Bina dayanıklılık testine talepler patladı: İşte bilinmesi gerekenler

Binasının riskli olduğunu düşünen veya depreme karşı dayanıklı olup olmadığını öğrenmek isteyenler, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirlenen kurum ve kuruluşlara başvurarak bina dayanıklılık testini yaptırabiliyor.

Bina dayanıklılık testi

11 kentte binlerce binanın yıkımına neden olan deprem felaketi sonrası bina dayanıklılık testine rağbet arttı. Binanın büyüklüğüne göre fiyatın değişebileceğini söyleyen uzmanlar, “Binanın kaç şiddetinde depreme dayanacağına ilişkin bir bilgi vermek mümkün değil. Binanın kaç şiddetinde depreme dayanacağı beklenti yerine, yapılan açıklamalarda deprem hesapları binanın bulunduğu yere göre beklenen en yüksek deprem kuvveti dikkate alınarak analiz yapılmaktadır” diyor.

Kahramanmaraş merkezli yaşanan, 11 kentte binlerce binayı yıkıma uğratan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler sonrası bina dayanıklılık testine talepte yüzde 100’ü aşan oranda artış yaşandı.


6 Şubat’taki depremlerin ardından özellikle eski binalarda yaşayan yurttaşların çoğu, binasının sağlam olup olmadığını merak etmeye başladı. Başta İstanbul olmak üzere fay hatları üzerinde bulunan Türkiye’nin birçok ilinde yurttaşlar, depreme karşı bina dayanıklılık testi yaptırmak için arayışlara girdi.

Binasının riskli olduğunu düşünen veya depreme karşı dayanıklı olup olmadığını öğrenmek isteyenler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirlenen kurum ve kuruluşlara başvurarak bu testi yaptırabiliyor.

Bakanlığın internet sitesinde, risk tespit raporu için başvurulabilecek belediyeler, meslek odaları, kamu kurumları, üniversiteler ile özel kuruluşlar ve firmalar yer alıyor.

Özellikle belediyeler tarafından ve sadece betondan numune alınarak yapılan tarama işlemi sonrası risk tespit raporu kısa sürede çıkabiliyor. Ancak binanın farklı yerlerinden karotların alındığı, farklı işlemlerin yapıldığı ve numunelerin laboratuvarlarda incelendiği detaylı tarama için daha uzun vakite ihtiyaç duyuluyor.

Riskli yapı tespitlerinin maliyetini kat malikleri öderken, söz konusu testi yaptırmak için bina sakinlerinden bir kişinin başvurması yeterli oluyor. Karot raporu olarak da bilinen bina dayanıklılık testi sonrası binaların depreme karşı riskli olup olmadığı ortaya çıkıyor.

“Tereddüt varsa belediyeden binanın mevcut projesini alın”

Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı Sinan Türkkan, AA’ya yaptığı açıklamada, detaylı bir raporun ortaya konduğu ve başvuran kişiye bir yol haritası niteliğinde raporun hazırlandığı bina dayanıklılık testinin nasıl yapıldığını anlattı.

Türkkan, Kahramanmaraş merkezli meydan gelen depremlerden sonra İstanbul’da da riskin yükselmesinden dolayı yurttaşların panik halinde olduğunu belirterek, herkesin binasının durumunu merak ettiğini söyledi.

Türkiye’de şu anda deprem yönetmeliğinin çok açık olduğunu ve her şeyin net tanımlandığını dile getiren Türkkan, halkın oturduğu konutla ilgili tereddüdü bulunması halinde ilk iş olarak belediyeye giderek binanın mevcut projesinin alınması gerektiğini vurguladı.

Türkkan, “Mevcut proje alındıktan sonra bununla ilgili binada çalışma yapıp mevcut proje ile binanın uyumlu olup olmadığının tespitini yapıyoruz. Bu çok önemli bir konu. Çünkü resmi projeler ile binalar arasında uyumsuzluk da söz konusu olabiliyor” diye konuştu.

“Demirleri kesmeden karot alınmalı”

deprem dayanıklılık testi Sinan Türkkan, projenin incelenmesinin ardından teknik ekiplerin binadaki kolonların ve kirişlerin mevcut projeye uyup uymadığı ile ilgili bir rölöve çalışması gerçekleştirdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Bu çalışma gerçekleştirildikten sonra binada karot çalışmaları yapıyoruz. Karot çalışması sırasında betondan numune alma işlemi yapılırken mutlaka daha öncesinde donatı tespitlerinin yapılması gerekir. Düşey ve yatay donatıları tespit edip demir olmayan beton bölgeden karot alınması gerekir.

Genelde burada profesyonel ve uzman olmayan bazı ekipler kolonlardaki demirleri de keserek karot alıyor. Bu gerçekten ciddi problemlere neden oluyor. Kolonlardaki donatılar tespit edildikten sonra boşluk kalan kısımda beton numuneler alarak bunları laboratuvarda kırdırıyoruz.

