu Lisesi'nde tamamladıktan sonra lisans eğitimini Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde, yüksek lisans eğitimini ise Kadir Has Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programında tamamlamıştır. Serbest avukatlık yapan Mintaş'ın Marka Hukukunda Karıştırma Tehlikesi adında bir kitabı bulunmaktadır. Mesleki çalışmalarının dışında ise siyaset ve sivil toplum alanlarıyla ilgilenmektedir. Uzun yıllardır hak temelli çalışmalar yürüten çeşitli yerel, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında üye ve eğitmen olup, yönetim kurullarında görev almaktadır. Çalışma alanları insan hakları, gençlik hakları, gönüllü hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğidir.