Ali Ağaoğlu’nun itirafları yeniden gündemde: Kumu Marmara’dan, demiri hurdadan çektik

Ali Ağaoğlu’nun İstanbul itirafı yeniden gündem oldu: Kumu Marmara’dan demiri hurdadan çektik. Ne yapsaydık, ithal mi etseydik?

Ali Ağaoğlu

Video aşağıda – Ali Ağaoğlu’nun 2011’de yaptığı “İstanbul’daki çürük binalar” hakkındaki sözleri yeniden gündeme geldi.  Ağaoğlu, 1970’li yıllarda İstanbul’daki inşaatlara sattığı malzemeler için “Kumu Marmara’dan demiri hurdadan çektik” ifadeleri için “Kumu İthal mi etseydik? İstanbul’da yoktu” ifadelerini kullanmıştı.

Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra binaların zemini ve dayanıklılığı, kamuoyunda tartışılmaya başlandı. Twitter’da Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu’nun 2011’de CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın programında yaptığı sözleri gündem oldu. Ağaoğlu, programda eskiden yeterince malzeme olmadığı için çürük binaların yapıldığını, babasının da çürük bina yaptığını söylemişti.


Ağaoğlu, “İstanbul’daki binaların durumu, Van’daki yıkılan binalardan daha kötü olur. Evet yaptık, yapıldı, herkes buydu malzeme buydu, yoktu ki. Kumu ithal mi getireceksin? O dönemde yapılan binaların yüzde 90’ı bu şekilde yapıldı” diye konuşmuştu.

“Kumu Marmara’dan, demiri hurdadan çektik”

Ağaoğlu’nun ayrıca 17 Ağustos depreminin 10. yıldönümü ertesinde İstanbul konut yapısına ilişkin, Referans Gazetesi’ne yaptığı açıklamalar da çok konuşulmuştu.


Ağaoğlu, “Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. İstanbul konut inşaat sektörünü en iyi bilen isimlerden biri olarak söylüyorum ki; mevcut yapı stokunun yüzde 70’i deprem açısından güvenli değil. 1970’li yıllarda İstanbul’un Anadolu yakasında yapılan yapıların büyük bir kısmına inşaat malzemesini ben sattım. Kumları Marmara Denizi’nden demirleri hurdadan çektik. O zamanın şartlarında en iyi malzeme buydu. Sadece biz değil tüm firmalar aynı şeyi yapıyordu. Deprem olursa İstanbul’a ordu bile giremez, ölen şanslıdır” itirafında bulunmuştu.

“Bugün inşaatlara sokulmayacak malzemeler”

Ağaoğlu, sözlerinin gündem olmasının ardından Oda TV’ye yaptığı açıklamada, inşaat kumunun deniz kumu olduğunu söyledi. Ağaoğlu, şöyle konuştu:

“İthal mi edecektik. İstanbul’da kum yoktu. Adapazarı’ndan dere kumu getirilirdi. Malzeme buydu. Eleme tesisi yok yıkama tesisi yok. Reina’nın olduğu yer kum deposuydu  denizden takalarla kum getirilirdi. İstanbul’daki yapı stokunu en iyi bilen 3 kişiden biri benim. O dönem İstanbul’daki inşaat malzemeleri kumundan dönemine kadar maalesef bugün inşaata sokulmayacak malzemeydi. Kum denizden geliyordu. Yarısı midye kabuğu, yarısı balçık, inşaata giderdi ve inşaat yapılırdı. O dönem demir için ihtiyaç belgesi alırdın, Karabük’te 6 ay sıra beklerdin bir kamyon demir için. Demirler en kalın 12’lik kangal demirdi… Düzeltirken bile kırılırdı.


Bu dediğim 60-70-80’li yıllardı. O dönem ben inşaat yapmıyordum, babamın yanındaydım. Babam inşaat da yapıyordu inşaatlara malzemesi tedariki de sağlıyordu. O dönem yapılan inşaatlarda özel binalar hariç kullanılan malzeme buydu. Yüzde 99’u böyle yapıldı, kim yaptıysa böyle yaptı.”

1999 sonrası yapılan binalar da tehlikede mi?


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.