Televizyon, 20. yüzyılın mucizesi… İnsanları yazı ve ses sınırlılığından kurtaran, iletişime görsellik katarak insan uygarlığının gelişim zincirine yeni bir halka ekleyen aygıt…
Geçen hafta evden çıkmak üzere hazırlanırken elektronik takvimde 20 Ağustos tarihini gördüğümde birdenbire aklıma televizyon geliverdi. Zira, eski Yunancada uzak anlamına gelen tele ile Latincede görüş anlamına gelen visio sözcüklerinin bileşiminden oluşan televizyon sözcüğü ilk olarak bundan 125 yıl önce, Rus bilimci Constantin Perskyi tarafından 18 – 25 Ağustos 1900 tarihleri arasında Paris’te düzenlenen Uluslararası Dünya Fuarı’nda kullanılmıştı.
İlginç bir rastlantı ama, günümüzde ‘Televizyonun Babası’ olarak anılmakta olan Philo Taylor Farnsworth’un ürettiği ilk elektronik televizyonun patent onayı da yine ağustos ayına, 26 Ağustos 1930 tarihine denk gelir. Televizyon ile ağustos ayı arasındaki ilginç rastlantıyı düşünmekteyken yüz yıla yakın bir süredir insan uygarlığının en etkili iletişim araçlarından biri olarak değerini korumakta olan bu mucizevi aygıtı, tıpkı milyarlarca insan gibi, ben de yaşamımın vazgeçilmezleri arasında gördüğümün ayırdına vardım.
Bu güzelim aygıtın doğuşu insanların aklında sürekli olarak canlılığını koruyan merak duygusu olsa gerek. Çünkü insanlar her devirde yalnızca bulundukları ortam içerisinde yaşamlarını sürdürürken yaşadıkları yerlerin uzağında olanlara karşı merak duymaktan kendilerini alamamışlar. Marco Polo, Evliya Çelebi, Kâtip Çelebi, İbn Battuta gibi gezginlerin yazdıkları bu önlenemez meraka yanıt vermeleri nedeniyle bu denli okunur olmuş bence.
Ancak, 20. yüzyılın tansıklarından biri olarak gördüğüm televizyonun bulunması, tıpkı diğer buluşlar gibi, bir anda gerçekleşmiş bir olay değil elbette. İlk düşüncede aklıma merak duygusu gelmiş olsa da televizyonun yaşamımıza girmesini neredeyse zorunlu kılan toplumsal, siyasi, ekonomik birçok neden var aslında. Şimdi düşüncemi biraz daha derinleştirip televizyonun dünyaya gelmesini sağlayan koşulları gözden geçirmekte yarar görüyorum.
Televizyonu doğuran toplumsal koşullar
Televizyonun ortaya çıkışını sağlayan çok sayıda itici güç olmakla birlikte uygun ortamı oluşturan başlıca gelişmeler kapitalizmin gelişimi, modern devlet anlayışının ortaya çıkışı, nüfus artışı ve şehirleşme, sanayi devrimi ve teknolojik ilerleme olmak üzere dört ana başlıkta toplanabilir. 16.yüzyıl ile 18.yüzyıl arasında ekonomi, politika, düşünce, teknoloji ve bilim alanlarında Batı Avrupa’da yaşanan gelişmeler toplumsal düzeni değiştirdi.
Kapitalizm ve tüketim arayışı
Yeni ticaret yollarının keşfi sonucunda pazar ekonomisi canlanınca şehir yaşamı para odaklı bir anlayışa dönüştü. Kent yaşamındaki zevk ve eğlence anlayışının değişmesi 20. yüzyılın başlarında insanlarda büyük bir tüketim arzusu oluşturdu. Bunun üzerine girişimciler mallarını daha fazla oranda pazarlayabilme arayışı içine girdiler ki bu arayış kitleler ile etkili iletişim zorunluluğu doğurdu. Diğer bir deyişle, daha çok sayıda insana yönelik daha göz alıcı şekilde tanıtım ve reklâm yapılması gerekmekteydi.
Öte yandan, ticaretin gelişimiyle renklenen ve varsıllaşan kent yaşamı yoksulluktan boğulan kırsal kesim için umut verici gözükünce köylerden kentlere göç ciddi oranda artış gösterdi. Öyle ki 1800’lü yıllarda Avrupa’da yüz binden fazla nüfuslu yalnızca yirmi kent bulunmaktayken 1950’li yıllarda Avrupa ve Kuzey Amerika’da bu büyüklükteki kent sayısı altı yüzü geçmekle birlikte nüfusu bir milyonu aşan şehirlerin sayısı da gittikçe artmaktaydı.
Kentleşme ve modern devletin ihtiyacı
Diğer yandan, 16. ve 17. yüzyıllarda Batı Avrupa’da yayılan ulusçuluk akımından aldığı esin ile ortaya çıkan ve zaman ilerledikçe güçlenen modern devletler denetimleri altında bulunan coğrafya içinde etkili iletişim ve haberleşme gereksinimi içerisine girdiler. Başka bir deyişle, hızlı ve anlaşılabilir bilgi akışı modern bir devletin kendi sınırları içerisindeki yetkesini sağlamlaştırması açısından yaşamsal düzeyde önemliydi.
Modern devletler sınırları içerisindeki insanlara kendi ideolojisini aşılama, ulus oluşturabilmek için ortak kültür ve bilinç geliştirme, toplumsal bütünlüğü koruyabilme ve başka coğrafyalardaki halklara ideolojilerini yayma gibi etkinlikleri için de geniş ve hızlı bir iletişim ağına gereksinim duymaktaydı.
Bunlara ek olarak, sanayi devriminin sağladığı altyapı elektrik gibi enerji desteklerine gereksinen gelişmiş aygıtların icat edilmesine olanak tanımaktaydı. Bunun sonucunda bilimciler alabildiğine düşünebilme ve insanlığın ihtiyaçlarını karşılama konusunda sınırsızca hayal kurabilme olanağına kavuşmuştu artık.
Mucizenin zaman çizelgesi: Televizyonun icadına giden adımlar
Televizyon teknolojik açıdan dev bir atılım olmakla birlikte toplumsal ve kültürel açıdan gerçek bir kırılma noktası…
Televizyonun doğuşunun zaman çizelgesine bakıldığında İsveçli Jacob Berzelius’un, 1817 yılında, görüntü oluşumunun temel maddesi olan selenyumu keşfetmesi başlangıç noktası olarak görülmekte. Bunu izleyen bir dizi keşfin sonrasında, 1879 yılında, ‘Punch’ dergisinin sayfalarından birinde büyük bir ekran karşısında tenis oynayan iki kişiyi izleyen bir izleyicinin görüldüğü bir illüstrasyon yayınlanmış.
Üç yıl sonra ‘English Mechanic’ dergisinde William Lucas televizyona benzer bir aygıtla ilgili görüşlerini belirtmiş. Kısacası, insanlar icat edilmeden önce görüntü ve sesi bir arada ileten bir aygıt üzerinde çalışıldığını bilmekteydi. Üstelik, bu tür bir aygıtın kişisel ve toplumsal yaşama neler kazandırabileceği ve neler yitirtebileceği ile ilgili görüş alışverişleri çoktan başlamıştı bile.
20.yüzyıla girilmesinin ardından Paul Gottlieb Nipkow ve Vladimir Zworykin’in bulduğu bileşenler çalışmaların hız kazanmasını sağladı. İskoç bilimci John Logie Baird’in 1926 yılında ilk mekanik televizyonu tanıtması sonrasında ilk elektronik televizyon Philo Taylor Farnsworth tarafından 1930 yılında duyuruldu. İlk başta yalnızca siyah-beyaz görüntü alınabilse de 1950’li yıllardan sonra renkli görüntüye erişildi.
Dünya genelinde ilk televizyon yayını BBC tarafından 2 Kasım 1936 tarihinde Londra’da, Türkiye’de ise İTÜ TV tarafından 9 Temmuz 1952 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yapıldı. 31 Ocak 1968 tarihinde ise TRT devlet kurumu olarak ilk yayınını gerçekleştirdi. 1990’lı yıllarının başında ise özel kanalların kurulmasıyla televizyon yayıncılığında yepyeni bir sayfa açıldı.
Önceki iletişim araçlarına karşı televizyonun zaferi
Televizyon içerdiği nitelikler ile kendisinden önceki araçlara açık fark attı.
Aslında, televizyonun temel işlevleri olarak sayılmakta olan eğitim ve kültür düzeyini yükseltme, haber ve bilgi edinme, hoşça vakit geçirtebilme, dinlendirme gibi şeyler farklı biçimlerde olsa da önceki araçlar tarafından da sağlanmaktaydı. Uzak ve yakın geçmişe baktığımda; 7. yüzyılda Türkistan’da ulaklar aracılığıyla haberleşme sağlandığını, Anadolu’da karagöz gibi eğlence sanatlarının var olduğunu, her devirde okullar aracılığıyla eğitim sağlandığını görüyorum.
