Ana Sayfa Çevre Yeni nesil ticaretin pasaportu: Sera gazı hesaplama zorunluluğu

Yeni nesil ticaretin pasaportu: Sera gazı hesaplama zorunluluğu

Sürdürülebilirlik artık bir “tercih” ya da halkla ilişkiler stratejisi olmaktan çıktı. Küresel ısınmanın etkilerini kapımızda hissettiğimiz bu dönemde, karbon ayak izini ölçmek ve raporlamak, modern ticaretin en sert kuralı haline geliyor. Peki, Türkiye’deki işletmeler ve global aktörler için sera gazı hesaplaması neden artık bir lüks değil, yasal bir zorunluluk?

Yeşil Mutabakat ve Sınırda Karbon Düzenlemesi

Sera Gazı Hesaplama Zorunluluğu kapsamında fabrikaların karbon ayak izi ölçümünü temsil eden endüstriyel görsel.

Karbon Ayak İzi ve Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKDM)

Avrupa Birliği, 2050 yılına kadar dünyanın ilk “iklim-nötr” kıtası olma hedefini koyduğunda, bu sadece bir çevre politikası olarak görülmüştü. Ancak Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile bu politika, küresel ticaretin merkezine yerleşti. Artık mesele sadece “temiz üretim” değil; üretilen malın Avrupa sınırlarından geçerken tabi tutulacağı ek mali yükümlülüklerdir.

1- Karbon Kaçağını Önlemek: Eşit Rekabet Koşulları

AB içindeki üreticiler, sıkı emisyon kotaları ve karbon vergileriyle maliyet artışı yaşarken, AB dışındaki (karbon düzenlemesi olmayan) ülkelerden gelen ucuz ve yüksek emisyonlu mallar haksız rekabet yaratıyordu. SKDM, bu adaletsizliği gidermeyi amaçlıyor. Yani, karbon salımı yüksek olan Türk ihracatçısı, aradaki farkı Avrupa sınırında “karbon vergisi” olarak ödeyecek. Bu, “kirleten öder” ilkesinin uluslararası ticaretteki en somut halidir.

2- “Ticari Pasaport” Olarak Sera Gazı Beyanı

Eskiden bir ürünün Avrupa’ya girmesi için CE belgesi veya ISO standartları yeterliydi. Şimdi ise bu listeye “Ürün Karbon Ayak İzi” (Product Carbon Footprint) verisi eklendi. Bu beyan, ürünün ham maddesinden fabrikadan çıkışına kadar olan tüm yolculuğunu kapsıyor.

  • Doğru Hesaplama: Eğer bir şirket karbonunu profesyonelce hesaplayıp raporlamazsa, AB gümrükleri o sektör için belirlenen en kötü senaryo (en yüksek emisyon) üzerinden vergilendirme yapacaktır.
  • Maliyet Avantajı: Sera gazı hesaplama hizmeti alan bir işletme, emisyonlarını minimize ederek bu vergiden tasarruf edebilir ve rakiplerinin önüne geçebilir.

3- Kritik Sektörler ve Genişleyen Kapsam

Başlangıç aşamasında SKDM; demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen gibi “karbon yoğun” sektörlere odaklanıyor. Ancak bu sadece buzdağının görünen kısmı. Geçiş dönemi tamamlandığında, tekstilden gıdaya kadar AB’ye giden her ürün bu dijital pasaporta sahip olmak zorunda kalacak.

Türkiye’nin ihracatının yaklaşık %50’sini AB ülkelerine yaptığı göz önüne alınırsa; sera gazı hesaplaması yaptırmamak, aslında Avrupa pazarına veda etmekle eş anlamlı hale gelebilir.

Eğer bir işletme, ürününü AB pazarına ihraç etmek istiyorsa, artık sadece kalite belgelerini değil, o ürünün “karbon yükünü” de beyan etmek zorunda. Bu durum, sera gazı hesaplama hizmetini bir maliyet kaleminden ziyade, pazarda kalabilmek için gerekli bir “ticari pasaporta” dönüştürüyor.

Türkiye’de Mevzuat Ne Diyor?

Türkiye, Paris İklim Anlaşması’na taraf olması ve 2053 “Net Sıfır” hedefini belirlemesiyle birlikte iç mevzuatında ciddi düzenlemelere gitti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik, belirli sektörlerdeki tesisler için izleme, raporlama ve doğrulama (İRD) süreçlerini zorunlu kılıyor.

