Ketojenik diyet, beynin enerji metabolizmasını hedef alan yaklaşımlar arasında Alzheimer hastalığında destekleyici bir seçenek olarak araştırılıyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, keton cisimlerinin beyin için alternatif bir enerji kaynağı oluşturmasının umut verici olduğunu, ancak diyetin ilacın yerini alacak bir çözüm olmadığını vurguluyor.

Alzheimer’da beyin enerji sorunu yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2021’de dünyada 57 milyon kişi demansla yaşıyordu ve vakaların yüzde 60-70’inden Alzheimer hastalığı sorumlu. Baş’a göre Türkiye’de 700 binin üzerinde kişiyi ilgilendiren hastalığın kesin bir tedavisi yok; mevcut yaklaşımlar belirtileri kontrol altına almaya ve ilerlemeyi yavaşlatmaya odaklanıyor.
Baş şöyle anlatıyor: “Sağlıklı bir beyinde temel enerji kaynağı glukozdur. Ancak Alzheimer hastalığında beynin glukozu kullanma kapasitesi azalır. Nöronlar adeta aç kalır. Bu noktada keton cisimcikleri, beyin için alternatif ve daha kolay kullanılabilen bir yakıt haline gelir.”
Ketojenik diyet nasıl işliyor?
Bu beslenme modelinde karbonhidrat çok ciddi şekilde kısıtlanıyor, yağ oranı artırılıyor ve protein kontrollü tutuluyor. Baş’a göre amaç vücudu ketozis denen metabolik duruma sokmak: “Bu durumda vücut enerji için glukoz yerine yağdan üretilen ketonları kullanmaya başlıyor. Yani beynin aç kalan hücrelerine alternatif bir enerji kapısı açılıyor.” Diyetin temelleri için ketojenik diyet nedir yazımıza da göz atabilirsiniz.
10 klinik çalışmada dikkat çeken sonuçlar
Baş’ın aktardığına göre 2024’te The Journal of Nutrition, Health & Aging dergisinde yayımlanan bir derleme, Alzheimer hastalarında ketojenik ya da orta zincirli trigliserit (MCT) yağından zengin beslenmeyi inceleyen 10 klinik çalışmayı ve toplam 691 hastayı değerlendirdi; bu hastalarda bilişsel işlevlerde anlamlı iyileşmeler saptandı. Baş, “Mini Mental Durum Testi ve ADAS-Cog gibi bilişsel testlerde belirgin puan artışları görülmesi, diyetin klinik olarak ölçülebilir bir etki yaratabildiğini gösteriyor” diyor.
Başka çalışmalar da ketonların beyin hücrelerinde enerji üretimini artırabildiğini, oksidatif stresi azaltabildiğini ve bazı hastalarda hafıza performansını destekleyebildiğini gösteriyor. Ancak Baş’a göre bilim insanları bu etkiyi “umut verici ama sınırlı” olarak tanımlıyor.
Ketojenik diyet herkese uygun değil
İncelenen çalışmalarda bazı katılımcılarda trigliserit ve LDL kolesterol yükseldi; katı yapısı nedeniyle bazı hastalar diyete uzun süre uyum sağlayamadı. Çalışmaların çoğu 8-12 haftayla sınırlı olduğu için uzun vadeli etkileri ve güvenliği henüz net değil. Baş uyarıyor: “Özellikle kalp-damar hastalığı ve lipid metabolizma bozukluğu olan bireylerde mutlaka hekim ve diyetisyen kontrolünde planlanmalıdır. Ketojenik diyet ilacın yerini alacak mucizevi bir çözüm olarak görülmemelidir.”
Baş’a göre beslenme Alzheimer’da tek başına bir tedavi değil, ancak doğru planlandığında hastaların yaşam kalitesine anlamlı katkı sunabilecek güçlü bir araç; daha büyük ve uzun süreli çalışmalarla tablo netleşecek. Riski azaltan genel öneriler için demans riskini azaltmak için 15 öneri yazımızı da okuyabilirsiniz.
Ketojenik diyet hakkında sık sorulan sorular
Ketojenik diyet Alzheimer’ı tedavi eder mi?
Prof. Dr. Murat Baş’a göre hayır; bilişsel işlevleri destekleyebilecek umut verici ama sınırlı bir yaklaşım, ilacın yerini tutmuyor.
Bu diyetin riskleri neler?
Bazı kişilerde trigliserit ve LDL kolesterol yükselebiliyor; diyete uzun süre uyum sağlamak zor olabiliyor.
Alzheimer hastası bu diyete kendi başına başlayabilir mi?
Hayır. Özellikle kalp-damar ya da lipid sorunu olanlarda diyet mutlaka hekim ve diyetisyen kontrolünde planlanmalı.
Görüş: Prof. Dr. Murat Baş, Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı
Kaynaklar