Dolayısıyla, televizyonun insanlarca bu denli benimsenmesini telgraf, gazete, dergi ve radyo gibi araçlara kıyasla daha etkili ve hoşa giden şekilde aktarım sağlamasına bağlıyorum. 1950’li yılların başından itibaren hareketli görüntü niteliğiyle donuk bir an sunabilmekle sınırlı kalan fotoğraf makinesini, sesin yanına görüntü eklemesiyle radyoyu, anında bilgi verebilme olanağıyla yazılı gazeteyi gölgede bırakıp kitle kültürünün en önemli üreticisi ve aktarıcısı olmayı başararak medyanın en çok yeğlenen biçimi oldu.
Türkiye’de TRT tarafından yaklaşık yirmi yıl boyunca ortak kültürel ve aktöresel değerleri korumaya, kalite düzeyi yüksek eğlence türlerini ve ilgi alanlarını yaygınlaştırmaya, yansız bilgi ve haber iletmeye özen gösteren yayınlarla kendini sevdiren televizyon 1990’lı yılların başında özel kanalların yayın dünyasına katılmasıyla popüler kültürü oluşturan en etkili araç olarak öne çıktı.
George Gerbner:
“İnsanlık tarihinde ilk kez bir çocuk, günde ortalama yedi saat televizyon izlenen bir evde doğuyor… Tüm sanayi ülkelerinde durum aşağı yukarı böyle. Ve insanlık tarihinde ilk kez öykülerin çoğu ebeveynler, okullar, kiliseler, kabileler, topluluklar ve anavatan tarafından değil; satacak bir şeyleri olan, görece küçük ve küçülen bir grup küresel şirket tarafından anlatılıyor. Ve bu, çocuklarımızın doğduğu, büyüdüğü, sosyalleştiği, insan olduğu kültürel iklimi ve kültürel çevreyi çok temel bir şekilde değiştiriyor.”
“Çağdaş öykü anlatıcısı” olarak televizyon
Yetiştirme Kuramının kurucusu ünlü Macar iletişim bilimcisi George Gerbner televizyonu haber verme, anlatma ve oyun oynama işlevlerini yerine getiren ‘çağdaş öykü anlatıcısı’ olarak tanımlamakta ve birçok entelektüel gibi olumlu ve olumsuz getirileri olduğunu savunmakta.
Televizyon izlenen bir evde doğup büyümem nedeniyle televizyonsuz dünyayı hiç görmemiş, televizyonsuz yaşamın nasıl olduğunu büyüklerinden dinlemiş olan kuşaktanım ve özellikle toplumsal kültür üzerindeki bazı olumsuz etkilerine karşın televizyona ‘iyi ki varsın!’ diyenler arasındayım. Toplumsal kültür üzerinde yol açtığı olumsuzlukların, bazı televizyon kanallarının yayın politikasından kaynaklanması nedeniyle, genellenmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Kişisel bir bakış: “İyi ki varsın televizyon!
Birçok insanın yaşamı iş ve sosyal ilgi alanlarının çerçevesi içinde oldukça dar bir ortamda süregeliyor. Televizyon sağladığı uzak görüm olanağı sayesinde coğrafi, tarihi veya siyasi engel tanımadan spor, müzik, gezi, yarışma, film gibi birçok ilgi alanına ilişkin çeşitli ürünler sunarak insan dünyasını alabildiğine büyütüyor, uzaklıkları alay edercesine yok sayarak uzaydaki gök cisimlerinin hareketlerini bile insanların gözlerinin önüne getiriyor.
Eğitim, öğrenim, sağlık, genel kültür ve kişisel gelişim açısından her yaştaki insana sunduğu olanaklar ile diğer iletişim araçları arasında bir yıldız gibi parlıyor, yeni teknolojik gelişimler ve buluşlar için bilimcilere esin kaynağı oluyor. Konuya kendi açımdan baktığımda televizyonun yaşamıma kattıkları ile benzersizliğini perçinlemiş durumda olduğunu hissetmekteyim. Televizyonun bulunuşu adına çalışan tüm mucitlere çok teşekkür ederim.
🔗 Kaynaklar:
- Bars, M. E. (2021). Kültürel dönüşümün etkin aracı medya: Televizyon öldüren eğlence midir?. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 7(1), 1–19. https://doi.org/10.31463/aicusbed.832898
- Television. (t.y.). In Wikipedia. 30 Ağustos 2025 tarihinde https://en.wikipedia.org/wiki/Television adresinden erişildi.
- Television timeline 1817 to 1923. (t.y.). Teletronic. 30 Ağustos 2025 tarihinde https://teletronic.co.uk/television-history/television-timeline-1817-to-1923 adresinden erişildi.
- Yüzer, V. (2002). Televizyonun ortaya çıkışını etkileyen gelişmeler. Kurgu Online İletişim Dergisi, (1), 1–13. https://dergipark.org.tr/tr/pub/kurgu/issue/59554/856778