Ancak kapsam genişliyor. Sadece ağır sanayi değil; lojistik, tekstil ve gıda gibi sektörler de artık finansman kaynaklarına (yeşil kredi vb.) erişebilmek için karbon ayak izi verilerini şeffaf bir şekilde sunmak durumunda kalıyor.

Neden Profesyonel Bir Hesaplama Hizmeti Alınmalı?

Sera gazı hesaplaması, basit bir toplama işleminden çok daha karmaşıktır. Bu süreç genellikle uluslararası geçerliliği olan ISO 14064 standartlarına dayanır ve şu üç kapsamı (Scope) içerir:

  1. Kapsam 1: Doğrudan emisyonlar (şirket araçları, yakıt tüketimi).
  2. Kapsam 2: Satın alınan enerji (elektrik, ısıtma/soğutma).
  3. Kapsam 3: Tedarik zinciri, atık yönetimi ve çalışan ulaşımı gibi dolaylı emisyonlar.

Profesyonel bir hesaplama hizmeti, işletmenizin zayıf noktalarını tespit ederek enerji verimliliği sağlar ve gelecekteki “karbon vergisi” yükünü hafifletmek için stratejik bir yol haritası sunar.

Ölçemediğiniz bir şeyi yönetemezsiniz. Karbon ayak izini yönetemeyen şirketler, yarının dünyasında rekabetçiliğini kaybedecektir.


🌐 Bunlar da ilginizi çekebilir:



🎯 Sponsorlu içerik ve tanıtım yazısı fırsatımızı keşfedin. İndigo Dergisi’nde tanıtım yazısı yayınlatın; asla silinmeyen/süresiz içeriklerle markanızı yüz binlerce okura ulaştırın. 👉 Reklam paketlerini incele
Dilek Aşan
1972 yılında Mersin’de doğmuş, ilk, orta, lise ve üniversite öğrenimim Adana’da tamamlamıştır. İnönü Üniversitesi Tekstil Teknikerliği, Çukurova Üniversitesi İktisat bölümlerinde sürdürdüğü lisans eğitimini, Mersin Üniversitesi Kamu Yönetimi Yönetim Bilimleri yüksek lisans eğitimi takip etmiştir. Mersin’de bir holdingde çalışmaya başlamış, bu holdingde Yönetim Sistemleri konusunda danışmanlık yapan C.D.I.E. SRL kuruluşu ile bu Fransız holdingin fabrikalarında Kalite Yönetim Temsilciliği görevi üstlenmiştir. Bu fabrikalarda gerçekleştirdikleri projeden sonra danışmanlık hizmeti veren Fransız Danışmanlık firması ile Mersin Ticaret Odasında verdikleri bir eğitimde yeniden karşılaştığında, bu danışmanlık firması birlikte çalıştıkları holding projelerinde onlara asiste ederken sergilediği özverili performanstan çok memnun kaldıkların bildirmiş ve kendileriyle çalışmasını teklif etmiştir. İstanbul’a taşınması da yine kendisini aynı danışmanlık firmasının merkez ofislerine transfer etmeleri sonucunda olmuştur. Her gün onlarca konuyu öğrenmek ve işletmelerde hayata geçirmek, kurumsallaşma aşamalarında bulunmaktan haz duymuş ve mesleğimi bulduğunu bu noktada fark etmiştir. Firma Türkiye’deki faaliyetini tamamlayınca Taksim’de kendi şirketini kurmuştur. Taksim Danışmanlık Hizmetleri markasıyla bu yıl 14. yılını tamamlamaktadır. İlk müşterilerinden biri olan CNR Holding ile yaklaşık 7 yıl boyunca Kalite Yönetim Sistemleri, Çevre ve İş Güvenliği Yönetim Sistemlerini, TSE ve diğer marka denetimlerinin de danışmanlığını yürütmüştür. 14 yıldır sektörde 6000’in üzerinde firmaya farklı alanlarda hizmet sağlamıştır. “Kurumsal Sürdürülebilirlik ve Ecovadis Süreci” adlı kitap çalışması tamamlanmış ve editörün son kontrolündedir. Birkaç ay içerisinde sektöre çok fayda sağlayacak bir kaynak olarak kitapçılarda yerine alacaktır. Halen aktif olarak firmalarına Kalite, Sosyal Uygunluk, Tedarik Zinciri Yönetimi ve Denetimi, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilirlik Raporlamaları ve Sürdürülebilirlik Ödül Programlarıyla ilgili danışmanlık ve eğitim hizmeti sağlamaktadır.