Binada kullanılmış betonun taşıma kapasitesini tespit ediyoruz. Daha sonra binadaki, kolonlardaki demir miktarlarını tespit ediyoruz. Bunlar bittikten sonra kırımlar yapıp donatıları da gözümüzle görüyoruz. Yani oradaki donatı gerçekten projeye uygun mu, değil mi, düz donatı mı gibi hususları betondaki pas paylarını kaldırarak tespit ediyoruz. Daha sonra zemin etüdü yaptırıp bina ile ilgili statik analizleri gerçekleştiriyoruz.”

“Kapsamlı raporun çıkması bir ay sürebiliyor”

DEGÜDER Başkanı Türkkan, deprem dayanıklılık testinin aşamalarını kısaca özetleyerek, sürecin binanın projesinin doğru uygulanıp uygulanmadığının tespitiyle başladığını, kolonlardaki donatı tespitlerinin yapılması, betondan numune alınması, demirlerin pas payının kaldırılarak düz veya nervürlü olup olmadığına bakılmasıyla devam ettiğini, sonrasında zemin etüdü yapılması gerektiğini, son olarak statik analiz ve performans analiziyle binada güçlendirme/dönüşüm yapılıp yapılamayacağı veya güçlendirmenin nasıl yapılacağına karar verildiğini anlattı.

Tespitlerin yapılması, numunelerin alınması, laboratuvarlarda inceleme gerçekleştirilmesi ve zemin etüdünün ardından raporun çıktığını dile getiren Türkkan, “Bir vatandaş 6-7 katlı, 20 daireli bir yer için müracaat ettiğinde sonuçların alınması, statik analiz yapılması bir ay sürebilir” şeklinde konuştu.

Türkkan, kapsamlı bir bina dayanıklılık testinin meskenin büyüklüğüne göre değişebildiğini kaydederek, “Böyle bir raporu hazırlamak için binanın tamamını elden geçirmek gerekiyor. Ücret binanın büyüklüğü ve işlemlerin kapsamına bağlı olmak kaydıyla değişebilir. Bina başına test maliyeti 20 bin liradan başlıyor” açıklamasında bulundu.

“Binadan karot alınması herhangi bir zarar oluşturmaz”

Sinan Türkkan, deprem sonrası özellikle sosyal medyada bir bilgi kirliliği yaşandığını belirterek, alına karotların binaya zarar verdiği ve bunun yaptırılmaması gerektiği şeklinde söylemin yayıldığını söyledi.

Türkkan, “Son günlerde sosyal medyada yayılan mikrotromor sistemle binaların dışarıdan inceleme yapılarak ve yukarıda belirtilen çalışmalar yapılmadan sağlamlığının tespit edildiği söyleniyor. Bu kesinlikle doğru bir bilgi değil. Alınan karotların binaya herhangi bir zararı olmaması için karot alındıktan sonra yüksek mukavemetli harçlarla bunların dolgularını yapıyoruz. Bundan dolayı binanızda herhangi bir hasar meydana gelmesi söz konusu değil.” diye konuştu.

Yeni yapılan veya güçlendirilen bir depremde binanın hiç hasar almayacağına ilişkin düşüncenin yaygın olduğunu ancak bunun doğru olmadığını dile getiren Türkkan, “Olası büyük depremlerde binalar hasar alabilir. Yapısal olmayan elemanlar yani duvarlar ve kolon ile kirişin olmadığı bölgeler hasar alabilir. Bu, binanızın riskli olduğunu göstermez. Önemli olan taşıyıcı sistemde hasarın meydana gelmemesidir. Güçlendirme veya dönüşümle bunu sağlıyoruz.” açıklamasında bulundu.

deprem testi

Bina riskliyse ne olacak? İki seçenek var:

DEGÜDER Başkanı Türkkan, bina dayanıklılık testi çıktıktan sonra mesken sahibinin önüne iki seçenek geldiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Binanızı yıkıp yeniden yapabilir ya da güçlendirebilirsiniz. Bu tamamen vatandaşların kendisine bırakılıyor. Raporda güçlendirme kararı varsa güçlendirme yapılabiliyor. Raporda binanın nasıl hasar alacağı, nerelerin zayıf, nerelerin sağlam olduğu, binanın nelerden dolayı problem yaşayacağı çok net olarak gösteriliyor.


Binanın kaç şiddetinde depreme dayanacağına ilişkin bir bilgi vermek mümkün değil. Binanın kaç şiddetinde depreme dayanacağı beklenti yerine, yapılan açıklamalarda deprem hesapları binanın bulunduğu yere göre beklenen en yüksek deprem kuvveti dikkate alınarak analiz yapılmaktadır. Bu sosyal medyada çıkan bir konudur. Hiçbir bina için bu söylenmez.”

Deprem dayanıklılık testi nedir? Nasıl yapılır? || Bizi takip edin: Facebook, TwitterInstagram


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.