Adım çocuk!

Merhaba, ben çocuk! Adım önemli değil. Yaşım önemli değil. Cinsiyetim, dilim, memleketim hiç biri önemli değil. Ben çocuk! Hani uğruna evrensel yasalar koyup koruyacağınıza söz verdiğiniz, hatırladınız mı beni?

hiroşima

Ben çocuk, insan yavrusu olan!

Belki Hiroşima’dan hatırlarsınız? Mantar bulutu yükselirken yaşadığım topraklarda, içten içe yandı bedenim. Vietnam’da ebeveynlerimle katledildim. Özgürlük getirdiğiniz Ortadoğu’da paramparça oldu bedenim. Hala hatırlamadınız mı beni?


Beni korumaya söz veren büyüklerimin çıkardığı savaştan kaçarken, düşelim diye çelme taktı başka bir büyük. Yine savaştan kaçarken bir kıyıya vurdu minicik bedenim. Hatırladınız değil mi beni?

Ben çocuk!

Bir kış günü babasının sırtında çuvalda cesedi taşınan çocuk! Soma’da yerin metrelerce altına babasını gönderen ve bir daha babasına hiç sarılamayan çocuk?

Aladağ’da yanan da bendim, cemaat yurdunda tecavüze uğradığında kurumun adı kirlenmesin diye yetişkinlerin susuşunu korkarak izleyende ben!


Ben çocuk!

Daha oyun oynayacak yaşta evlendirilen, çocukluğu peşkeş çekilen çocuk! Oysa ben sadece o uçuş uçuş beyaz tülleri sevmiştim. Sonra annemin topuklu ayakkabılarını. Yarım saat bilemediniz bir saat sonra onlardan bile sıkılır anne diye dolanırdım peşinde. Peki siz benim kısacık eğlencemi neden kabus yaptınız? Neden bitti benim oyunum? Neden çıkınca o gelinlik birden yetişkinmişim gibi davrandınız? O adamın eli neden değdi bedenime? Neden o lanet olasıca sesinizi çıkartmadınız?

Ben çocuğum!

Bedenim küçük, sesim cılız sizinle baş edemem! Peki ya siz? Neden yetişkin adınız? Neden kanunlarınız koruyamıyor beni? Neden daha altı yaşında gelinlik giydirip birinin karısı yapmak derdindesiniz beni? Hem ne istediğimi sordunuz mu bana? Bunu sormakta mı ürkütüyor sizi? Oysa isteğim o kadar az ki…

Çocuğum ben ne isteyebilirim ki? Mutlu olmak istiyorum. Ebeveynlerim yanımda olsun. Elimden tutsun istiyorum. Korkmak istemiyorum sizden! Doyasıya oyun oynamak istiyorum. Tanımadığım bir amcaya gülümsediğimde ebeveynlerimin tedirgin olmasını istemiyorum. Annemin beni terk etmesinden babamın beni dövemesinden toplumun istismar edilişimi normalleştirmesinden ödüm kopuyor! Beni koruyamayanların bana çığlık atmayı öğrettikleri bir dünyada istemiyorum.

Büyümek istiyorum ben! Gülerek, oynayarak, severek büyümek. Ama bir sır vereyim mi size; sizleri gördükçe ödüm kopuyor büyümekten. Ya sizin gibi yüreğini unutmuş, gözünü hırs bürümüş korkak yetişkinlerden biri olursam diye.


Ben çocuk… Altısında gelinlik giydirilen, on birinde doğumda ölen ya da yine on beşinde inşaattan düşüp hayatı yok olan çocuk! Ve sen benim küçük bedenimi koruyamayacak kadar büyümediysen neden adın yetişkin?

Bir Çocuğun Çığlığı!


Elif Aver; 1987 yılında İstanbul'da doğdu. Cumhuriyet Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği bölümünden 2010 yılında mezun oldu. Özel sektörde mesleğini yapmakta, ayrıca TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi yönetim kurulu üyesi. Yazmak, çizmek ve okumak çocukluğundan beri en büyük tutkusu. Ondan sebep söz yitene kalem bitene kadar yazanlardan.